20 Eylül 2009 Pazar

YAYINLANMIŞ BİLGİ VE BELGELERE GÖRE ERMENİ OLAYLARI KRONOLOJİSİ / 2007 / 9

08 OCAK 2007 – Ermeni tasarısı geliyor.
ABD Temsilciler Meclisi üyesi Adam Schiff, Ermeni soykırımı iddialarını içeren bir tasarıyı yakında sunacağını açıkladı.
Türkiye'nin Los Angeles Konsolosluğu önünde, Ermenilerin düzenlediği protesto amaçlı beş günlük açlık grevi nedeniyle bir açıklama yapan Schiff, "Kongre'deki yeni liderlik ile nihayet tasarıyı geçireceğimiz yolunda umutluyum" dedi. "Amerikan ulusu soykırımı tanımalıdır" diye konuşan Schiff, soykırım iddialarını Türkiye'nin de kabul etmesi gerektiğini öne sürdü.
Washington'da herkes, tasarının kabul edileceğine inanıyor. Rakip Demokrat Parti'nin denetimine geçen Kongre'nin bu adımını Başkan George W. Bush'un bile engelleyemeyeceği neredeyse herkesin ortak görüşü haline geldi. 7 yıl önce bir tasarıya engel olan eski Başkan Bill Clinton da, Başbakan Tayyip Erdoğan'a bu defa tasarıyı engellemenin çok zor olacağını söyledi. Türkiye'ye geçmişte hep destek olan Yahudi lobisinin ise, AKP'nin bazı politikaları ve açıklamaları nedeniyle desteğini çektiği bildiriliyor.

09 OCAK 2007 – Ermeniler, ABD'de kent kuruyor.
ABD'de yaşayan Ermeniler, kendi kentlerini kurmak için harekete geçti. İlk binalarını inşa etmeye başlayan Ermeniler, konu ile ilgili mahkemenin devam etmesine ve tepkilere rağmen geri adım atmıyor.
California eyaleti Santa Clara bölgesinde yaşayan Ermeniler, yalnızca kendilerinin yaşayacağı bir şehir kuruyor.
ABD'de yayın yapan ABC TV'nin haberine göre, adı Armenian Town olacak şehir, kültür merkezleri, ofis binaları, marketler, sosyal yaşam alanları, evler ve park alanlarından oluşacak. Kilisenin de yer alacağı kentin ilk binası ise inşa edilmeye başladı.
Eyaletteki Ermeni kökenli yetkililerden büyük destek gören proje, söz konusu alanda yaşayan ve Ermeni olmayanların başvurusu üzerine mahkemelik oldu. Projeyi yürütenler, bu ay yapılacak mahkemeye hazırlanıyor.
Ermeni kentinin, Amerika'ya göç eden ilk Ermenilerin yerleşeceği bölgenin üzerine kurulması ise bir başka tartışma konusu oluşturuyor. Terkedilmiş evlerden oluşan bölgeye imar izni verilmesi ile ilgili sorunlar süreci daha da karmaşık hale getiriyor.
Taraflar, ay sonu yapılacak duruşmada bir anlaşmaya varmayı umuyor.

10 OCAK 2007 – Bush'a 'Türkler soykırım yapmadı' CD'si.
Erzurum'daki Asılsız Soykırım İddialarıyla Mücadele Derneği (ASİMED), Türklerin tarihte insanlığa yaptığı hizmetlerden örneklerin yer aldığı CD'yi, ABD Başkanı George W. Bush, ABD'li senatörler ve Temsilciler Meclisi üyelerine gönderdi.
Atatürk Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nde okuyan 800 öğrenci de hazırladıkları bilgilendirme metinlerini ABD Başkanı Bush başta olmak üzere senato üyelerine e-mail olarak yolladı.
ASİMED Başkanı Yrd. Doç. Dr. Savaş Eğilmez, Amerika Birleşik Devletleri'nde yeni kongrenin ocak ayında göreve başlamasının ardından, kongrenin her iki kanadına da sözde soykırımın tanınmasını öngören tasarıların sunulmasının kesinleştiğini belirtti.
Amerikan Ermeni Ulusal Komitesi'nin (ANCA) sözde Ermeni soykırımının yeni dönem ABD Kongresi'nin gündemine getirilerek tanınması yönünde kampanya başlattığını vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Eğilmez, bunun üzerine Türkler'in tarihte insanlığa yaptığı hizmetlerden örneklere yer verdikleri bir CD hazırlayarak ABD Başkanı George W. Bush, ABD'li senatörler ve Temsilciler Meclisi üyelerine gönderdiklerini açıkladı. İngilizce olarak hazırlanan CD'de insanlık derslerinden en iyi örneklerin bulunduğunu dile getiren Yrd. Doç. Dr. Eğilmez, şöle konuştu:
"Amerika'daki Ermeni lobisi, Demokratların seçimi kazanması ve destekçileri Nancy Pelosi'nin, Temsilciler Meclisi Başkanı olmasından dolayı büyük bir heyecan içindeler. Ermeniler, soykırım yalanının Amerikan Kongresi'nde oylanabilmesi için seçim sonuçları belli olur olmaz büyük bir kulis çalışmasına başladı. Amaçları dünyanın en güçlü ülkesinde sözde soykırımı kabul ettirdikten sonra Türk tarafından önce tazminat, sonra da toprak talebinde bulunmaktır. Bizde dernek olarak ABD Başkanı Bush, ABD'li senatör ve Temsilciler Meclisi üyelerine yönelik bilgilendirme kampanyası başlattık. Ayrıca elektronik postalarla bilgilendirme mesajları atıyoruz. Bu konuda halkımızdan da destek bekliyoruz. Vatandaşlarımız `http://schiff.house.gov' ile `sf.nancy mail.house.gov' adreslerine Türklerin tarihteki insanlık derslerinden örnekleri göndersinler."
CD'DE NELER VAR?
ASİMED tarafından ABD Başkanı Bush, senatörler ve Temsilciler Meclisi üyelerine gönderilen CD'de şu bilgiler ve belgeler yer alıyor.
- 499 yılında Akhunlar, en büyük düşmanları olan hatta onları tarih sahnesinden silen Sasani Devleti'ni ünlü Mazdek İsyanı'ndan kurtarmıştır.
- Bugün kan gölüne dönmüş olan Bağdat ve çevresinin bütün tarihi boyunca en mutlu günlerini orta çağ boyunca Selçuklu hâkimiyeti altında yaşamıştır. Hatta bölge halkının şiirleri, türküleri ve hikâyeleri ile Türklere methiyeler düzüp minnettarlıklarını sundukları bilinen bir gerçektir.
- 1147- 1149 yılları arasında gerçekleşen Haçlı seferinde, Sultan Mesud'un, kendilerini katletmek için gelen Haçlıları açlıktan ve hastalıktan kurtararak yurtlarına geri gönderdiği ve 1492 yılında Avrupa'daki katliamdan kaçan Yahudilere kucak açan tek ulusun yine Türk Milleti olduğu bilinmektedir.
- Ayrıca Irak'ta Saddam'dan kaçan Kürtlere kucak açan ve onları büyük bir katliamdan kurtaran milletin yine Türkler olduğu belgeleriyle mevcuttur.
Bütün başarı öykülerinin kahramanları gibi mutluluğunun tadını çıkarmaya Orhan Pamuk’un da hakkı var.

12 OCAK 2007 – Ermeni asıllı asker duygu dolu anlar yaşattı.
Dokuduğu Atatürk portreli halıyı Tugay Komutanı'na hediye etti.
Tekirdağ Beşiktepe Kışlası'nda gerçekleştirilen 313'üncü kısa dönem erbaşların yemin töreninde, Ermeni asıllı 27 yaşındaki Aleks Mesropyan'ın asker ocağında dokuduğu Atatürk portresi desenli halıyı Tugay Komutanı Tuğgeneral Mehmet Dasal'a hediye etmesi duygu dolu anlar yaşattı. Aleks Mesropyan, bir Türk vatandaşı olarak vatani görevini yapmaktan gurur duyduğunu söyledi.
Tekirdağ 8'inci Mekanize Tugay Komutanlığı'na bağlı Beşiktepe Kışlası'nda 313'üncü kısa dönem erbaşlar için yemin töreni düzenlendi. Törene Tekirdağ Valisi Aydın Nezih Doğan, Tugay Komutanı Tuğgeneral Mehmet Daysal ve Tekirdağ Belediye Başkan Vekili İlhan Saltık katıldı.
Törende 246 erbaş yemin ederken, aileleriyle özlem giderdi. Yemin eden erbaşlardan İstanbul'da yaşayan Ermeni asıllı Aleks Mesropyan asker ocağında 15 gün içinde dokuduğu 1 metre boyunda 70 santimetre genişliğindeki Atatürk portreli halıyı, Tugay Komutanı Tuğgeneral Mehmet Daysal'a, 313'üncü kısa dönem erbaşlar adına hediye etti.
Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Desen Tasarım Bölümü'nden mezun olan Aleks Mesropyan'ın bu davranışı törene katılanlara duygu dolu anlar yaşattı. Bir Türk vatandaşı olarak vatani görevini yapmaktan gurur duyduğunu belirten Mesropyan, "Babam Rober, annem Janet ve kız kardeşim Diana ile hasret gideriyorum. Atatürk sayesinde bu topraklarda yaşıyoruz. Bu ülkede yaşıyorsak din, ırk ayrımı yapılmadan herkes üzerine düşen görevi yerine getirmelidir" diye konuştu.
Erbaşlar, geçit töreninin ardında aileleri ile hasret giderdi.

14 OCAK 2007 – Arjantin’e Ermeni yasası için tepki.
Dışişleri Bakanlığı, Arjantin Cumhurbaşkanı Nestor Kirschner’in sözde Ermeni Soykırımı’nı tanıyan yasa tasarısını onaylamasını sert bir dille kınadı.
Yapılan açıklamada, “Tarihi gerçeklerle hiçbir şekilde bağdaşmayan tasarının iç politika hesaplarına dayandığı açıktır. Kendi tarihindeki olaylarla yüzleşmesi gereken bir ülkenin, başka bir coğrafyanın tarihine ilişkin bir dönem hakkında hüküm vermeye kalkışması ciddiyetten uzak ve etik olmayan bir yaklaşımdır. Kınıyoruz” ifadesi yer aldı.

16 OCAK 2007 - Erdoğan'a sözde Ermeni soykırımı sorusu.
Denizli CHP Milletvekili Haşim Oral, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, Başbakanlığı döneminde kaç ülke parlamentosunun sözde Ermeni soykırımıyla ilgili Türkiye aleyhine karar aldığını sordu.
TBMM Başkanlığı'na Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi veren Haşim Oral, Başbakan Erdoğan'a ABD Başkanı Bush ve Lübnan'da yaptığı görüşmelerin tutanaklarını da sordu. Oral, 8 maddelik soru önergesinde CHP'nin öncülük ettiği, AKP milletvekillerinin de destek olduğu, Başbakan olarak kendisinin de imzasının bulunduğu, `Ermenilerin tezlerini reddeden, suçlamalarını kabul etmeyen 22'nci dönemde yabancı parlamentolara gönderilen memorandumun takibini ve etkisini yurt gezilerinde gündeme alıp almadığını, CHP'nin konuğu olarak gelen ve TBMM Başkanı Arınç'ın da desteği ile TBMM'ye bildiri sunan bilim adamlarından ve çalışma gruplarından dünyanın herhangi bir köşesinde yararlanıp yararlanmadığı, Dışişleri Komisyonu'nun konu ile ilgili daha aktif çalışma yapma adına yaptığı başvuruları neden dikkate almadığını' sordu.
Oral, Başbakan Erdoğan'a, "TBMM ve onun Dışişleri Komisyonu sizce önemsiz bir birim mi?" sorusunu yöneltirken, şimdiye kadar kaç ülke parlamentosunun sözde Ermeni Soykırımı ile ilgili Türkiye'nin aleyhine karar aldığını da açıklamasını istedi. Oral önergesinde, "TBMM ya da Dışişleri Komisyonu'yla paylaşmadığınız gizli görüşmelerinizi 22'nci dönem bitmeden bizimle paylaşacak mısınız? Örneğin Lübnan'da yaptığınız görüşmelerde bu konu gündemde oldu mu? Tutanaklarda var mı? Sizden sonra görev yapacak hükümetin bu tutanaklara ihtiyaç duyacağını hiç dikkate alıyor musunuz? Örneğin Bush ile yaptığınız görüşme tutanaklarına yarın görev yapacak hükümetlerin çok ihtiyacı olacağının farkında mısınız?" sorularının da yanıtlanmasını istedi.

16 OCAK 2007 – ABD'li sigorta şirketi Ermenilere ödeme yapmaya b sigorta şirketi New York Life, 1915'te Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşayan Ermeni müşterilerinin mirasçılarına ilk ödemeleri yapmaya başladı.
Ödemeleri yapmakla yükümlü banka olan HSBC'nin Erivan'daki şubesinden bir yetkili, "Ermenistan'da 1353 kişiye sigorta ödemesi yapılacak. Bankamıza ulaşan toplam miktar 3 milyon 650 bin dolar" dedi.
Amerikan şirketinin dünya çapında ödemesi gereken toplam miktarın 20 milyon dolar olduğu, bunun 11,9 milyon dolarının şahıslara, 3 milyon dolarının da Ermeni hayır kurumlarına gideceği, geri kalanının ise bazı hak sahiplerine ve Ermeni Kilisesine dağıtılması için kurulan bir fona aktarılacağı belirtiliyor.
Ermenistan Adalet Bakanı David Harutiunyan da, televizyona yaptığı açıklamada, "Şirket, dünyadaki 6 bin 500 Ermeni'den talep aldı, ancak sadece 2 bin 500'ü geçerli sayıldı" dedi ve 26 ülkedeki Ermenilere ödeme yapılmasını istedi.
New York Life, 20. yüzyılın başlarında satılan sigorta poliçeleriyle ilgili olarak ABD'de Ermeni derneklerinin açtığı davayı 30 Temmuzda kazanmaları üzerine ödeme yapmayı kabul etmişti. Mahkeme, sigorta şirketinin listede adı bulunan kişilerle akrabalık bağlarını kanıtlayabilen kişilere ödeme yapmasını karara bağlamıştı.
A.A.hür

19 OCAK 2007 - Hrant Dink öldürüldü.
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, Halaskargazi Caddesi üzerinde bulunan gazetenin çıkışında uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetti.
Eşgali belirlenen saldırgan aranmaya başlandı.
Bardakoğlu'ndan Hrant Dink'in öldürülmesini tepki:
`Ülkemizi zedeleyen olumsuzluk'
Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr. Ali Bardakoğlu, gazeteci Hrant Dink'in, uğradığı silahlı saldırısı sonucu hayatını kaybetmesini değerlendirdi.
Prof. Dr. Bardakoğlu, Konya Büyükşehir Belediyesi'ni ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, "Bu tür olaylar, hepimizi üzen olaylardır. Ülkemiz birlik, dirlik ve huzur ülkesidir. Kimse kimsenin burnu kanatmasın. Emniyetimiz gereken tedbiri alacaktır ve sorumlular yakalanacaktır. Ülkemizi fevkalede zedeleyen, gölgeleyen olumsuzluklardır. Bunların hiç birini tasvip etmek mümkün değildir. Duamız, gönlümüzdeki umudumuz, bunların hiç olmamasıdır" dedi.

19 OCAK 2007 – Gazeteci Hrant Dink silahlı saldırıda öldü.
Gazeteci yazar Hrant Dink, Agos Gazetesi'nin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti.
Cumhuriyet Savcılığı'ndan alınan ilk bilgilere göre, Hrant Dink, gazetenin önünde arkadan kafasına aldığı üç kurşunla hayatını kaybetti. Görgü tanıkları beyaz şapkalı birinin ateş ettiği bilgisini verdi. Gazetenin yayın kurulu üyesi Serkis Seropyan, Dink'in yemek yedikten sonra bir kişi tarafından kapının önüne çağrıldığını belirterek, ”Birisi kapının önünde başına 3 el kurşun sıkmış” dedi. Görgü tanıkları, 1.65 boylarında, 25-30 yaşlarında bir kişinin koşarak ara sokağa kaçtığını ifade ettiler.
3 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI
İstanbul Valisi Muammer Güler, olayla ilgili 3 kişinin gözaltına alındığını, saldırganın eşgalinin belirlendiğini açıkladı. Güler ayrıca telefon kayıtlarının da incelendiğini bildirdi.
Halaskargazi Caddesi üzerindeki gazete binasından çıkışı sırasında silahlı saldırı sonucu ölen Hırant Dink'e silahlı saldırıda bulunan kişinin, 18-19 yaşlarında, kot pantolonlu ve beyaz şapkalı olduğu bildirildi. Polis, saldırganın yakalanması amacıyla bölgede, metro, otobüs ve vapur iskelelerinde güvenlik önlemleri aldı. Emniyet güçlerinin verilen eşkal doğrultusundaki çalışmaları sürerken, Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Taksim Meydanı'nda şüpheli 2 kişi tespit etti. Bu kişiler, durumları incelenmek üzere Taksim Polis Merkezi'ne götürüldü. Ancak yapılan sorgulamadan sonra bu kişilerin cinayetle ilgisi olmadığı açıklandı.
CESET BİR SAAT BEKLETİLDİ
Gazeteci Dink'in beyaz örtüyle üstü örtülmüş cesedi yaklaşık bir saat Halaskârgazi Caddesi üzerinde bulunan Sebat Apartmanı'nın önünde bekletildi. Polis tarafından çevirilen binanın etrafından güvenlik çemberi oluşturuldu. Dink'in arkadaşları Ali Bayramoğlu ve Nuray Mert, Agos Gazetesi'ne gelen ilk kişilerden oldu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin'in ve olay yeri inceleme ekiplerinin gelmesinin ardından Dink'in cesedi olay yerinden alındı. İstanbul Valisi Muammer Güler de Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'e yönelik silahlı saldırının ardından olay yerine geldi.
PROTESTO GÖSTERİSİ YAPILDI
Cesedin olay yerinden alınarak ambulansla Adli Tıp Kurumu'na nakledildiği sırada olay yerinde toplanan bir grup, Dink'i alkışlarla uğurladı. Daha sonra "Yaşasın halkların kardeşliği", "Katil devlet hesap verecek" ve "Hrantlar ölmez" sloganları atıldı. Grup, daha sonra Taksim Meydanı'na yürüdü. Meydanda toplanan grup akşam saat 20.00'de de Agos Gazetesi'ne yürüyecek. Ankara'da da saat 18.00'de bir protesto gösterisi ve yürüyüş yapıldı.
TAKSİM'DE YÜRÜYÜŞ VE OTURMA EYLEMİ
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesini protesto etmek amacıyla Taksim'e kadar yürüyen grup, burada oturma eylemi başlattı.
Hrant Dink'in cenazesinin olay yerinden kaldırılmasının ardından, çeşitli sloganlar atarak Taksim'e kadar yürüyen gruptakiler, tramvay durağının yanında oturma eylemine başladı.
Oturma eylemi sırasında çeşitli sloganlar atan gruptakilerin sayısı, yeni katılımlarla birlikte 350'ye kadar ulaştı.
Gruptakilerin, saat 20.00'ye kadar oturma eylemini sürdürecekleri, daha sonra buradan tekrar Halaskârgazi Caddesindeki Agos Gazetesine kadar yürüyüş yapacakları öğrenildi.
DÜNYA BASINI FLAŞ OLARAK VERDİ
Uluslararası haber ajansları ve haber kanalları haberi flaş olarak verdi. Reuters, Türk asıllık Ermeni yazar Hrant Dink'in silahlı saldırı sonucu öldürüldüğünü haber verdi. Fransız haber Ajansı AFP, "Dink, genel yayın yönetmeni olduğu haftalık Agos gazetesinin önünde öldürüldü" dedi. BBC de, "Türk-Ermeni yazarı, ateş edilmesi sonucu öldürüldü" sözleriyle haberi duyurdu.
CNN İnternational ise Dink'in Osmanlı Döneminde “Ermenilerin öldürülmesi”ne karşı konuştuğunu belirterek “Kendisini bir hain olarak gören milliyetçilerden tehditler almıştı” değerlendirmesini yaptı. Dink'in öldürülmesine ilişkin ayrıntılar veren CNN İnternational, Dink'in “Türk devletine hakaret” suçlaması ile hakkında çeşitli davaların açıldığına dikkat çekti.
CNN, “Ermeniler ve başka ülkelerin Ermenilerin 20'inci yüzyılın başlarında öldürülmesini soykırım olarak görüyor ancak bu iddia, Ermeniler ve Türklerin iç çatışmalarda öldürüldüğünü söyleyen Türk hükûmetince reddediliyor” dedi.
52 YAŞINDAYDI
Hrant Dink 15 Eylül 1954'te Malatya'da doğdu. Anne-babası 1961 yılında Malatya'dan İstanbul'a taşınmalarının ardından boşandı. Hrant ve iki kardeşi ailenin bölünmesinin ardından Gedikpaşa'daki Ermeni Yetimhanesi'ne yerleştirildi.
Liseyi bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi'nde Zooloji eğitimi aldı. Bir süre sonra yetimhanede birlikte büyüdükleri Rakel ile evlendi.
MÜCADELE İLE GEÇEN BİR HAYAT
Kardeşleriyle birlikte açtıkları yayınevi, kırtasiye işini sürdürürken, eşi Rakel'le birlikte, kendileri gibi Anadolu'dan gelen kimsesiz ve yoksul çocukların yetiştiği Tuzla Ermeni Çocuk Kampı'nı yönetmeye başladı. Dink, Denizli Piyade Alayı'nda sekiz ay askerlik yapar.
Bazı cemaat gazetelerinde kitap eleştirileri ile başlayan yazı hayatı, basında çıkan yalan haberlere gönderdiği düzeltmeler ile duyulmaya başlar. Patrikhane'ye, ‘Ermeni toplumu çok kapalı yaşıyor, kendimizi iyi anlatırsak önyargılar kırılır' diyerek bu amaçla Türkçe bir gazete çıkarmayı önerir. 05 Nisan 1996 tarihinde ilk sayısı yayınlanan Agos gazetesinin kuruculuğunu, yayın yönetmenliğini ve başyazarlığını üstlenir. Agos dışında Zaman gazetesinde yazar. Ermeni Diasporasına 1915 olayları için soykırım kelimesini içermeyen daha yumuşak muhalefet yürütmeleri çağrısında bulunan Dink, Ekim 2005'te "Türklüğe hakaret"ten 6 ay hapis cezası aldı.

19 OCAK 2007 – Dink'in son köşe yazısı.
Suikastle öldürülen Dink'in Birgün Gazetesi'nde yayınlanan son köşe yazısını sunuyoruz.
Tarihin cilvesi.
Önce haberi yineleyeyim: "Restorasyonu geçen yıl tamamlanan, ancak açılışı adeta bir bilmeceye dönüşen Van'ın Ahtamar Adası'ndaki Surp Haç Ermeni Kilisesi'nin açılış tarihi üçüncü kez değiştirildi. Geçtiğimiz hafta sonunda Van Valiliği'nden yapılan yazılı açıklamada, restorasyonu ve çevre düzenlemesi tamamlanmış olan Ahtamar Kilisesi'nin 11 Nisan'da turizme açılacağı bildirildi. Uluslararası düzeyde konukların katılacağı açılış töreninin Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Van Valiliği'nin işbirliğinde düzenleneceği ifade edildi."
***
On yol önce "Ahtamar amele taburu" başlığıyla Vanlı yetkililere seslenmiş ve şöyle demiştim:
"Turist çekmek için "canavar" yaratacağınıza, burnunuzun dibinde hazır duran tarihi eserlere özen gösterin. Ne gerek var böylesi yanlış işlere? Van dediğiniz, tarihsel eserler açısından bir derya. Niçin oturup da adam gibi 'Şu bölgeyi nasıl yapsak restore etsek' diye düşünülmez. 'Ermeniler gelir'miş, varsın onlar da gelsin, görsünler atalarının yaşadığı yerleri, hasret gidersinler ne olur yani?" Ve eklemiştim:
"Eğer yardım ya da amele lazımsa biz hazırız.
Ey tarih... Ey gelecek!..
Türkiyeli, Ermenistanlı ve hatta Diasporalı gençler gönüllü.
'Ahtamar amele taburu' emirlerinize hazır... Bilesiniz.
Gelin, Ahtamarın restorasyonunu salt bir bina restorasyonu olarak bırakmayalım, aynı zamanda yıpranmış ruhlarımızı da restore edelim."
***
Sonuçta aradan 10 yıl gibi uzun bir süre geçmiş olsa da nihayet Ahtamar'ın restorasyonu tamamlandı. Gönül arzu ederdi ki, restorasyon Türkiye ve Ermenistan ülkelerinin işbirliğinin ajandasına girsin ve birlikte yapılsın. Yazık ki öyle olmadı.
Yine de projeyi üstlenen Cahit Zeydanlı'nın titiz çalışmasını, Ermenistan'dan uzmanlar getirip onların görüşlerine ve tavsiyelerine başvurma çabasını ve projenin uygulama safhasına Türkiye Ermenilerinden mimar Zakarya Mildanoğlu'nu da katmasını zikretmek ve bu değerli ekibe teşekkür etmek gerekiyor.
Yapabileceklerinin en iyisini yaptılar ve mükemmel sayılabilecek bir iş çıkardılar.
***
Onlar mükemmeli yaptılar ama gelin görün ki bürokratlar ve siyasetçiler de içine ettiler.
Bir türlü açılışı gerçekleştiremediler.
İlk etapta 4 Kasım 2006 olarak saptanan açılış tarihini, olumsuz hava koşulları gerekçesiyle 200/nin Nisan ayına ertelediler. Derken Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç tarafından törenin 24 Nisan'da yapılacağı bildirildi.
Koç'un ilan ettiği açılış tarihine ise tepkiler gecikmedi. Ermeni Patriği Mutafyan "Açılış 24 Nisan'da yapıldığı takdirde, kendisi dâhil hiçbir Er-meni'nin törene katılmayacağını duyurdu".
Geçtiğimiz hafta konu Meclis'e kadar uzandı. CHP İzmir Milletvekili Erdal Karademir açılış tarihinin Ermeni soykırımının yıldönümü olan 24 Nisan'a denkgetirilmesi-nin, AKP iktidarının politikasının bir sonucu olup olmadığını yazılı bir önergeyle sordu.
Milliyetçi basın ise Ahtamar Kilisesi'nin açılışının 24 Nisan olarak belirlenmesini "Van'da İntikam açılışı" başlığıyla manşete taşıdı.
Ve şimdi de 11 Nisan tarihi açıklandı.
***
Doğru bir işi bu kadar yanlış mecraya kaydırmak ve de eline yüzüne bulaştırmak ancak bu kadar becerilebilirdi.
Gizlenemez gizli niyet ancak bu kadar sırıtabilirdi.
Tam bir komedi... Tam bir rezalet!
Hükûmet "Ermeni sorunu" konusunda hâlâ doğru bir yöntem ve doğru bir yol tutturamadı.
Derdi sorun çözmek değil, güreşe soyunmuş pehlivan gibi puan kazanmak. Neyi, nasıl yapıp, arkaya dolanacak da rakibini kündeye oturtacak. Tüm tasası bu.
Hiç ama hiç samimi değil.
Güya Ermeni tarihçileri tarih konuşmaya çağırıyor ama kendi aydınlarını Ermeni soykırımı konusunda muhalif söylemlere sahip oldukları için de yargılamaktan çekinmiyor.
Doğu Anadolu'yu turizme kazandırmak için Ermeni kilisesini de restore ediyor ama "Bu işten nasıl daha fazla değişik siyasal yararlar sağlarım, dünyaya bunu nasıl pazarlarım?" diye de işin tadını kaçırmakta bir sakınca görmüyor.
Ahtamar Kilisesi'nin açılışının 24 Nisan'a kaydırılması işte bu gayrisamimi niyetin nasıl vitrine taşındığının da bir göstergesidir.
***
Ve şimdi dikkat buyurun!
Milliyetçi cenahın ve hatta Ermeni Patriği'nin bu tarih üzerine koyduğu itiraz, yapılan yanlışın düzeltilmesi için bir fırsat doğuruyorsa da bu kez tarihin cilvesi devreye giriyor.
Takvim-i hakikat, "O ki sen bir aymazlık yaptın, üstünü de ben tamamlayayım" diyor ve yeni seçilen 11 Nisan tarihinin aslında 24 Nisan'ın ta kendisi olduğunu ortaya koyuyor.
Nitekim 1915'in 11 Nisan'ıyla, bugünün 24 Nisan'ı aynı takvime ve aynı güne denk düşüyor.
Zaten de 24 Nisan Ermeni literatürüne sonradan, yeni takvimle geçmiş bir tarih. O tarihin aslı diğer bir deyişle Ermeni aydınlarının ve önderlerinin toplatılıp bilinmezliğe gönderilişlerinin tarihi aslında 11 Nisan 1915.
Şimdi ortada bir soru var:
24 Nisan'ı önce yeğleyen sona mahzurlu bulan ve şimdi de 11 Nisan'ı belirleyen işgüzarlar bakalım bu açıklamamızdan sonra 11 Nisan'ı da değiştirecek mi?
İsteyen soruyu şöyle de sorabilir tabi:
Emin misiniz? Son kararınız mı?

19 OCAK 2007 –'Dink'in şikâyet dilekçesi talimatla bize gelmedi'
Bursa Cumhuriyet Savcısı Ahmet Er, İstanbul'da silahlı saldırı sonucu öldürülen Ermeni asıllı gazeteci Hrant Dink'in, bir süre önce kendisine Bursa'dan gönderilen tehdit mektubunu verdiği Şişli Cumhuriyet Savcılığı'nın yazdığı talimat yazısının, kendilerine ulaşmadığını açıkladı.
Konuyla ilgili açıklama yapan Bursa Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Er, "Olay çok üzücü. Hrant Dink'in Şişli Cumhuriyet Savcılığı'na verdiği dilekçeyi Şişli Cumhuriyet Savcılığı araştırıyor. Savcılık bizimle ilgili adres tespiti isteyebilir. Bu da talimatla gerçekleşir. Henüz Bursa Cumhuriyet Savcılığı'na bu konuyla ilgili yazı gelmedi. Normalde bu yazının gelmesi 15 gün sürer" dedi.

19 OCAK 2007 – Dink'in seçilmesi manidar.
Başbakan, suikastın zamanlamasına dikkat çekti: "Soykırım iddialarının gündemde olduğu günlerde işlenmesi manidar."
Başbakan Erdoğan Hrant Dink'e yapılan suikast nedeniyle üzgün olduklarını belirtti. Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:
"Hepimizi sarsan bu menfur cinayet nedeniyle üzgünüz. Hain eller yine ülkemizi seçmiş ve İstanbul Şişli'de kan dökülmüştür. Açık söylüyorum bu saldırı Dink'in şahsında hepimize millet olarak birlik ve beraberliğimize, huzur ve istikrarımıza karşı yapılmıştır.
Alçakça işlenen cinayetin ardındakileri telil ediyorum planlayan veya azmettirenler, en kısa sürede ortaya çıkarılacak. Bu konu için Adalet ve İçişleri Bakanları harekete geçti.
Kanlı ellerin bu kez Dink'i hedef seçmesi manidardır. Özellikle bazı ülkelerde Ermeni soykırımının gündemde olduğu günlerde işlenmiş olması manidardır.
Biz asırlardır bu topraklarda barış ve huzurla yaşamayı başardık. Hiçbir kanlı plan birlik ve beraberliğimiz bozamayacaktır. Aziz milletimiz bu sınavı da aşacaktır."
Erdoğan programı uygun olursa Dink'in cenazesine katılacağını ancak bakanlarım mutlaka orada bulunacağını söyledi.
hür

19 OCAK 2007 – Ermeni Köyü, Hrant Dink'in öldürülmesini kınadı.
Türkiye'nin tek Ermeni Köyü olarak bilinen Hatay'ın Samandağ İlçesi'ne bağlı Vakıflı Köyü'nün muhtarı Berç Kartun, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesini kınadı.
Yaşayanlarının tamamı Ermeni asıllı Türk vatandaşı olan 150 nüfuslu köyün muhtarı Berç Kartun, Hrant Dink'in öldürülmesinin Türkiye ile AB'nin ilişkilerini bozmak isteyenlerinin işine geleceğini savundu. Ermeni asıllı Türk vatandaşları olarak Vakıflı Köyü'nde huzur içinde mutlu şekilde yaşadıklarını anlatan muhtar Berç Kartun, "Ermenilerin önde gelen gazetecilerinden Hrant Dink'in öldürülmesini kınıyoruz. Bu insanlık suçudur. Bu saldırı Türkiye'yi karıştırmak isteyenlerin işi olabilir. Bu olay Türkiye ile AB'nin ilişkilerini bozmaya çalışanlarına işine yarayacaktır" dedi.
Muhtar Kartun, Hrant Dink'in katil zanlılarının bir an önce yakalanmasını da temenni ettiklerini sözlerine ekledi.
19 OCAK 2007 – Cumhurbaşkanı: Utanç verici saldırıyı kınıyorum.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Agos Gazetesi Genel yayın Yönetmeni Gazeteci Hrant Dink'e yönelik silahlı saldırıyı nefret kınadığını belirterek, “Bu tür insanlık dışı davranışlar, asla amacına ulaşamayacaktır” dedi.
Sezer, Dink'in silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirmesi nedeniyle bir mesaj yayımladı. Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden yapılan açıklamaya göre, Sezer'in mesajı şöyle:
“Hrant Dink'in Agos Gazetesi önünde uğradığı saldırıyla yaşamını yitirmesinden derin üzüntü duydum. Bu çirkin ve utanç verici saldırıyı nefretle kınıyorum. Bu tür insanlık dışı davranışlar, asla amacına ulaşamayacaktır. Ulusumuzu derinden yaralayan bu saldırının faillerinin bir an önce yakalanması, hepimizin öncelikli beklentisidir. Böyle üzücü olayların bir daha yaşanmamasını diliyor, Hrant Dink'in ailesine, basın dünyamıza ve ulusumuza başsağlığı dileklerimi iletiyorum.”
Cumhurbaşkanı Sezer, olayla ilgili olarak İstanbul Valisi Muammer Güler'den bilgi aldığı belirtildi. hür A.A

19 OCAK 2007 - Dink cinayetiyle ilgili12 kişi gözaltında.
Hrant Dink'e silahla saldırdığı öne sürülen 12 kişi, Taksim'de polis ekipleri tarafından gözaltına alındı.

19 OCAK 2007 – Bakan Aksu ve Bakan Çiçek, Hrant Dink cinayeti hakkında açıklamalarda bulundu.
Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, “hunharca ve alçakça” olduğunu söylediği Hrant Dink suikastının “iyi hesaplanmış bir provokasyon” olduğunu belirtti. İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu ile birlikte İstanbul'da soruşturmayı inceleyen Çiçek, olayın aydınlatılması için hiçbir çabanın esirgenmeyeceğini bildirdi.
Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, hunharca ve alçakça olduğunu söylediği Hrant Dink suikastının “iyi hesaplanmış bir provokasyon” olduğunu ifade etti. Çiçek, “Olayın aydınlatılması için hiçbir çabanın esirgenmeyeceğinin bilinmesinde yarar var” dedi.
Çiçek ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu ve İstanbul Valisi Muammer Güler'le birlikte valilikte basın toplantısı düzenledi. Çiçek "Bu cinayet hunharca ve alçakça işlenmiş bir cinayettir" diyen Çiçek şöyle dedi:
"Hiçbir neden, hiçbir amaç ve hiçbir gerekçe bu cinayetin menfurca ve alçakça olduğu gerçeğini değiştiremez. Bu cinayet ülkenin birliğine kardeşliğine, dirliğine, barışına demokrasi çabalarına yönelmiş bir cinayettir. Hrant Dink'in seçilmiş olması özellikle üzerinde durulması gereken bir durumdur. Bunun altını özellikle çiziyorum. Bu iyi hesaplanmış bir provokasyondur. Bazı ülkelerde sözde soykırım tartışmalarının gündeme geldiği ve yasal bir statüye kavuşturulmak istendiği bir dönemde yapılmış olması son derece manidardır."
Çiçek olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için ilgili birimlerin gerek Ankara'da gerek İstanbul'da görev yaptığını söyledi. Çiçek, "Olayın aydınlatılması için hiçbir çabanın esirgenmeyeceğinin bilinmesinde yarar var" dedi.
Çiçek ayrıca, "Tahkikatın bir süre gizlilikle ve hassasiyetle sürdürülmesi gerekmektedir" diyerek, soruşturmayla ilgili yayınlar konusunda basını uyardı ve kamuoyundan anlayış beklediklerini söyledi.
Abdülkadir Aksu da emniyetin olayın tüm boyutlarıyla incelendiğini ifade ederken, faillerin yakalanıp yargıya teslim edileceğini söyledi.
Aksu ayrıca Türkiye Ermenileri Patriği Mesrob Mutafyan'ı da ziyaret ederek taziye sunacaklarını kaydetti.
hürANKA


19 OCAK 2007 - Eşi ve kızı hastaneye kaldırıldı.
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesinin üzerine olay yerine gelen eşi Rakel ve kızı Sera, sinir krizi geçirdikleri için hastaneye kaldırıldılar.

19 OCAK 2007 – Hayatı, resmî olmayan Ermeni tarihi.
Gazeteci- yazar Hrant Dink'in ilgi çekici yaşam öyküsü 2 Ekim 2005 tarihli Hürriyet Pazar'ın Albüm köşesinde Emel Armutçu imzasıyla yayınlanmıştı.
Türkiye'de Ermeni denince akla gelen, "Ermeni meselesi" denince ise başvurulan ilk birkaç isimden biri. Ermenilerin 1915'te Türkiye topraklarında yaşadığı bir soykırım mıydı, değil miydi, sorusunun sorulduğu ilk kişilerden.
Türkiye'de Ermeni meselesiyle ilgili bir konferans mı düzenlenecek, konuşmacı listesinin başında illa ki yine onun adı. Bunun nedeni, on yıldır bir cemaat gazetesi olmaktan çok, Türkiye'de yaşayan Ermenilerin belki de Patrikhane'den daha fazla kapısı, penceresi olmuş, sivil toplum kuruluşu haline gelmiş Agos gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni olması. Ama ona sorarsanız, bütün bu yaptıkları, bir gazete yayın yönetmeninin "haddini ve çapını" aşan şeyler. O zaman niye böyle? Çünkü onun kadar bu "mesele"ye kafa yormuş, yazmış çizmiş, okumuş anlatmış, tecrübe edinmiş, kısaca gönül koymuş insan sayısı çok az. Peki kim Hrant Dink? Avrupa Birliği rüzgârını arkasına alıp, üstelik dış mihrakların ekmeğine yağ sürüp "yaygara koparan", bu nedenle yumurtalanmayı ve domateslenmeyi hak eden gayrimüslim Türk vatandaşı mı? Yoksa iki toplumun, yıllar ve yıllar önce çok uzun süre yaptığı gibi, "düzgün bir üslupla" bir arada yaşayabilmesi için çaba harcayan samimi bir demokrat mı? Cevap vermeden ve bu yazıyı okumadan önce, Bekir Coşkun'un 27 Eylül günü Hürriyet'te yayınlanan ve anneannesini anlattığı yazısını okumanızı öneririm. Çünkü bu, sadece resmiyetten kemikleşmiş tarih penceresinden bakarak cevaplanabilecek bir soru değil. Hrant Dink'in hikayesi de öyle; içinden insanın ve duygunun geçtiği tüm hikayeler gibi, daha basit, daha anlamlı, kavgadan uzak ve "öteki" kelimesinin tamamen anlamsızlaştığı bir hikaye...


Emel Armutçu

19 OCAK 2007 - “Ermeni soykırımı filmini her koşulda çekeceğim”
Rocky filmleriyle tüm dünyada üne kavuşan Sylvester Stallone, sözde Ermeni soykırımı iddialarını anlatan film projesinden asla vazgeçmeyeceğini açıkladı.
Son filmi Rocky 6’nin tanıtımı için gittiği İngiltere’de bir açıklama yapan Stallone tepkilere rağmen filmi çekeceğini ifade etti. Stallone, Avusturyalı yazar Franz Werfel’in 1934’te yazdığı kitaptan uyarlanacak olan “Musa Dağı’nda 40 Gün” filminin yönetmenliğini yapacağını geçen ay açıkladığında özellikle ABD’de yaşayan Türkler büyük tepki göstermişti. The Independent gazetesine konuşan Stallone, Asılsız Soykırım İddialarıyla Mücadele Derneği’nin başlattığı mektup kampanyasına rağmen projeden neden vazgeçmediğini şu sözlerle anlattı: “Siyasi konular her zaman tartışma yaratır. Türkler bu konuyu öldürmek için 85 yıldır uğraşıyor. Ama bir medeniyet yok oldu. Ben de filmde bu medeniyetin yok oluşunun hikâyesini anlatacağım.” The Independent, Stallone’nin filmi konusunda “Yanında Mel Gibson’nun çektiği Hz. İsa’nın Çilesi’nin yarattığı gürültü çok yumuşak gibi gözükebilir” yorumunu yaptı.
‘O kitap’ 18 dile çevrildi.
AvusturyalI bir Yahudi olan Franz Werfel, “Musa Dağı’nda 40 Gün” romanını, Suriye’deki Ermenilerle konuşarak yazdı. 18 dile çevrilen roman; Ermenilerin 1915’teki tehcirini, İskenderun’un güneyindeki Musa Dağı’na sığınan bir grup Ermeni’nin Osmanlı askerleriyle çatışmasını ve Akdeniz kıyısına yanaşan Fransız gemileri tarafından kurtarılarak Mısır’daki mülteci kamplarına yerleştirilmelerini konu alıyor.

19 OCAK 2007 – Dink'in öldürülmesine tepki yağdı.
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in silahlı bir saldırı sonucu öldürülmesine, tepki yağdı.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Dink'in silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirmesi nedeniyle bir mesaj yayımladı. Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden yapılan açıklamaya göre, Sezer'in mesajı şöyle: “Hrant Dink'in Agos Gazetesi önünde uğradığı saldırıyla yaşamını yitirmesinden derin üzüntü duydum. Bu çirkin ve utanç verici saldırıyı nefretle kınıyorum. Bu tür insanlık dışı davranışlar, asla amacına ulaşamayacaktır. Böyle üzücü olayların bir daha yaşanmamasını diliyor, Hrant Dink'in ailesine, basın dünyamıza ve ulusumuza başsağlığı dileklerimi iletiyorum.”
Bülent Arınç/TBMM Başkanı
Saldırı, haince, sinsice, kasıtlı olarak ve direkt Türkiye'nin geleceğini, mutluluğunu yok etmeye yöneliktir. Türkiye, böylesine hain terör eylemlerinden etkilenmeyecek güçtedir. Tüm dünya bir kez daha bilmelidir ki ülkemizde yaşayan her vatandaşımız etnik kimliğine, dinine, geçmişine bakılmaksızın bu ülkenin sahibidir, ayrılmaz bir parçasıdır.
Deniz Baykal/CHP Genel Başkanı
Utanç verci bir olay. Kim yaptı veya yaptırdıysa Türkiye'ye en büyük zararı verdi. Hiçbir inanç, düşünce, yurtseverlik veya milliyetçilik anlayışının bu cinayetle bir ilişkisi olamaz. Bu ya ilkel bir lumpenlik, ya da Türkiye'nin içini karıştırmak, Türkiye'yi dünyada güç duruma düşürmek isteyenlerin tertibidir. Herkes bu alçakça saldırıdan üzerine düşen sorumluluğu almalıdır. Herkes bu alçakça saldırıdan üzerine düşen payı almalıdır. Böyle girişimler Türkiye'nin hoşgörü ve barış ortamını sarsmaya yetmeyecektir.
Abdülkadir Aksu/İçişleri Bakanı
Değerli gazeteci Hrant Dink'e yapılan menfur saldırıyı nefretle ve şiddetle kınıyorum. Bu saldırı hepimizi derin bir üzüntüye sevk etmiştir. Bu saldırı, ülkemizdeki huzur güven ve istikrar ortamına yapılan bir saldırıdır. Bu tür eylemlerle bir yere varılması, bir amaca ulaşılması mümkün değildir. Bu saldırı demokrasiye, barışa ve kardeşliği yapılan saldırıdır.
Herkesi sağduyulu, soğukkanlı olmaya çağırıyorum.
ABD Büyükelçiliği
ABD'nin Ankara Büyükelçiliği'nden yapılan yazılı açıklamada, Dink'in öldürülmesinden şoke olunduğu ve derin üzüntü duyulduğu ifade edilirken şöyle denildi: "Dink'in ailesine ve sevenlerine en içten baş sağlığı dileklerimizi iletir, bu iğrenç saldırının failinin süratle adalet önüne çıkarılacağı ümidimizi ifade ederiz."
Olli Rehn/ AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi
Olli Rehn, 'Bu vahşi cinayetten şok oldum ve üzüntü duydum” şeklinde tepki gösterdi. Rehn, yaptığı yazılı açıklamada, Hrank Dink'in “mahkûmiyetine rağmen, fikirlerini savunan ve açık tartışmaya katkı sağlayan saygın bir aydın olduğunu” belirtti. “Hrant Dink, Türkiye'de ifade özgürlüğünün savunucuları arasındaydı” diyen Rehn, bu cinayetin tüm yönleriyle soruşturulacağı ve suçluların yargılanacağı konusunda Türk makamlarına güvenini vurguladı.
Fransa'daki Ermeniler suikastı kınadı
Fransa'daki Ermeni Davasını Savunma Komitesi (CDCA) tarafından yapılan açıklamada, "Gazeteci Hrant Dink'e yönelik korkakça saldırıyı en şiddetle biçimde kınıyoruz" denildi. Hrant Dink için "diyalog insanı" ifadesini kullanılan açıklamada, Dink'in Ermeni konusundaki açıklamaları yüzünden yargılandığı belirtildi.
Açıklamada, AB ve Fransa'nın bu cinayetin sorumlularının bulunması için uluslararası bir soruşturma komisyon kurulmasına destek vermeleri istendi. "CollectifVan" isimli kuruluşun yaptığı açıklamada, Dink'e yapılan suikastın "büyük bir dehşetle" karşılandığı belirtildi. Açıklamada, Fransa'da mecliste kabul edilen ve sözde Ermeni soykırımın inkarını suç sayan yasa teklifin Senatodan da geçmesi için "hükümetin üstüne düşen sorumluluğu alması" istendi.
Eckart Cuntz/Almanya'nın Ankara Büyükelçisi
Gazeteci Hrant Dink'in bir saldırı sonucu öldürüldüğünü büyük üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayım. Dink, Türkiye'de basın ve fikir özgürlüğü için cesurca mücadele edenlerden biriydi. Tüm yakınlarının ve dostlarının acısını paylaşıyor, başsağlığı diliyorum. Bu cinayeti şiddetle kınıyor ve Türk makamlarının ısrarla katili aramayı sürdüreceklerine inanıyorum.
Murat Karayalçın/SHP Genel Başkanı
Dink'in öldürülmesinin barışa, kardeşliğe, yurttaşlığa ve Türkiye'ye sıkılmış bir kurşundur. Güvenlik yetkililerini en kısa sürede katillerini bulmaya, herkesi soğukkanlı olmaya çağırıyorum
Zeki Sezer/DSP Genel Başkanı
Ülkenin birliğine, dirliğine, demokrasiye ve düşünce özgürlüğüne yöneldiğine kuşku olmayan bu hain saldırıyı nefretle kınıyorum. Demokratik bir düzende düşünenlere yaşama hakkını bile çok gören bir zihniyet, ancak insanlık dışı bir anlayışı temsil edebilir. Bu kritik dönemde herkesin sağduyu ile davranması gerektiğine inanıyor ve olayın faillerinin en kısa sürede yakalanmasını bekliyoruz.
Muhsin Yazıcıoğlu/BBP Genel Başkanı
Cinayetin, Türkiye'yi köşeye sıkıştırmaktan ABD Temsilciler Meclisi'nde bekleyen soykırım tasarısının geçirilmesini kalaylaştırmaya kadar birçok gerekçe olabileceğini düşünüyorum. Ancak o ya da bir başka şekilde hangi gerekçe olursa olsun sonuçta cana kıyılması tasvip edilemez. Failler bir an önce yakalansın, Türkiye üzerindeki karanlık oyunlar ortaya çıkarılsın.
Osman Arslan/Yargıtay Başkanı.
Bir Türk vatandaşının bir Türk Ermenisi'nin öldürülmüş olmasından dolayı üzgün olduğumu söylemek isterim. Bir gazetecinin fikirlerinden dolayı bir cinayete kurban gitmiş olması kabul edilemez. İnanıyorum ki suçu işleyenler en kısa zamanda yakalanacak ve Türk adaleti onları en adil biçimde yargılayacaktır.
Ertuğrul Günay /Yeni Siyaset Girişimi.
Hrant Dink bu ülkenin değerli bir evladı ve aydını idi. Bu saldırıyı yapanlar Türkiye'nin barış, birlik ve demokrasi içinde gelişmesini ve dünyada saygın bir konuma erişmesini istemeyen çevrelerdir
Eğitim-Sen MYK
Kurşunlar Türkiye demokrasisine sıkıldı. Türkiye'yi bu kurşunlarla yeniden karışıklıklara, kaos ortamına sürüklemek isteyenler amaçlarına ulaşamayacaklar. Failler ve arkalarındaki güçler derhal yakalanıp kamuoyuna açıklanmalı.
İsmail Hakkı Tombul/KESK Genel Başkanı
Saldırı 301'inci madde üzerinden yürütülen tartışmaların sonucunda adım adım gelinen bir noktadır. Türkiye'de farklı kimlik ve kültürlerin bir arada yaşamasına dair gerekli hoşgörü ortamının yaratılması için hükümet bir an önce bu olayı aydınlatmalı, failleri ortaya çıkarmalıdır
TGC Yönetim Kurulu
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in silahlı saldırı sonucu öldürülmesini şiddetle kınadı. TGC'den yapılan yazılı açıklamada, “Bu saldırı, Dink'in kişiliğinde bir yanıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik geleceğine, öbür yanıyla da ifade özgürlüğüne yöneliktir” denildi.
ANAP Genel Başkanı Mumcu
Sorumlular biran önce bulunmalı
Bu son yıllarda Türkiye'nin başına gelmiş en kötü şey. Türkiye'nin itibarına gelmiş bir saldırıdır. Orada atılan slogonlar provokasyanların amaçlarına ulaştığını gösteriyor. Türkiye'nin yapabileceği yegane şey biran önce sorumluları bulmalı ve dünyanın gözü önünde cezalandırmalıdır
Ali Bardakoğlu/ Diyanet İşleri Başkanı
'Ülkemizi zedeleyen olumsuzluk'
Prof. Dr. Bardakoğlu, “Bu tür olaylar, hepimizi üzen olaylardır. Ülkemiz birlik, dirlik ve huzur ülkesidir. Kimse kimsenin burnu kanatmasın. Emniyetimiz gereken tedbiri alacaktır ve sorumlular yakalanacaktır. Ülkemizi fevkalede zedeleyen, gölgeleyen olumsuzluklardır. Bunların hiç birini tasvip etmek mümkün değildir. Duamız, gönlümüzdeki umudumuz, bunların hiç olmamasıdır” dedi.
Ferai Tınç/Hürriyet Gazetesi yazarı/
Devlet namus meselesi yapmalı
Nefret ve acıyla karşılıyorum. Böylesine alçakça cinayete gitmesini namus meselesi haline getirmeliyiz. Dink, çözümden yana olan, şiddete karşı yönüyle ortaya çıkan meslektaşımızdı. Türk Ermenisi'ydi. Türkiye böyle bir ülke olmamalıdır. Bu olayın üzerine devlet gitmelidir. Dink, yapayalnız bırakılan birçok insandan biriydi. Onların güvenliğinden devlet sorumludur. Ben bunun önemli bir güvenlik boşluğundan kaynaklandığına inanıyorum.
Joost Lagendijk/ Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı
Dink siyasi boyutu da olan bir insandı, ifade özgürlüğü için savaştı; Türkiye'de soykırım tartışmalarında önemli bir rol oynadı" dedi. Lagendijk bu cinayetle Türkiye'ye çok kötü bir mesajın verildiğini de söyledi. "Verilen mesaj, ifade özgürlüğü konusunda ya da hassas konularda konuşarak adını duyuran herkesin öldürülme tehlikesiyle karşı karşıya olduğudur," diyen Lagendijk sözlerine şöyle devam etti: "Bu da Türkiye için, Türkiye'de hassas konularda yapılması gereken tartışmalar için çok kötüdür. Bu bir kişinin başına geliyorsa, aynı durumda olan diğerleri de şimdi konuşmadan önce iki kez düşünecektir."
Oktay Ekşi/Basın Konseyi Başkanı
Cinayeti işleyen failin gerekçesi ne olursa olsun ülkemize yapılmış en büyük kötülüktür. Yıllardır ülkemize yapıştırılmak istenen ‘Ermeni Soykırımı' iftiralarının tarafları bu olaydan sonra ellerinin güçlendiğini düşüneceklerdir. O da özellikle ABD kongresi'nin, ulusumuza yönelik iftiraları gerçek saymasını isteyenlerin önerisini kabul etmesine yol açacaktır. Onu izleyecek dönemin ülkemizi ve ulusumuzu ne büyük sıkıntılara sokacağını düşünmek bile istemiyorum.
Süleyman Çelebi/DİSK Genel Başkanı
Çelebi, Türkiye'de demokratikleşme üzerine yapılan tartışmaların hızlandığı bugünlerde hem Ankara'da ki Barış konferansının yakaladığı başarının hem de 12 Eylül Anayasasının değiştirilmesine yapılan vurguların eskiye oranla birçok çevreden de açıkça dillendirilmesi mutlaka ki baçı çevreleri rahatsız etmiştir” dedi. Dink'e yapılan bu saldırının Türkiye'de ki karanlık güçlerin hala iş başında olduğunu gösterdiğini belirten Çelebi, suçluların en kısa zamanda yakalanarak gerçek faillerin ortaya çıkarılmasını istedi.
Prof. Dr. Mahir Kaynak
Prof. Dr. Mahir Kaynak, gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesinin, “tamamen dış kaynaklar tarafından yapılmış bir operasyon” olduğunu savundu.Kaynak, saldırının altında sözde Ermeni soykırımının bu kadar ön plana çıkarılmasının sebeplerinin aranması gerektiğini vurguladı. Mahir Kaynak, “Bu, geçmişin bir muhasebesi değil, ama geleceğe yönelik bir politikanın işaretidir. Türkiye'yi soykırımcı tanıtacaklar ve Türkiye Kuzey Irak'ta ve Güneydoğu Anadolu'da bir operasyona girerse, orada yaptıkları bu soykırımın içine dâhil edilecek. Bu, bizim geleceğe yönelik operasyonlarımızı sınırlamak amacını taşıyor. Hrant Dink'in öldürülmesi de bunu pekiştiriyor. (Türkiye azınlıklara karşı acımasızca davranıyor ve onlara karşı suikastlar düzenliyor) denilmek isteniyor. Bu, tamamen dış kaynaklar tarafından yapılmış bir operasyondur” şeklinde konuştu.
Vartan Oskanyan/ Ermenistan Dışişleri Bakanı
DİNK'E SUİKAST HABERİ BİZİM İÇİN BÜYÜK BİR ŞOK
Ermenistan Dışişleri Bakanı Vartan Oskanyan, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesini kınadığını belirterek, “Türk Ermenisi gazeteci Hrant Dink'e suikast yapılması haberi bizim için büyük bir şok” dedi.
Vartan Oskanyan açıklamasında, Hrant Dink'in, insanlar arasında karşılıklı diyalog, anlayış ve barış olacağı inancıyla yaşadığını ifade ederek, “Bu olayı, nedeni ne olursa olsun kesinlikle kınıyor, Türk yetkililere sorumlularla ilgili herşeyin açıklığa kavuşturulması çağrısında bulunuyoruz” dedi.
Öte yandan AGİT Basın Özgürlükleri Temsilcisi Miklos Haraszti de, Dink'in öldürülmesini kınadığını ifade ederek, “Korkakça yapılan bir eylemin trajik bir kayıpla sonuçlandığını” söyledi.
Kadir Topbaş/ İstanbul Büyükşehir Başkanı
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin, “Farklı din ve milletlerden insanların bir arada barış içinde yaşadığı şehrimizde böyle bir saldırının gerçekleştirilmiş olmasını nefretle kınıyorum” dedi. Topbaş, yayınladığı kınama mesajında, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in hunharca bir saldırı sonucu öldürülmesini büyük bir üzüntüyle öğrendiğini belirtti.
Tom Casey/ ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tom Casey, gazeteci Hrant Dink'in, İstanbul'da uğradığı silahlı saldırıda öldürülmesini trajik bir olay olarak nitelendirerek, bu cinayetin kaygı verici olduğunu söyledi.Tom Casey, gazetecilere açıklamasında, “Bu açıkça trajik bir olay. Kimin sorumlu olduğunu bizim bilmediğimiz ve Türk yetkililerinin araştırdığı bu olay, kaygılara yol açıyor” dedi. Casey, Dink'in, yazdıklarından dolayı tehditler aldığını hatırlatarak, ”Biz, kesinlikle, insanların görüşlerini özgürce ifade etmelerinden dolayı herhangi bir misillemeye uğradığı veya yıldırıldığı bir durum görmek istemiyoruz” diye konuştu.
Amerikan Ermeni Meclisinden kınama
ABD'de yaşayan Ermeni toplumunun daha ılımlı unsurlarını biraraya getiren Amerikan Ermeni Komitesi (AAA), gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesini kınayarak, “Dink'in, aldığı riskleri bilmesine karşın karşılıklı anlayışı, hoşgörüyü ve diyaloğu hızlandırmak için hizmet etmeye kararlı bir kişi olduğu” yorumunu yaptı. AAA'dan yapılan açıklamada, “Türkiye'nın en ileri gelen Ermeni seslerinden biri” olarak nitelendirilen Hrant Dink'in, dile getirdiği görüşleri yüzünden güpegündüz vurulduğu bildirildi. Açıklamada, “Kuruluşumuz, bu bariz siyasal cinayeti kınıyor ve olağanüstü bir insan ve sivil haklar savunucusunun kaybının açısını hissediyor. Dink, üstlendiği kişisel risklerin bilincinde olmasına karşın, karşılıklı anlayışı, hoşgörüyü ve diyaloğu hızlandırmak için hizmet etmeye kararlı bir kişiydi” denildi. AAA, “Türkiye'de demokratik değişimi savunan Dink'in, insan haklarına olan bağlılığıyla daima hatırlanacağını” kaydetti.
hürri

19 OCAK 2007 - “İnkâr yasası Senato’dan geçirilecek”
Fransa’da Ermeni diasporası, sözde Ermeni soykırımını inkârı suç sayan yasa teklifinin Fransız Senatosu tarafından onaylanması için kampanya başlattı.
Paris’te düzenlenen bir mitingle başlatılan kampanyaya, lideri olduğu ana muhalefetteki Sosyalist Parti ve cumhurbaşkanı adayı Segolene Royal adına katılan François Hollande, hükümetin, sözde Ermeni soykırımının inkârını cezalandıran yasa teklifini yasama yılı sona ermeden Senato gündemine getirmesi halinde olumlu oy kullanacaklarını söyledi.
Hollande “İki taahhütte bulunmaya geldim. Hükûmet yasa metnini Senato’ya gönderirse Sosyalist grubu olarak metni tüm gücümüzle onaylayacağız. Eğer yasa metni bu hükümet döneminde yollanmazsa seçimden çıkan yeni hükümetin 2007 Eylül’ünde yasa metnini Senato’ya göndereceğini taahhüt ediyorum” dedi.

19 OCAK 2007 – Büyükanıt: Nefretle kınıyoruz.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, ”Gazeteci Hrant Dink'e yapılan menfur saldırıyı nefretle kınadıklarını” belirterek, “Failin en kısa zamanda bulunarak oynanan çirkin oyunun ortaya çıkarılmasının en büyük beklentileri olduğunu” kaydetti.
Orgeneral Büyükanıt, gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesi nedeniyle bir mesaj yayınladı. Orgeneral Büyükanıt'ın mesajı şöyle: “Gazeteci Hrant Dink'e yapılan menfur saldırıyı nefretle kınıyor, acılı ailesine ve yakınlarına sabırlar diliyoruz.
Hırant Dink'e sıkılan kurşunların aynı zamanda Türkiye'ye sıkıldığı anlayışı içinde, failin en kısa zamanda bulunarak oynanan çirkin oyunun ortaya çıkarılması en büyük beklentimizdir.”
BAŞER: BU TUZAĞA DÜŞMEYELİM
Terörle Mücadele Özel Temsilcisi Emekli Orgeneral Edip Başer, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesinin, Türkiye'yi uluslararası ilişkileri bakımından zor durumda bırakma amacına yönelik bir tuzak olduğunu belirterek, bu tuzağa düşmemek gerektiğini söyledi.
Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin sorularını yanıtlayan Başer, olayın çok üzücü, iğrenç bir tuzak olduğunu söyledi.
Başer, “Bu tuzağa Türk ulusunun düşmemesi gerekiyor. Seçilen kişi bakımından da bunun bir tuzak olduğu çok açık görülüyor” dedi.
Edip Başer, şunları kaydetti:
“Öncelikle insani boyutu bakımından, bir vatandaşımızın bu şekilde hunharca, alçakça bir terör eylemiyle katledilmesi çok üzüntü verici. Bunun ötesinde tabii Türkiye'ye kurulmuş olan tuzağı iyi görmek lazım ve o tuzağa düşmemek için gerekli aklıselimi, gerekli sağduyuyu mutlaka muhafaza etmek, korumak lazım. Çünkü bu tuzağa düşülmesi, Türkiye'yi daha da büyük sorunlarla karşı karşıya bırakabilir. Etnik kökeni ne olursa olsun, konumu ne olursa olsun bütün vatandaşlarımızın bu tür durumlarda mutlaka sağduyuyu elden bırakmaması lazım diye düşünüyorum.”
Geçmişte de bu tür olaylar olduğunu, Türk ulusunun bu sınavların hepsinden gayet başarıyla geçtiğini, tuzakları zamanında fark ederek engin sağduyusuyla bu tuzakların üstesinden geldiğini ifade eden Başer, “Eminim bunun da üstesinden gelecektir” dedi.
“İNCELEMELERİN SONUCUNU BEKLEMEK GEREK”
Başer, bu sağduyu ve sabırla yapılacak incelemelerin sonucunu beklemek gerektiğini kaydederek, şöyle devam etti:
“Zannediyorum Türkiye'yi uluslararası ilişkileri bakımından zor durumda bırakma amacına yönelik bir tuzaktı bu. Özellikle de soykırım iddialarının gündemde olduğu bir dönemde... Özellikle Türkiye'nin daha çok dikkatlerinin ulusuyla, yönetimiyle her şeyiyle güneyimizdeki o sıkıntılı bölgede olduğu bir dönemde böyle bir şeyin olması tabii ki başka amaçları da çağrıştırıyor.”
Edip Başer, bu amaçlardan birinin, Ermeni soykırımı iddialarının ele alınacağı ülkelerde daha hızlı, daha kolay bir şeklide sonuca ulaşılmasını sağlamak olabileceğini kaydetti.
Başer, “Bir de Türkiye'nin dikkatini Irak'tan ve oradaki ulusal çıkarlardan uzaklaştırıp, Türkiye'yi kendi içinde böyle iç kavgayla uğraşır hale getirmek... Türk ulusunu bu duruma indirgemek. Ama bu tuzağa düşmemeliyiz ve bu duruma inmemeliyiz. Ben o konuda milletime güveniyorum, Türk milletine güveniyorum, bu tuzağa düşmeyecektir” diye konuştu.
Ermeni cemaatinin önde gelen bir ismi olan Hrant Dink'in ayrıca bir gazete yöneticisi ve yazar olduğunu belirten Başer, şöyle devam etti:
“Birçok yönden tepkilere sebep olacak bir hedef Hrant Dink. Bu yönüyle seçilmiştir. Daha geniş alanda tepkilerin doğabileceği bir durum. Bu tür eylemlerin planlayıcıları onu gözetirler. Yani bu eylemin tepki alanı, etki alanı ne olacaktır, onu düşünürler. Dolayısıyla tepki alanının daha geniş olabilmesi için böyle önde gelen kişilerden daha çok seçilir hedefler. Burada da öyle yapılmıştır diye düşünüyorum. Bunu bir teröristin veya kişinin tabancasını çekip de bir vatandaşı cadde ortasında vurmuş olmasıyla ilgili olarak tabii ki algılamamız mümkün değil.”
Edip Başer, Ermeni vatandaşlar başta olmak üzere herkese baş sağlığı diledi.
Hürr-aa


19 OCAK 2007- Ermeni Cemaati'nde 15 gün yas
Ermeni Patriği Mesrob Mutafyan, gazeteci Hrant Dink cinayetini “utanç verici, iğrenç” olarak niteledi ve devletin hain saldırının faillerini bir an önce yakalayarak adalete teslim edeceğine inandığını belirtti.
Hrant Dink'in Patriklikle arasında görüş farklılığı bulunduğunu Agos gazetesini takip edenlerin bildiğini belirten Mutafyan “ancak konuyu düşünce özgürlüğü alanında değerlendik ve bir kötülüğe maruz kalmasını istemedik” diye konuştu.
Ermeni cemaatinde 15 gün yas ilan edildiğini kaydeden Mesrob Mutafyan şunları söyledi: “"İyi niyetli dostlarımıza bu zor anımızda gösterdikleri yakınlık için teşekkür ediyoruz.Devletimizin bu hain suikastin faillerini en kısa zamanda yakalayarak Türk adaletine teslim edeceğine tüm kalbimle inanıyorum. Basın mensuplarına yönelik bu tür cinayetler halkasının ülkemiz gündeminden artık düşmesini umuyorum."
Patrik sözlerini şöyle sürdürdü: "Yüce Allah'ın Hrant'tan sonsuz merhametini esirgememesini diliyor ve onun taksiratını bağışlaması için dua ediyoruz, huzur içinde yatsın."
VALİLİKTE İLGİNÇ DİYALOG
Hrant Dink, 12 Ocak'ta yayınlanan Agos gazetesinde İstanbul Vali Yardımcıları'ndan birinin kendisini makamına çağırdığını ve bu görüşmede ilginç olaylar yaşandığını anlatıyor.
Türklüğü aşağılamak suçundan 6 aya mahkum olan ve son çare olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuran Dink, bu süreçte yaşadıklarını 12 Ocak tarihli Agos'ta yayınlanan yazı dizisinde de anlatmıştı.
Yazısının girişinde 17 Ocak'a kadar avukatlarının başvuruyu yapacaklarını ve kendisinden de olayların gelişimiyle ilgili bir yazı istediklerini belirten Dink "Dosyaya konulacak olan bu yazıyı kamuoyuyla paylaşmayı uygun gördüğünü" ifade ediyor. Bunun nedenini de şöyle açıklıyor: "Çünkü benim için AİHM'nin kararı kadar ve hatta ondan daha fazla Türkiye toplumunun vicdani kararı önemli."
Yazısında bir gün İstanbul Vali yardımcıarından birinin kendisini telefonla arayarak makamına çağırdığını anlatan Dink "Bu çağrının hangi amaçla yapıldığını sorduğumda 'sohbet etmek ve elinizdeki belgeleri görmek şeklinde" yanıtlandı. Tecrübeli gazeteci dostlardımı aradım bu çağrının hangi anlama geldiğini sordum. Bu tür sohbetlerin gelenekten olmadığı gibi bunun yasal prosedür de olmadığını ancak elimizdeki belgelerle davete icabet etmemin doğru olacağını telkin ettiler.
Dink "Niçin hedef seçildim" başlıklı bu yazısında Vali yardımcısının ve yanındaki misafirlerinden birinin kendisine "dikkatli olmasını, ülkeyi ve ortamı gerecek girişimlerden kaçınmasını telkin ettiklerini" anlatıyor.
Hrant Dink'in çalışma arkadaşı Aydın Engin, bir süre önce İstanbul Vali Yardımcıları'ndan birinin telefonla Dink'i makamına çağırdığını doğruladı.
Bu görüşmede ilginç olaylar yaşandığını belirten Engin şöyle konuştu: "Hrant Dink oraya gittiğinde kimse onunla ilgilenmemiş. Vali Yardımcısının yanında iki kişi varmış. 'Bunlar benim yakınlarım' diyerek tanıştırmış. İki kişiden erkek olanı uzun uzun konuşmuş, 'sokaklarda bin türlü insan var, başına birşey gelebilir' demiş. Hrant bu olayı AİHM'e yaptığı başvuru sırasında uzun uzun anlatmıştı."
ÇALIŞMA ARKADAŞINA DA ANLATMIŞ
"Hrant Dink oraya gittiğinde kimse onunla ilgilenmemiş. Vali Yardımcısının yanında iki kişi varmış. 'Bunlar benim yakınlarım' diyerek tanıştırmış. İki kişiden erkek olanı uzun uzun konuşmuş, 'sokaklarda bin türlü insan var, başına birşey gelebilir' demiş. Hrant bu olayı AİHM'e yaptığı başvuru sırasında uzun uzun anlatmıştı."
hür

19 OCAK 2007 - Hepimiz Hrant'ız yürüyüşü.
Çeşitli demokratik kitle örgütlerinin çağrısıyla 18.00'den itibaren Taksim'de toplanarak Hrant Dink suikastını protesto eden 5 binden fazla kişi Agos gazetesine doğru yürüyor.
DİSK Başkanı Süleyman Çelebi, TİHV Başkanı Yavuz Önen, gazeteciler, sanatçılar demokratik kitle örgütü başkanlarının başında bulunduğu kortej, yürüyüşünü Agos gazetesinin bulunduğu Sebat Apartmanı'na kadar sürdürecek.
Hrant Dink'in öldürülmesini protesto etmek için 18.00'den itibaren Taksim'de toplananlar zaman zaman oturarak zaman zaman sloganlarla protestolarını sürdürdü. “Hrant Dink'i katledenleri lanetliyoruz” “Hepimiz Hrant Dink'iz” yazılı pankart açan grup sloganlar atarak Taksim Meydanı'ndan yürüyüşe başladı. Yürüyüş nedeniyle emniyet güçlerinin geniş güvenlik önlemi aldığı gözlenirken, gün boyu açık kalan Halaskârgazi Caddesi bu yürüyüşle trafiğe kapandı.
Ellerinde Dink'in fotoğrafını taşıyan kalabalık “Kahrolsun kortgerilla” “Hepimiz Hrant Dink'iz” “Özgür basın susturulamaz” “Hrant ölmez Agos susmaz” “Susma haykır halklar kardeştir” gibi sloganlar attı.
MUMLAR DİKİLDİ, KARANFİLLER BIRAKILDI
Agos Gazetesinin bulunduğu binanın ön cephesine, Hrant Dink'in büyük bir fotoğrafı asılırken, binadakiler camlardan gazete salladı.
Dink'in hayatını kaybettiği yere kırmızı karanfiller bırakılıp, mumlar dikildi.
Taksim'den olay yerine yürüyüş sırasında, bazı vatandaşların camlardan destek verdikleri ve yürüyüşü izledikleri görüldü.
Emniyet mensupları da yürüyüş sırasında geniş güvenlik önlemleri alırken, yürüyüş güzergâhındaki caddeleri tek yönlü trafiğe kapattı.
DİNK PROTESTOSUNDA ÇATIŞMA
Gazeteci-yazar Hrant Dink'in silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesi nedeniyle Ankara'da oturma eylemi yapan bin kişilik bir grup Kızılay'da polisle çatıştı.
Dink'in ölümünü protesto etmek için bir araya gelen grup içinde KESK Başkanı İsmail Hakkı Tombul ve bine yakın kişi bulunuyor. Grup “Yaşasın halkların kardeşliği, halka kalkan faşist eller kırılsın, faşizme karşı omuz omuza ve inadına hepimiz Hrant Dink'iz” sloganları attı. Polis eylemin başlamasıyla birlikte çembere aldığı gruba müdahale etti. şu an itibariyle yaralı olmadığı öğrenildi.
EVİNİN ÖNÜNDEN NOTLAR
Bu arada, Hrant Dink'in Bakırköy'deki evinin ana giriş kapısına yakınları tarafından Türk Bayrağı asıldı. Üzerinde, “Hrant'lar ölmez” yazılı bir çelenk konuldu.
Apartman girişine kırmızı karanfiller dökülerek, merdivenlerde mumlar yakıldı.
2001 yılındaki ekonomik kriz sırasında iflas ettiğini belirten Fırat Sungur adlı vatandaş, Dink'in Fener'deki evini kendisine verdiğini ve hiçbir karşılık almadığını anlattı.
Sungur, “Ben ağabeyimi kaybettim, canımı kaybettim” şeklinde acısını dile getirdi.

19 OCAK 2007- Kızı: Kanları şimdi daha mı temiz oldu.
Silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden gazeteci Hrant Dink'in ailesi, arkadaşları ve Ermeni cemaatinden kişiler Agos gazetesine akın ediyor.
Uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürülen Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in eşi ve kızı, sinir krizleri geçirmeleri üzerine hastaneye kaldırıldı. Olay yerine gelen Dink'in eşi Rakel ve kızı Sera, sinir krizi geçirdi. Anne ve kızı daha sonra bir ambulansla bindirilerek hastaneye götürüldü.
Dink'in kızı Sera Dink'in, babasının ölüm haberinin ardından “Babamı vurdular. Şimdi kanları daha mı temiz oldu. Babamın karşısına çıkamadılar, arkasından vurdular” dedi.
Agos Gazetesi önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitiren gazeteci Hrant Dink'in eşi, oğlu ve kardeşi, ambulansla, Dink'in cesedinin götürüldüğü Adli Tıp Kurumu'na götürüldü.
Babasının ölüm haberinin ardından Agos Gazetesi'ne gelen Dink'in kızı Sera Dink, gazete binası içinde bağırarak, “Babamı vurdular. Şimdi kanları daha mı temiz oldu. Babamın karşısına çıkamadılar, arkasından vurdular” dedi.
Sinir krizleri geçiren Dink'in eşi Rakel Dink ise, “Beni kocamın yanına götürün. Çocuklarımın hakkını bağışla yarabbim” dediği öğrenildi.
hürANKA

19 OCAK 2007- 301'den 3 kez yargılanmıştı.
Hırant Dink, "Türklüğe hakaret ettiği" gerekçesiyle yazdığı yazılarda TCK'nın 301'inci maddesi gereği üç kez yargılandı. 7 Ekim 2005 Şişli Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki duruşmasında Hırant Dink'e, 6 ay hapis cezası verilmişti. Hakkında daha önce aynı maddeden iki dava açılan Dink birinden beraat etmiş birinden de ceza almıştı.
Türklüğü alenen tahkir ve tezyif etmek suçundan aldığı altı ay hapis cezası Yargıtay'ca onaylanan ve ertelenen Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, Agos'ta yayınlanan son yazısında 17 Ocak'a kadar avukatlarının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuracağını açıklamıştı.
BAŞIMA NE GELİRSE KATLANACAĞIM
Dink 02 Ekim 2006 Pazartesi günü bir röportajında 301. maddeden yargılanmasını ve buna sebep olan 'Türk'ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni'nin Ermenistan'la kuracağı asil damarında mevcuttur' sözlerine açıklık getirmişti. Dink şunları söylemişti: "Cımbızla makalemden böyle bir cümle çıkardılar ve beni o cümle üzerinden mahkum ettiler. Ben Ermeni kimliği üzerine bir yazı yazmıştım ve Ermenilere diyordum ki Türklere olan öfkeniz sizin kanınızı zehirliyor. Atın o zehiri dışınıza ve onun yerinde sizin artık bir devleniz var Ermenistan var oranın halkı var. 301. maddeden yargılanıyor olmak bir Türk vatandaşı olarak ve Türkiye'yi seven biri olarak son derece üzücü. Ben sadece bunlar benim hayatımın parçalarıymış gibi yaşamaya devam edeceğim. Sonucunda ne de gelirse ona da katlanacağım. Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım, Türkiyeliyim ve çok yerel bir insanım. Anadoluluk benim iliklerime işlemiş vaziyette. Burası benim atalarımın yaşadığı topraklar ben burada yaşamak istiyorum. Dilim giderim dese de adımlarım gitmek istemiyor. Kalmak istiyorum burada yaşamak istiyorum. İnşallah bunu başarırım" hür

20 OCAK 2007 – Hrant Dink'in katil zanlısı yakalandı.
Zanlı Ogün Samast saat 23'te Samsun Otogarı'nda yakalandı.
Hrant Dink'in katil zanlısı Ogün Samast, bu gece İstanbul'dan Trabzon'a giderken, Samsun'da yakalandı. Kimliğinin saptanmasından sonra Trabzon'da yakınlarını ve arkadaşlarını gözaltına alan güvenlik güçleri, ipuçlarını değerlendirerek Ogün samast'ın Trabzon'a gelmekte olduğunu belirledi.
Samsun Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Gökçınar, DHA'ya yaptığı açıklamada Ogün Samast'ın saat 23.00 sıralarında Samsun Otogarı'nda yakalandığını açıkladı. Başsavcı Gökçınar, "Otogar yakınında otobüsten inerken güvenlik güçlerince yakalanmış. Ben de sanığı teslim almak üzere Otogara gidiyorum" dedi.
Polis, Ogün Samast'ın sık sık İstanbul'a gidip geldiğini, bu yolculuklarını uçakla yaptığını saptadı.
SİLAH VE BERESİ ÜZERİNDEYDİ
Hrant Dink'in katil zanlısı Ogün Samast'ın, Samsun Otogarı yakınında İstanbul'dan gelen otobüste jandarma ekiplerinin yaptığı arama sırasında yakalandı. Ogün Samast'ın üzerinde cinayette kullandığı tabancayla, eylem sırasında başında bulunan beyaz beresinin de ele geçtiği açıklandı.
Hemen sıkı güvenlik önlemleri altında Otogar yakınındaki Yeşiltepe Jandarma Karakolu'na götürülen Ogün Samast, buradan ifadesinin alınması için yoğun güvenlik önlemleri altında Samsun İl Jandarma Komutanlığı'na götürüldü. Ogün Samast'ın özel bir uçakla İstanbul'a götürüleceği açıklandı.
BAŞBAKAN ERDOĞAN'IN AÇIKLAMASI
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bu gece Kızılcahamamam'da yaptığı basın toplantısında, Hrant Dink'in cinayet zanlısı Ogün Samast'ın İstanbul'dan Trabzon'a giderken, Samsun'da yakalandığını açıkladı. Başbakan Erdoğan, "Samsun'da bir çevirme sırasında yakalandı. Kullanılan silah da Samsun'da ele geçirildi" dedi. Erdoğan, olayda kullandığı silahın ele geçirildiğini söyledi.
Başbakan Erdoğan, Hrant Dink'in salı günü yapılacak cenaze töreninde, İtalya Başbakanı ile Bolu Tünelleri'nin açılış törenine katılması nedeniyle katılamayacağını, ancak devletin üst düzey yöneticilerinin katılacağını söyledi.
Başbakan Erdoğan bir soru üzerine Hrant Dink cinayeti ile geçen yıl Trabzon'da öldürülen rahip Andrea Santoro cinayetinin bağlantılı olup olmadığı da değerlendirileceğini söyledi.

20 OCAK 2007 – Türkiye’ye daha büyük kötülük yapılamazdı.
Ermeni soykırım iddialarının çığ gibi büyüdüğü, AB sürecinin tıkandığı, siyasi atmosferin gerildiği bir dönemde karanlık güçler Hrant Dink’i kurban seçti.
Türkiye dün yine bir gazetecinin öldürüldüğü hain saldırıyla sarsıldı. Haftalık Agos gazetesinde yazdığı yazılar nedeniyle hakkında açılan davalarla hedef haline gelen Hrant Dink, İstanbul Osmanbey’deki Halaskargazi Caddesi üzerinde bulunan gazete binasının önünde saat 15.20 sıralarında silahlı saldırıya uğradı.
KATİL KAPIYA ÇAĞIRDI
Gazete binasında yayın kurulu üyesi Sarkis Seropyan ile yemek yiyen Dink, görgü tanıklarının ifadesine göre bir kişi tarafından kapının önüne çağrıldı. Üzerine kabanını bile giymeden dışarı çıkan Dink’i çağıran kişi, arkasından yaklaşarak kapının önünde başına doğru ateş etti. Kanlar içinde yere yığılan Dink, başına ve ensesine isabet eden üç kurşunla olay yerinde yaşamını yitirdi.
4 BOŞ KOVAN BULUNDU
Polis, gazete önünü güvenlik kordonuna aldı. Saldırı sonucu ölen Dink’in üzeri örtülürken, olay yerinde dört adet boş kovan bulundu. Cinayetin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin ile İstanbul Valisi Muammer Güler de olay yerine geldi. Savcının olay yerinde yaptığı incelemenin ardından Dink’in cenazesi, Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.
2 AYRI EŞGAL TARİFİ
Saldırının hemen ardından görgü tanıkları tarafından iki ayrı eşkal tarifi yapıldı. Bazı görgü tanıkları 1.65 boylarında, 25-30 yaşlarında bir kişinin koşarak ara sokağa kaçtığını ifade ederken; bazı görgü tanıkları da Dink’i vuran kişinin 18-19 yaşlarında kot pantolonlu ve beyaz şapkalı bir kişi olduğunu bildirdi. Verilen eşkal doğrultusunda araştırmalarını sürdüren polis, saldırıyı kaç kişinin gerçekleştirdiğini araştırıyor.
İKİ KİŞİ GÖZALTINDA
Polis, saldırganın yakalanması amacıyla bölgede, metro, otobüs ve vapur iskelelerinde de güvenlik önlemleri aldı. Eşgal doğrultusunda iki kişi Taksim’de gözaltına alındı. Bu kişiler, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne götürülerek sorguya alındı.
CEP TELEFONU KAYIP
Üzerini giymeye fırsat bulamadan aşağı inen Hrant Dink’in kabanı ve şapkası gazete binasındaydı. Ancak cep telefonu üzerinde de ofisindeki masasında da bulunamadı.
‘Ermeni’yi vurdum’ diye bağırıp kaçtı.
Saldırının ardından polis, çevredeki işyerleri ve iş merkezlerindeki kameraları incelemeye aldı. Saldırganın kaçtığı Şafak Sokak’taki bir iş hanının güvenlik kamerasında yapılan incelemede, eşkale uyan bir kişiye rastlandı. 1.65 boylarında, 18-19 yaşlarında olduğu tahmin edilen, mavi mont, beyaz bere ve mavi pantolonlu bir kişi, öğle saatlerinde sokakta dolaşırken de görüntülendi. Kamera görüntülerinde esnafa Hrant Dink’i soran bu kişi, cinayet anında Dink’e arkadan yaklaşıyor. Görgü tanıklarının ifadesine göre saldırgan, Dink’e yaklaştığı sırada araya bir kadın giriyor. Saldırgan kadını itip ateş ettikten sonra Şafak Sokak’a sapıyor ve kaçarken yine aynı kameraya yakalanıyor. Öte yandan saldırganın saldırıdan sonra kaçarken “Ermeni’yi vurdum” diye bağırdığı öne sürüldü.
Katil profesyonel ve çok soğukkanlı
Terör uzmanı bir emniyet görevlisi Vatan’a yaptığı özel açıklamada, gazeteci Hrant Dink’in katilinin profiliyle ilgili ipuçları verdi: Suikastle ilgili ilk bilgiler ışığında ortaya çıkan katil profili, profesyonel, soğukkanlı ve kendine güvenen bir kişi olduğunu gösteriyor. Yüzünü maskeyle gizleme ihtiyacı duymaması ve eldiven kullanmaması, kimliğinin gizli kalmasından endişe duymadığının göstergesi.
Dikkat çekici giyinmemiş
İkinci olarak kalabalığa kolayca karışabilmesi için maske ya da eldiven takmadığı ihtimali de söz konusu olabilir. Üzerindeki kıyafetlerin de dikkat çekici olmaması aynı ihtimali ortaya çıkartıyor. Kalabalık içinde kolayca kaybolabileceği bir görünüm sergiliyor. Yaya olarak suikasti gerçekleştirmiş olması yakın dövüş konusunda eğitimli olduğunun göstergesi. Suikastin ardından kendisini engelleyebilecek olan insanları geri püskürtebilecek gücü olduğunu düşündüğünü gösteriyor.
Araç trafiğinde yaya kaçmış
Araç trafiğinin yoğun olduğu bir yerde yaya olarak kaçması, ara sokaklara girmesi de kendisine bekleyen bir aracın olduğu ya da işbirlikçileri olduğunu gösteriyor. Muhtemelen bir iki haftadır hedefi olan Hrant Dink’i izliyor olması gerekir.
TEHDİT EDİLİYORDU
‘Önce oğlunu sonra seni öldüreceğiz’
Köşe yazılarında da sık sık ölümle tehdit edildiğini söyleyen Hrant Dink, 2 Şubat 2006 tarihinde, Şişli Cumhuriyet Savcılığı’na, avukatı aracılığıyla dilekçe vermiş, kendisine 10 Ocak’ta Bursa’nın Nilüfer ilçesinden Ahmet Demir imzalı bir tehdit mektubu aldığını bildirmişti. Dink’e Ahmet Demir adıyla gönderilen mektupta, “Sonunuz geldi. Önce oğlunuzu öldüreceğiz. Ankara’da jandarma bölgesine atacağız. Sonra seni öldüreceğiz” diye yazıyordu. Bu şikâyet üzerine, savcılık Bursa’ya talimat göndererek, bu kişinin araştırılmasını istedi. Bursa Emniyet Müdürlüğü yaptığı araştırmada, Nilüfer ilçesinde Ahmet Demir isimli bir kişinin ve yazdığı adresin bulunmadığını, bu bilgilerin gerçekdışı isim ve adres olduğunu bildirdi.
Seçimden önce hedef olacağım’
Dink’in avukatlarından Erdal Doğan da “Bu tehdit, özellikle de çocuklarına yönelik tehdit onu çok rahatsız etmişti. Kendisi ile en son iki hafta önce görüşmüştük. Huzursuz ve çok tedirgindi. Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde ülkenin bir gerginliğe çekilmeye çalışılabileceğini ve kendisinin de hedef gösterileceğini düşünüyordu. 5-6 aylığına yurtdışına gitmesini istedik ancak o bunu kabul etmedi. Öldürülebileceğini söylüyordu. Ama koruma talebinde bulunmamıştı. Çünkü bu saldırının profesyonelce yapılacağını biliyordu.”
Valiliğe gitmiş söylev çekmişler.
Hrant Dink’in arkadaşı Aydın Engin de ilginç bir iddia ortaya attı. Dink’in bir süre önce İstanbul Vali Yardımcıları’ndan biri tarafından çağrıldığını belirterek “Hrant oraya gittiğinde vali yardımcısının yanında iki kişi varmış. ’Bunlar benim yakınlarım’ diyerek tanıştırmış. O iki kişiden erkek olanı, ’Sokaklarda bin türlü insan var, başına bir şey gelebilir’ diye konuşmuş” diye konuştu.
SON YAZISI
2007 benim için zor bir yıl olacak
19 Ocak 2006
Ruh halimin güvercin tedirginliği başlangıcında, “Türklüğü aşağılamak” suçlamasıyla Şişli Cumhuriyet Savcılığı’nca hakkımda başlatılan soruşturmadan tedirginlik duymadım. Bu ilk değildi. Benzer bir davaya zaten Urfa’dan aşinaydım. 2002 yılında Urfa’da gerçekleşen bir konferansta yaptığım konuşmada “Türk olmadığımı... Türkiyeli ve Ermeni olduğumu” söylediğim için “Türklüğü aşağılamak” suçlamasıyla üç yıldan beri yargılanıyordum. Duruşmaların gidişatından dahi habersizdim. hiç ilgilenmiyordum. Urfa’dan avukat arkadaşlar gıyabımda yürütüyorlardı celseleri.
Şişli Savcısı’na gidip ifade verdiğimde de hayli umursamazdım. Sonuçta yazdığıma ve niyetime güveniyordum. Savcı, yazımın sadece bir başına hiç bir şey anlaşılmayan o cümlesini değil, yazının bütününü değerlendirdiğinde, benim “Türklüğü aşağılamak” gibi bir niyetimin bulunmadığını kolaylıkla anlayacaktı ve bu komedi de bitecekti.
Soruşturma sonunda bir dava açılmayacağına kesin gözüyle bakıyordum. Kendimden emindim ama hayret işte! Dava açılmıştı.
Yine de iyimserliğimi kaybetmedim. O kadar ki, telefonla canlı olarak bağlandığım bir televizyon programında, beni suçlayan avukat Kerinçsiz’e “Çok heveslenmemesini, bu davadan herhangi bir ceza yemeyeceğimi, eğer ceza alırsam bu ülkeyi terk edeceğimi” dahi dile getirdim. Kendimden emindim, gerçekten yazımda Türklüğü aşağılamak gibi bir niyetim ve kastım -hiç ama hiç- yoktu. Dizi yazılarımın tamamını okuyanlar bunu çok net olarak anlayacaklardı.
Nitekim işte, bilirkişi olarak tayin edilen istanbul üniversitesi öğretim üyelerinden oluşan üç kişilik heyetin mahkemeye sunmuş olduğu rapor da bunun böyle olduğunu gösteriyordu. Endişelenmem için bir sebep yoktu, davanın şu ya da bu aşamasında muhakkak yanlıştan dönülecekti...
Yargıtay başsavcısı tıpkı bilirkişi raporunda olduğu gibi suç unsuru bulunmadığını belirtti ve beraatimi istedi ama Yargıtay yine de beni suçlu buldu....
Bilgisayarımın güncesi ve hafızası bu kesimdeki yurttaşlar tarafından gönderilen öfke ve tehdit dolu satırlarla yüklü.
(Bu mektuplardan birinin Bursa’dan postalandığını ve yakın tehlike arz etmesi açısından da hayli kaygı verici bulduğumu ve tehdit mektubunu Şişli Savcılığı’na teslim etmeme rağmen bugüne değin herhangi bir sonuç alamadığımı yeri gelmişken not düşeyim.)
Bu tehditler ne kadar gerçek, ne kadar gerçek dışı? Doğrusu bunu bilmem elbette mümkün değil.
Tıpkı bir güvercin gibiyim...
Onun kadar sağıma soluma, önüme arkama göz takmış durumdayım.
Başım onunki kadar hareketli... ve anında dönecek denli de süratli... İnsanı güvercin ürkekliğine hapsetmenin nasıl bir bedel olduğunu bilir misiniz siz ey bakanlar? Bilir misiniz?
Siz, hiç mi güvercin izlemezsiniz? “ölüm-kalım” dedikleri.
Kolay bir süreç değil yaşadıklarım... Ve ailece yaşadıklarımız.
Ciddi ciddi, ülkeyi terk edip uzaklaşmayı düşündüğüm anlar dahi oldu.
Özellikle de tehditler yakınlarıma bulaştığında...
O noktada hep çaresiz kaldım.
Şimdi artık Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuruyorum.
Bu dava kaç yıl sürer, bilemem...
Bildiğim ve beni bir miktar rahatlatan gerçek şu ki, hiç olmazsa dava bitene kadar Türkiye’de yaşamaya devam edeceğim.
Muhtemelen 2007 benim açımdan daha da zor bir yıl olacak...
Yargılanmalar sürecek, yeniler başlayacak. Kim bilir daha ne gibi haksızlıklarla karşı karşıya kalacağım?
Ama tüm bunlar olurken şu gerçeği de tek güvencem sayacağım.
Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz.
Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler.
Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce.
“Onu vurdular, şimdi kanları daha temiz mi oldu”
Evli ve 3 çocuk babası Dink’in ailesi, acı haberi alır almaz Agos gazetesine koştu. Eşi Rakel ve büyük kızı Sara Dink, gazetenin balkonunda sinir krizleri geçirdi. Sara Dink, gazete binasında bağırarak “Babamı vurdular. Şimdi kanları daha mı temiz oldu” diye ağladı.
DOSTA SON BAKIŞ
Agos çalışanları binanın penceresinden Dink’in cesedine bakarak gözyaşlarına boğuldu. Dink’in Yenimahalle’deki evi ise sessizdi. Dink’in yengesi güvenlik önlemi alan polislere camdan, “Hrant’ı koruyamadınız şimdi niye geldiniz” diye bağırarak tepki gösterdi.
KİMDİR?
Yetimhanede büyümüştü
Hrant Dink 15 Eylül 1954’te Malatya’da doğdu. Anne ve babası 1961 yılında İstanbul’a taşınmalarının ardından boşanınca Hrant ve iki kardeşi ailenin bölünmesinin ardından Gedikpaşa’daki Ermeni Yetimhanesi’ne yerleştirildi. Dink bu sırada Türkiye’de gelişmekte olan sol siyasetten etkilendi. İllegal Türkiye Komünist Partisi/ Marksist-Leninist (TKPM-L) çizgisinde siyaset yapmaya başladı. Yakalandığı durumda örgüt ile Ermeni cemaati ilişkilendirilmesin diye ismini mahkeme kanalı ile Fırat olarak değiştirdi. Liseyi bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde Zooloji eğitimi aldı. Bir süre sonra yetimhanede birlikte büyüdükleri Rakel ile evlendi. Bazı cemaat gazetelerinde kitap eleştirileri ile başlayan yazı hayatı, basında çıkan yalan haberlere gönderdiği düzeltmeler ile duyulmaya başladı. 05 Nisan 1996 tarihinde ilk sayısı yayınlanan Agos Gazetesi’nin kuruculuğunu, yayın yönetmenliğini ve başyazarlığını üstlendi. Agos dışında Zaman Gazetesi’nde yazdı.
NİYE HEDEF OLMUŞTU?
‘Türk’ten boşalacak zehirli kan’
Hrant Dink, Agos’ta yayınlanan ’Ermeni Kimliği Üzerine’ başlıklı yazı dizisinde ’Türklüğü tahkir ve tezyif ettiği’ gerekçesiyle altı ay hapis cezasına çarptırılmıştı. İşte, Dink’i protestoların da hedefi haline getiren 13 Şubat 2004 tarihli yazısında bir bölüm...
“Türk’ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni’nin Ermenistan’la kuracağı asil damarında mevcuttur. Yeter ki bu mevcudiyetin farkında olunsun. Bu farkındalığın asıl sorumlusu ise Diaspora’ya yayılmış Ermenilerden ziyade Ermenistan yönetimleridir. Ermenistan hükümetlerinin sorumluluklarının bilincinde olmaları ve gereğini yerine getirmeleri aslolandır. Ne var ki 12 yıllık bağımsızlık döneminde Diaspora ile Ermenistan ilişkilerine bakıldığında, Ermenistan hükümetlerinin henüz bu sorumluluğun bilincine yeterince varmadıkları görülür. Birkaç gösterişli ”Pan Armenian Buluşması“ dışında işlevsel bir ”Diaspora-Ermenistan buluşması“ mekanizması dahi kurulamamıştır. Ermenistan’ın Diaspora ile ilişkileri bazen Diaspora’nın bazen de Ermenistan’ın inisiyatifinde ağır aksak yürütülmüş, kalıcı ve daha ziyade Ermenistan merkezli bir kurumlaşmaya gidilememiştir.”

20 OCAK 2007 - Kurşunlar Türkiye’ye.
Erdoğan “Kanlı ellerin sözde Ermeni soykırımı iddialarının gündemde olduğu günlerde Hırant Dink’i seçmesi manidardır” dedi. Siyasilerin ortak görüşü “Dink’i öldüren kurşunların hepimize sıkıldığı” yönündeydi.
Gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesi üzerine Bakanlar Kurulu toplantısını keserek bir açıklama yapan Başbakan Erdoğan, “Bu menfur cinayet sebebiyle üzüntümüz büyüktür. Karanlık eller hain emelleri için Türkiye’yi seçmiştir ve kan dökülmüştür” dedi.
Erdoğan şöyle konuştu: “Bu saldırı hepimize, millet olarak birlik ve bareberliğimize yapılmıştır. Demokratik yaşamımıza, özgür düşünceye kurşun sıkılmıştır. Acı haberin ardından toplantımızı yarıda bıraktık. Cinayetin en kısa sürede aydınlanması için elimizden geleni yapacağız. Kanlı ellerin bu kez Hrant Dink’i seçmiş olsası manidardır. Özellikle bazı ülkelerde sözde ermeni soykırımı iddialarının gündemde olduğu günlerde bu cinayetin işlenmesini manidar buluyoruz.” Hiçbir kanlı prokovasyon, hiçbir hain plan ülkedeki birlik ve beraberliği bozamayacağını belirten Erdoğan, “Başta ermeni vatandaşlarımız olmak üzere aziz milletimiz bu sınavı da aşacak sağduyu ve basirete sahiptir. Özellikle gazete ve TV’lerin yöneticilerini bu hassasiyeti paylaştıklarına inanarak sağduyunun sesini öne çıkarmaya davet ediyorum” diye konuştu.
Kötülük istiyorlar
*Dışişleri Bakanı Abdullah Gül: Şok oldum. Tüm kabine üyeleri, olayı toplantı sırasında öğrendik. Hepimiz şok olduk. Cinayet Türkiye’nin “kötülüğünü isteyenler” tarafından gerçekleştirilmiştir.
Kardeşliğe darbe
*İçişleri Bakanı Aksu: Gazeteci Dink’in öldürülmesi demokrasiye, barışa ve kardeşliğe yapılmış bir saldırıdır.
Hedef biziz
*Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin: Bu Türkiye’ye karşı yapılmış bir cinayettir. Türkiye’yi hedef alan bir suikasttir. İnanıyorum ki, bunun farkında olacak ve bu eli kanlı katillerin hevesleri kursaklarında kalacaktır.
Hainler!
*TBMM Başkanı Bülent Arınç: Haince, sinsice, kasıtlı olarak ve direkt Türkiye’nin geleceğini, mutluluğunu yok etmeye yönelik bir saldırıdır. Türkiye, böylesine hain terör eylemlerinden etkilenmeyecek güçtedir.
Çok üzgünüm
*Yargıtay Başkanı Osman Arslan: Bir Türk vatandaşının bir Türk Ermeni’sinin öldürülmüş olmasından dolayı üzgün olduğumu söylemek isterim.
Utanç verici saldırı
* CHP Genel Başkanı Deniz Baykal: Utanç verici bir olay. Kim yaptı ve yaptırdıysa Türkiye’ye en büyük zararı vermiştir. Hiçbir inanç, milliyetçilik anlayışının bu cinayetle ilişkisi olamaz.
ABD’ye dikkat!
* DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar: Türkiye’nin tarihsel boyuttaki tüm unsurlarla birlikte yaşama iradesine sıkılmış bir kurşundur aynı zamanda. ABD meclisinde sözde ermeni soykırım tasarısı oylaması öncesinde bu saldırının yapılmasını, tüm vatandaşlarımızın takdirine bırakıyorum.
İtibarımız öldü
* Anavatan Genel Başkanı Erkan Mumcu: Bu cinayet; Türkiye’yi kuşatma altına alan güçlerin çemberi daraltma kararının ilanıdır. Vurulan sadece Hrant Dink değil, Türkiye’nin itibarıdır.
Vahşice
* DSP Genel Başkanı Zeki Sezer: Demokratik bir düzende düşünenlere yaşama hakkını bile çok gören bir zihniyet, ancak insanlık dışı bir anlayışı temsil edebilir.
Komplo!
* BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu: Cinayet, Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaktan ABD Temsilciler Meclisi’nde bekleyen soykırım tasarısının geçirilmesini kolaylaştırmaya kadar birçok gerekçe ile işlenmiş olabilir. Ancak o ya da bir başka şekilde hangi gerekçe olursa olsun sonuçta cana kıyılması tasvip edilemez.
Kaos istiyorlar
* Eğitim-Sen: Kurşunlar Türkiye demokrasisine sıkıldı. Türkiye’yi bu kurşunlarla yeniden karışıklıklara, kaos ortamına sürüklemek isteyenler amaçlarına ulaşamayacaklar.
Dünya kınadı!
Hırant Dink’in öldürülmesi tüm dünyanın Türkiye’ye odaklanmasına yol açtı. ABD ve AB saldırıyı kınarken, BBC ve CNN gibi dünyanın en önemli yayın kuruluşları Hırant Dink suikastıını dünyaya flaş haber olarak duyurdu.
AB: Şok olduk
*AB Komisyonun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn: Saygı gören bir entelektüel olan Dink’e karşı yapılan saldırıdan dolayı şoke oldum ve çok üzüldüm. Kendisi düşüncelerini sonuna kadar savunarak kamudaki tartışmalara oldukça katkıda bulundu. Türkiye’de ifade özgürlüğünün sonuna kadar destekçisiydi.
ABD: Korkunç
* ABD Dışişleri Bakanlığı: Bu korkunç bir cinayet. Büyük üzüntü duyuyoruz. Saldırı kınnıyor ve Dink’in ailesiye başsağlığı diliyoruz.
Fransa: Yiğit insan
* Fransa Dışişleri Bakanı Douste-Blazy: Dink, insan haklarını savunan yiğit bir adamdı. Cesareti hayatına maloldu. Türk halkına başsağlı diliyoruz.
“Türkler gösteri yapsın”
*Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk: Çok iyi arkadaşımdı. Çok sıcakkanlı bir insandı. Bu olay, Türkiye’de yüksek profilde bir insansanız, hayatınızın tehlikede olduğu anlamına geliyor.
İlk görünüşte deli bir milliyetçinin işi gibi görünüyor.
*Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu Üyesi Cem Özdemir: Bu suikast özgürlük, barış ve kardeşlik karşıtı bir suikasttır.
*Türkiye Raportörü Eurlings: Gerçeğin ortaya çıkması için Türkler protestolara başlasın.
Dünya basını flaş geçti
*AP: Türkiye’nin giderek küçülen Ermeni toplumu içindeki en önemli seslerden biriydi. Daha önce AP’ye verdiği bir demeç ağlamış ve ’İstenmediğim bir ülkede duramam’demişti.
*AFP: Hrant Dink, Türk kamuoyunda Ermeni olaylarına ilişkin açık tartışmalar daha yeni başlamış, bu da milliyetçi duyguların taşmasına yol açmıştı.
* REUTERS: Bu saldırı, Kasım ayındaki genel seçimler için bütün partilerin milliyetçi oylarını almaya çalıştığı AB adayı Türkiye’de kansiyonu yükseltebilir.
Ermeniler bugün protesto edecek.
Ermeni diasporası cinayetten “Türkiye Devleti’nin sorumlu olduğunun” altını çizmek için hemen harekete geçti. Fransa’daki Ermeni Dernekleri Konseyi, tüm üyelerine çağrı yaparak, bugün Paris’teki Türkiye Büyükelçiliği önünde protesto gösterisi yapması için çağrıda bulundu. Ermenistan Dışişleri Bakanı Oskanyan “Diyalog savunucusu birinin öldürülmesinin şokundayım” dedi ve Türkiye’den faillerin yakalanıp, cezalandırılmasını istedi.

20 OCAK 2007 - Ölümden korktuğum yok ama...
Son sohbetini VATAN muhabiriyle yapmıştı...
Agos Gazetesi Yayın Yönetmeni gazeteci Hrant Dink’i yıllar önce çok yakın bir dostu aracılığıyla tanıdım. Her İstanbul’a gidişimde arardım, buluşur, sohbet ederdik. Bayram tatili için İstanbul’a gitmiştim. Gitmeden önce haberleştik ve buluşmaya karar verdik.
30 Aralık Cumartesi akşamüzeri, iki yakınımla birlikte The Marmara Oteli’nin kafesinde buluştuk. Koyu bir sohbete koyulduk.
Yaklaşık üç saat süren sohbetimizde tehdit aldığını söyledi. “Nasıl tehditler?” diye sorduğumda, “ölüm tehditleri” dedi. Mail, telefon ve mektuplarla tehdit edildiğini söyledi. “Hale yaa, ev adresimi bile öğrenmişler” dedi, “Ben kendimden geçtim de, eşimi ve çocuklarımı düşünüyorum” diye ekledi. Ben de savcılığa başvurup başvurmadığını sordum. Başvurduğunu, gelen tehditleri savcılığa yazılı olarak ilettiğini söyledi. “Ne oldu?” dedim. “Ne olacak hiçbir şey” dedi. Hrant, “Ailemin güvenliğinden kaygı duyuyorum” dedi.
ÜLKÜCÜ: SİZİ SEVİYORUZ
Birden masamızın başında iki kişi belirdi. Gelen kişi arka masada bir bayanla kahve içen beydi. Kalkarken Hrant’a yöneldi, kendisini “Ülkücü” olarak tanıttı ve doktor olduğunu söyledi. Hrant nezaketle ayağa kalktı, şimdi ismini hatırlamadığım kişi, “Siz Ermenisiniz. Biz Türk’üz. Ama bizler sizin yanınızdayız. Sizi gerçekten seviyoruz” dedi. Ülkücülerden gördüğü tepkilere rağmen böyle bir tavırla karşılaşmak hoşuna gitmişti. Hrant, “teşekkür” etti. Ardından da “Benim, Türk-Ermeni ayrımım yok. Ben de Türk vatandaşıyım. Ben bu ülkeyi, bu kenti, bu insanları seviyorum” dedi.
Hrant’ın çok hüzünlü olduğu dikkatimi çekti. “Çok mu yorgunsun?” diye sordum. Yorgun olduğunu ama bunun psikolojik bir yorgunluk olduğunu söyledi. “Hale, bu yıl benim için çok zor geçecek. Yine davalar, yine duruşmalar” dedi. En çok da duruşmalar sırasında milliyetçi grupların gösterdikleri tepkilerden yıprandığını söyledi Hrant, 301. maddeden, başka yazarların da yargılandığını ama takipsizlik kararı verildiğini söyledi, “2007’de bir sürü davam var” dedi.
Konu, umuda-umutsuzluğa geldi. Umudunu yitirmediğini söyledi Hrant, “Neler gördük. Aşacağız bugünleri” dedi.
ESKİ DOSTLARA KIRGIN
Söz eski dostlara geldi. Kırgındı biraz eski dostlarına, çocukluk arkadaşları bile varmış aralarında. “Beni en iyi tanıyan insanlar bile ’Türklüğü aşağıladı’ dedi. İşte eski dostların bu halleri de beni üzüyor” dedi.
Bu yoğunluk ve yorgunluk içinde eşine zaman ayıramamaktan yakındı. Ermeni Yetimhanesi’nde henüz 17 yaşındayken aynı yurtta kalan 14 yaşındaki Rakel’e aşık olmuştu, “Hayatımın en güzel hediyesi Rakel” dedi. Tüm ailenin toplandığı bir yeni yıl yemeği yiyeceklerdi ertesi akşam. Kızı da Fransa’dan gelmiş, “Bizim evimiz, büyük, kocaman, mutlu bir yuva” dedi.
ANKARA’YA GELECEKTİ
Hrant, “Türkiye Barışını Arıyor” konferansının çağrıcılarındandı. 12 Ocak’ta Ankara’ya geleceğini söyledi. 12 Ocak’ta Ankara’daki ortak arkadaşlarımızla akşam yemeğinde buluşacaktık. 11 Ocak’ta aradım. “Gelemiyorum konferansa” dedi, “Sen bir hafta sonu İstanbul’a gel. Arayı açma ama” dedi. Ben de “Deniz gören bir yere gidelim” dedim. Hrant da bana söz verdi. “Tamam be kız. Sana balık ziyafeti çekeceğim” dedi. Bana Boğaz’da balık sözün vardı Hrant...

20 OCAK 2007 - Sanki tetiği ben çekmişim gibi utanç içindeyim.
Bir kez daha “Gazeteci miyim, insan mı?” meselesiyle karşı karşıyayım. Yakınları ağlarken, bir şeyler sormayı deniyorum. “Ne olur sonra” cevabını almam yetiyor. Benden gazeteci olmaz... Ama ne gam, bugün bu ülkeye insanlar lazım! Bir kez daha “Gazeteci miyim, insan mı?” meselesiyle karşı karşıyayım. Yakınları ağlarken, bir şeyler sormayı deniyorum. “Ne olur sonra” cevabını almam yetiyor. Benden gazeteci olmaz... Ama ne gam, bugün bu ülkeye insanlar lazım! Merdivenlere çöküyorum... Sanki tetiği ben çekmişim gibi utanç içinde... Az önce konuştuğum teyzenin sözlerini mırıldanıyorum; “İnşallah bir kez daha Türklüğümden utanmam!”
Haberi aldığım anda Kınalıada’da Ermeni bir hanımın sözleri çınlamaya başladı kulağımda; “Bu gidiş iyi değil. Bak görürsün, o çocukcağızı da öldürecekler!” Çocuk dediği kişi Hrant Dink’ti... Benim Kınalıada’ya gitme sebebim ise yine belli çevrelerin kaşımaya çalıştığı Türkler ve Ermeniler arasında yaşanan bir husumetti... Sonra bir gün Dink, Agos’ta bir yazı yazdı. Okuması yazması olan her Türk vatandaşının da anlayabileceği gibi sözleri Türklüğe hakaret değil, bu topraklarda barış içinde yaşamak isteyen birinin çığlığıydı. Anlamayanlar çıktı, anlamak istemeyenler onlara destek verdi, Hrant Dink mahkemelik oldu. Türklüğe hakaretten... Hiçbir şey koymadı da ona, yaşadığı ülkeye hakaret ettiği iddiasını hazmedemedi. Fikirlerini kabul edin etmeyin, “İstenmediğim bir ülkede duramam” derken hüngür hüngür ağlaması içtendi... Sonra, her mahkemesi bir olay oldu... Avukat kimliğiyle kendini ’en milliyetçi’ ilan edenlerin şovlarını herkes seyretti. Maalesef emniyet güçleri de...
Oysa her şov, onun bir adım daha tehlikeli sona gidişiydi. Zaten Agos’ta çıkan son yazısında da sanki içine doğmuş gibi kendini tedirgin bir güvercine benzetmişti. ’Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz’ diye tarif etmişti ruh halini... Ne yazık ki dokundular...
TEL ÇERÇEVE GÖZLÜĞÜ...
Saat 16.00... Zar zor varıyorum Agos Gazetesi’ne... Kalabalık... Polis kordonu... Gazeteciler... Ağlayanlar... Ve yapayalnız, ‘sırtından’ vurulmuş, yüzükoyun yatan bir Hrant Dink... Üzerinde ak kâğıtlar... Kaldırımda iki öbek kan... Yanı başında düşerken yamulmuş tel çerçeve gözlüğü... Az ötede tek bir kırmızı karanfil... Bir saat öylece yattı orada... Olay yeri incelemesi bitti, ambulans sirenleri acı acı çaldı... Ve sonra; sonra alkışlarla götürüldü Hrant Dink...
Eşi Rakel geldiğinde, ondan yadigâr, yattığı yerdeki eşgalini belirleyen kalın kara çizgiler, iki öbek kan ve bir tel çerçeve gözlük kalmıştı. Ağlayarak o yadigârlara ulaşmaya çalışıyordu Rakel, “Kocama son bir sözüm var!” diye... “Her gün o evden çıkarken ölümün kokusunu hissediyordum” diye... “Allahım sen çocuklarımın aklını koru ne olur!” diye... Çevresinde onu teskin etmeye çalışanları duymuyordu. “Hadi güzelim gel... Hrant’ın karısı ol... Dimdik ol” diyenlere verdiği cevap belki de Hrant’ın karısına en yakışanı oldu; “Ben göstermelik hiçbir şey olamam!” Çünkü Hrant, zor bir işe kalkışmış biriydi... İsa’ya ya da Musa’ya yaranmak yerine, içinden gelenleri söyleyen biriydi... “Ben Türkiye’de yaşamak istiyorum. Çocuklarım ve torunlarım bu ülkede yaşasın istiyorum. Bu ülkeyi seviyorum” dediğinde, diasporayı kızdırıyordu... “Soykırım var” dediğinde, aşırı milliyetçileri. Doğruya doğru, beni de... Patriği kızdırdığı bile oluyordu... Göstermelik değil, bu toprağa yakışan bir insandı. Bu toprağın hak ettiği bir barışı aradı. Bu topraklarda asla unutulmayacak bir utancı gerisinde bırakarak gitti...
12 EYLÜL TİPİ CİNAYET!
Saat 16.30... Agos’un girişi... Osman Kavala, Etyen Mahçupyan, Ali Bayramoğlu ve daha pek çok demokrat entellektüel çoktan gelmiş... Köşede bir Ermeni vatandaşımız ağlıyor; “Barış olacakmış... Bu mu barış!” Kimsede ses yok... Tam o sırada Bedri Baykam giriyor kapıdan... Gerilen sinirler boşalıyor birden. Genç bir Ermeni “Ne arıyor bu p.şt burada?” diye üzerine yürüyor. “Şov yapmaya mı geldin buraya?” Baykam, “Provakasyon yapma” diyor, genç daha da sinirleniyor... “Sen değil miydin ona taş atan” diye haykırıyor. Osman Kavala giriyor araya, genci sakinleştirmek için, “Hrant’ın üslubu bu muydu? Onun anısına bu tavır yakışmaz. Düşman çok büyük, sakin ol!” diyor...
Agos’tan dışarı çıkıyorum. Avukat Ergin Cinmen’i görüyorum... Konuşmaya başlıyoruz. “Bu 12 Eylül tipi bir cinayet. Bu cinayet de bir meczupun üzerinde kalacak. Tıpkı Abdi İpekçi ve Uğur Mumcu’da olduğu gibi, gerçek hiçbir zaman açığa çıkmayacak. Bunu yapanlar, yeni bir dönemi başlatmak istiyor. Çatışmalı bir dönemi... Duruşmaları hatırla; dava boyunca hiçbir savcının aklına o gösterileri yapanlar hakkında soruşturma açmak gelmedi. Oysa orada suçlar işlendi. Devletin buna karşı tepki koymaması, sanki bir meşru faaliyette bulunuluyormuş izlenimi verdi. Cinayet bağıra bağıra geldi” diyor.
Az ötede yaşlıca bir hanım kendi kendine söyleniyor... Ermeni değil, Türk... Çok üzgün, “Türklüğümden, insanlığımdan utanıyorum. Bu yapılanlar Allah’ın bile gücüne gidiyor. Bak artık yağmur bile yağmıyor” diyor... Ama Allah, o kanı yerden silmek için yağmur çiseletmeye başlıyor. Bu utanç içinde küçük bir umudun işareti sanki... Hrant Dink boşuna ölmesin dercesine...
HEPİMİZ HRANTIZ!
Saat 18.00. Alkışlar artıyor... Ağlayanlar da... “Hrantlar ölmez!”, “Hepimiz Hrantız, Hepimiz Ermeniyiz” sloganları atılıyor... Ama onu hak ettiği gibi uğurlayanlar ne alkışlayanlar, ne de slogan atanlar... Onu en iyi tanıyan karısı oluyor. Rakel çocuklarına dönüp, “Biz üzülürsek yapanlar sevinirler, biz ayakta olmalıyız” diyor.
Hrant Dink’in cenazesi birkaç gün içinde kalkacak. Bu utancı barışa çevirmek için Rakel’e bir kulak vermeye ne dersiniz? Hep birlikte onu ayakta uğurlamaya!..
Meslektaşları ve dostları yıkıldı.
Agos yazarı ve en yakın arkadaşlarından Aydın Engin:
“Geçen Cuma ve bugün (dün) çıkan Agos’un sayısında kendisinin nasıl tehdit edildiğini ve başına bi rşey gelebileceğini yazdı. Bunu çok uzun süre sakladı. Türkiye’deki barış ortamını bozmak istemiyordu. Gözü dönmüş milliyetçi budalaların işi deyip, üzerinin örtülmemesi gerekiyor. Her zaman hedefteydi. Gerçek bir linç yaşandı. Bütün dünyada yankılanacak bir cinayetle karşı karşıyayız. Türkiye’nin önünü kesmek isteyenlerin doğru seçtiği bir hedefti. Hedeflerine ulaştılar. En son dün yazımla ilgili konuştuk ve haftasonu yemek için sözleşmiştik.”
Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök:
“Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük provakasyonu. Bunu yapanlar Türkiye’nin düşmanlardır. Bu insanların korunması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’yi karıştırmak isteyenler var. Trabzon’daki papaz cinayeti gibi sıradan bir olay haline getirmemek gerekir. Bütün dünyada çıkacak haberler. Hrant gerçek bir Türk Vatandaşıydı. Ülkesine bizim kadar bağımlıydı. Bu bir vatan hainliğidir.”
Hürriyet yazarı Yalçın Doğan:
“Bu olay Türkiye’nin içinde ve dışında çok büyük yaralar açacaktır. Türkiye’yi önümüzdeki dönemde ciddi şekilde yaralayacaktır. Bence büyük ve resmi bir cenaze töreni düzenlenmelidir. Çok iyi seçilmiş bir provakasyon.”
Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü:
Hrant Dink, destek verdiğimiz gazetecilerden biriydi. Bu konuda bir deklarasyon yayınlamayı düşünüyoruz. Deklarasyonda, cinayeti nasıl kınadığımızı ve bu olayların bir daha tekrarlanmaması için ciddi bir tepkinin gelişmesi gerektiğini belirteceğiz. Türkiye’de gazetecilere ve yazarlara yönelik şiddetin olduğunu biliyoruz.
Milliyet yazarı Can Dündar:
Türkiye bence en temel değerlerinden birini kaybetti. Çok önemli bir insandı. İçerde başka dışarda başka konuşan bir insan değildi. Dışarıda Türkiye’yi yılmadan savunan, kendi ermeni vatandaşlarıyla kötü olma pahasına savunurdu. Sık sık görüşürdük, son zamanlarda tehditler yoğunlaşmıştı. Yakın çevresi uzaklaşmasını söylüyordu, bu yönde çok uyaran olmuştu ama her şeye rağmen inatla, ısrarla bu ülkede kalmak için ısrar ediyordu. Yanıldığını anlıyoruz şimdi. Keşke gitseymiş.
KARA OCAK!
Hrant Dink’in öldüğü 19 Ocak da tarihin kara sayfalarına geçti... Gazeteci Uğur Mumcu 24 Ocak, Prof. Muammer Aksoy ise 31 Ocak’ta hunharca cinayetlere kurban gitmişti.
Kerinçsiz: Bu kirli bir tertiptir
Ermeni Konferansı’nın iptal edilmesi için dava açan ayrıca Hrant Dink hakkında çok sayıda suç duyurusunda bulunan Hukukçular Birlidiği Yönetim Kurulu Üyesi avukat Kemal Kerinçsiz, Dink’in ölümünden üzüntü duyduğunu belirttti. Kerinçsiz, şunları söyledi: “Kutsal yaşam hakkı ortadan kalktı. Bunu tasvip etmek mümkün değil. Melun ve menfur saldırıyı kınıyoruz. Ailesine ve çalışma arkadaşlarına başsağlığı diliyoruz Bu bir tertiptir. Bundan kimlerin istifa edeceği ortadadır. Bu saldırının arkasındaki güçler ortaya çıkarıldığında gerçekler de görülecektir. Bu olaydan ülkemiz de büyük zarar görecektir. Özellikle Ermeni meselesinin yeniden gündeme getirildiği bu günlerde, bir cemaatin önde gelen isimlerinden birinin suikaste kurban gitmesi iyi gözlemlenmelidir. Ancak halkımızın sağduyu içerisinde, tahriklere kapılmadan hareket edeceğine de inanıyorum.”
Hrantlar ölmez
Savcının olay yerinde yaptığı incelemenin ardından Dink’in cenazesi, Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Dink’in cesedi ambulansa konulurken; çevredeki vatandaşlar alkışlar eşliğinde “Yaşasın halkların kardeşliği”, “Katiller devlete hesap verecek”, “Hrantlar ölmez” diye slogan attı. Aralarında Ferhat Tunç’un da bulunduğu küçük bir grup da çeşitli sloganlar atarak kısa süre yürüdü. Oğlu Arat Dink ve kardeşi Arat Dink de ambulansla Dink’in cesedinin götürüldüğü Adli Tıp Kurumu’na gitti.

20 OCAK 2007 - Katil zanlısı yakalandı.
Hrant Dink'in katil zanlısı Ogün Samast Samsun'da yakalandı. Başbakan Erdoğan Ogün Samast'ın yakalandığını resmi olarak açıkladı.
Hrant Dink'in katil zanlısı Trabzon nüfusuna kayıtlı Ogün Samast, Samsun'da yakalandı.
Zanlının fotoğrafının yayınlanmasının ardından yapılan ihbarları değerlendiren polis, katil zanlısının Trabzon nüfusuna kayıtlı Ogün Samast olduğunu tespit etti. Zanlının fotoğraflarını TV'de gören Trabzon Akçaabat nüfusuna kayıtlı Ahmet Samast, oğlu Ogün Samast'ı Hrant Dink'in katil zanlısı olarak gösterildiğini görünce, Trabzon Emniyet Müdürlüğüne ihbar etti.
Yapılan değerlendirme sonunda Zanlı Samast, Samsun Otogarı'nda Trabzon'a hareket etmek üzereyken yapılan operasyonla yakalandı. Zanlıyla birlikte suikastta kullandığı silah da ele geçirildi.
1990 doğumlu ve Trabzon nüfusuna kayıtlı Samast'ın gece yarısı bir uçakla İstanbul'a getirilecek.
ERDOĞAN AÇIKLADI
Başbakan Erdoğan, Hrant Dink cinayeti zanlısı Ogün Samast'ın Samsun'da yakalandığını bildirdi. Erdoğan, AK Parti 8. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nın yapıldığı Kızılcahamam Asya Termal Tesisleri'nde geç saatlerde konuya ilişkin açıklama yaptı.
Erdoğan, beraberinde Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu ve diğer partililerle birlikte yaptığı açıklamada, Dink cinayetinin zanlısı Ogün Samast'ın Samsun'da yakalandığını bildirdi.
GÖZALTILAR
Trabzon Valisi Hüseyin Yavuzdemir, Dink'in katil zanlısının Trabzonlu olduğunun tespit edilmesinin ardından, zanlıyla ilişkisi olan bazı kişilerin gözaltına alındığını söyledi.
Gözaltına alınan kişiler arasında Trabzon'da Mc Donalds'ın bombalanmasına karışan kişilerin de olduğunu belirten Yavuzdemir, “Gözaltındaki kişiler zanlıya yardım ve yataklık edip etmedikleri yönünde sorgulanıyor” dedi. Yavuzdemir, bu kişilerin soruşturma kapsamında sabah saatlerinde İstanbul'a gönderileceğini bildirdi.
Bu arada Trabzon Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü'nde gözaltında bulunan kişilerden birinin pencereye çıkarak, “Komplo var. Bunlar bir oyun” diye bağırdığı görüldü.
FOTOĞRAFLAR YAKALANMASINI HIZLANDIRDI
İstanbul Valisi Muammer Güler, Hrant Dink cinayeti zanlısının fotoğraflarını basına dağıttı. Güler, zanlıyı gören vatandaşların en kısa sürede kendilerine ulaşmalarını istedi ve halkı duyarlı olmaya çağırdı. Valinin açıklamalarını ve zanlının fotoğraflarının basında yayınlanması katil zanlısının yakalanmasını sağladı.
Vali Güler vatandaşların kendilerine ulaşabilecekleri telefon numaraları ile e-posta adresini şöyle açıkladı:
Şüpheliye ait görüntülerin CD'ye aktarıldığını ve basına dağıtıldığını belirten Güler, ''CD'de kişinin kaçarken, silahı beline koyarken elde edilen görüntüler var. Vatandaşların yardımcı olmasını istiyoruz. Elimizde başka bilgiler var ama bunu şu anda intikal ettirecek durumda değilim." şeklinde konuştu.
İstanbul Valisi Güler, ikinci bir zanlının daha bulunduğu haberleriyle ilgili olarak, "İkinci zanlı ile ilgili iddialar kesinleşmemiştir. Gözaltında kimse yoktur" dedi.
Muammer Güler, Hrant Dink'in kendilerinden herhangi bir koruma talebi bulunmadığını da belirtti ve "Esasen şu an koruma talebi bulunan 18 basın mensubu var. Ancak Hrant Dink'in bizden böyle bir yakın koruma talebi yoktu" ifadesini kullandı.
Güler, "Ermeni cemaati ve patrikhaneye de e-mail yoluyla çeşitli tehditler ulaşmıştır. Ermeni Patriği Mutafyan'ın valiliğe resmi başvurusu üzerine bu tehditler değerlendirilmiş ve bir kişi İstanbul, Bursa ve Yalova'da yapılan incelemeler sonucunda gözaltına alınarak tutuklanmıştır. 10 ay ceza almıştır" diye konuştu.
Bursa Emniyeti'nden açıklama
Bu arada İstanbul'da dün genel yayın yönetmenliğini yaptığı Agos Gazetesi binasının önünde uğradığı silahlı saldırıda öldürülen gazeteci-yazar Hrant Dinkk'in bir yazısında yer verdiği ve savcılığa başvuruda bulunduğunu belirttiği Bursa'dan gönderildiği öne sürülen tehdit mektubundaki adresin ''gerçekte var olmayan bir adres olduğu'' bildirildi.
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı yetkilileri, 10 Ocak'taki ''Ruh Halimin Güvercin Tedirginliği'' başlıklı yazısında ''Bursa'dan gönderilen bir tehdit mektubu aldığını'' belirten Dink'in, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurduğunu söylediği mektupla ilgili Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'na şu ana kadar ulaşan belge ya da bilgi bulunmadığını kaydetti.
Dink'in başvurusunun ardından konunun istihbarat ve terör uzmanlarınca araştırılmış olabileceğine işaret eden yetkililer, ''Bu konuda savcılığa yansıyan bir şey yok'' dedi.
Agos Gazetesi Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Ermeni Hrant Dink'in katil zanlısına yönelik yapılan soruşturmada İstanbul Emniyeti, önemli yol aldı. Olay gerçekleştiği Osmanbey Halaskargazi Caddesi ve yakınlarındaki tüm görüntüleri toparlayan polis, dün saldırganın net fotoğrafını buldu. Saldırın gerçekleştiği noktayı görüntüleyen Pangaaltı Akbank Pangaaltı Şubesi'nin güvenlik görüntülerinde ise katil zanlısının net görüntüsü ortaya çıktı. Sebat Apartmanin taksim'e doğru sol yanindaki köşe başinda bulunan bankanın kayıtlarında saldırganın en iyi görüntüsünün bulunduğu öğrenildi.
18-19 yaşlarında 1.70 boyunda esmer, hafif uzun saçlı, 70-75 kilo, açık renk beresi bulunan saldırganın Dink'i öldürdükten sonra silahını beline koyarken görüntüsünü çıkartan polis, bu görüntüyü kendi kayıtlarıyla kıyasladı. Sabıka kayıtlarından yapılan taramada en yakın kişi ise Şırnaklı eski sabıkalı Mehmet P(Paksoy) olduğu anlaşıldı. Bu kişinin görüntülerdeki kişiye benzediğini belirten emniyet yetkilileri, ancak “kesin bir şey söylemek için henüz erken” dediler.
GÖRÜNTÜLER İSTİHBARATÇILARDA
Saldırganın görüntülerinden bazılarının bölgede arama yapan istihbaratçı polislere verildiğini kaydedilirken, dün olay sonrasında Taksim'de gözaltına alınan 2 kişinin görgü tanıklarına gösterildikten sonra serbest bırakıldığı da ifade edildi.
Bu arada İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün kurmayları görüntülerin basına verilip verilmemesini tartışıyor. Saldırganın net şekilde gözüken görüntülerinden çıktı alan emniyet yetkililerinden bazıları, “Bu görüntüleri basınla paylaşalım” diyerek saldırganın kimliğinin belirlenmesi için tanıyanların bilgisi gerektiğini savundular.
Ancak bu bilgiye karşı çıkan bazı yetkililer ise görüntünün dağıtılmasıyla ilgili çekincelerini dile getirerek, “Henüz erken. Ekipler çalışıyor. Görüntünün dağıtılması silahlı kişinin kendisini tanıyanlara yönelik saldırısına sebep olabilir. Eğer kısa sürede çözemezsek, o zaman verelim” görüşünü dile getirdiler. Konuyla ilgili kararın İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek'e de danışıldıktan sonra karara bağlanacağı öğrenildi.
Hürriyet, Hürriyet İnternet, CNNTürk,A.A, ANKA

20 OCAK 2007 – İHBAR YAĞDI.
Kamuoyuyla paylaşılan saldırganın görüntüleri etkisini gösterdi. Tüm televizyonlarda aynı anda verilen görüntü ve ihbar hattı telefonları sürekli olarak çaldı. Görüntüdeki saldırganı tanıdığı bazı kişilere benzeten pek çok insan ihbarda bulundu. 2 telefon numarasına, 3 saat içinde 230'un üzerinde ihbar ve protesto mesajı geldi. Aramaların sadece İstanbul'dan değil, diğer şehirler ve yurt dışından da yapıldığı ifade edildi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğünün “155@iem.gov.tr” elektronik posta adresi ile Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünün “webmaster.tem@iem.gov.tr” adreslerine gelen mesaj sayısının ise çok az olduğu öğrenildi.
İstanbul Emniyet yetkilileri, telefonların 24 saat aktif olarak ihbarları kaydedeceğini ifade ederken, gelen tüm ihbarlarında mutlaka değerlendireceğini bildirdiler. hür

20 OCAK 2007 – Türkiye'yi vurdular.
Agos Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Bir görgü tanığı 20 yaşlarındaki saldırganın, "Vurdum Ermeni'yi" diye bağırdığını anlattı. Gazetenin yayın kurulu üyesi Seropyan ise bir kişinin Dink'i kapıya çağırdığını ve başına 4 kurşun sıktığını söyledi.
Ermeni cemaatinin gazetesi Agos'un Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, dün Osmanbey Halaskargazi Caddesi 192 numaradaki gazete binası önünde, 15.00 sıralarında uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitirdi. Başından vurulan Hrant Dink'e yere düştükten sonra da bir el ateş eden, 20 yaşlarında 1.70 boylarında, esmer, hafif uzun saçlı, 70-75 kilo, açık renk bere, mavi kot ve haki rengi mont giyen saldırgan koşarak kaçtı. Başından iki kurşun yarası alan Hrant Dink, Sebat Apartmanı'nın alt katında bulunan Filiz Optik-Saat mağazasının önünde yüz üstü düştü. Polis olay yerinde 7.65 çapındaki Baretta'dan çıkan 4 boş kovan buldu.
SİLAHI SOL ELİNDEYDİ
Edinilen bilgiye göre saldırıdan yarım saat önce bir kişi, Hırat Dink'le görüşmek istediğini belirterek kapının önüne çağırdı. Ancak görevli Dink'e arayan kişiye "Burada yok" dedi. Hrant Dink, gazetedeki mutfakta yemek yedikten sonra bankaya gitti, dönüşte saldırıya uğradı. Görgü tanıkları saldırganın Dink'e arkadan yaklaşarak kafasına ateş ettiğini söyledi. Bir markette temizlik görevlisi olarak çalışan ve adının E. olduğu belirtilen bir kadının saldırgana "Yapma" diye bağırdı. Bir görgü tanığı da saldırganın "Vurdum Ermeni'yi" diye bağırdığını söyledi. Mal getiren konfeksiyoncu C. Y., "Saldırgan benim üzerinde bulunduğum Şafak Sokak'tan kaçtı. 200 metre koşup tabancayı beline koydu. Başındaki beyaz renk yün bereyi çıkardı. Bu sokaktan sol tarafta kalan ve Rumeli Caddesi'ne çıkan Süleyman Nazif Sokak'a saptı. Saldırganın favorileri uzun ve ince kesimdi" dedi. Bir başka görgü tanığı ise saldırganın tabancayı sol eliyle tuttuğunu belirterek kot montun altındaki kazağın kırmızı ağırlıklı desenli karışık renkli olduğunu söyledi.
Saldırıdan bir saat sonra Taksim Tramvay Durağı'nda saldırganın eşkaline uyan 2 kişi gözaltına alındı. Gazetenin yayın kurulu üyesi Serkis Seropyan, Hrant Dink'in yemek yedikten sonra bir kişi tarafından kapının önüne çağrıldığını belirterek, "Birisi kapının önünde başına 3 el kurşun sıkmış" dedi. Agos'un resmi sitesine, silah çerçeve içinde Hrant Dink'in fotoğrafı konuldu. Yakın arkadaşı Orhan Alkaya, Agos Gazetesi önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, Hrant Dink'in enseye 3 nokta atışıyla öldürüldüğünü öğrendiklerini söyledi. Alkaya, "Bu Güneydoğu'da Hizbullahçıların kullandığı bir yöntem. Cinayet profesyonelce işlenmiş. Bu ülke faşistlerin, katillerin ülkesi değil, bu ülke bizim ülkemiz. Hrant'ın ülkesi. Bu cinayeti işleyenler kaybedecek" dedi.
VALİ OLAY YERİNDE
Vali Muammer Güler olay yerinde inceleme yaptıktan sonra gazetecilerin sorularına yanıt vermedi. Hrant Dink'i görüşmek için ofisine çağıran vali yardımcısının kim olduğunun sorulması üzerine "Araştıracağız, hepsine tek tek bakacağız" dedi. Güler yazının yayımlandıktan sonra herhangi bir soruşturma açılıp açılmadığı sorusuna cevap vermeyerek apar topar aracına binerek olay yerinden ayrıldı.
Koruma istemedi
Hrant Dink, Yeri Şafak Gazetesi'nde yayınlanan röportajda, "Dava döneminde tehdit geldi mi? Koruma istediniz mi?" sorusunu, "Çok tehdit aldım ama korunarak yaşamak istemiyorum" diye yanıtlamıştı. Hrant Dink'in valilikten koruma talebinde bulunmadığı ortaya çıktı. Avukatı Erdal Doğan da, "Bildiğim kadarıyla bir koruma talebi yoktu. Güvenliğin koruma talebiyle sağlanabileceğine inanmıyordu" dedi.
CENAZE TÖRENİ SALI GÜNÜ;
Öldürülen gazeteci Hrant Dink'in avukatı Erdal Doğan, Dink'in cenazesinin 23 Ocak Salı günü saat 14.00'te Kumkapı Meryem Ana Kilisesi'nden kaldırılacağını açıkladı.
Mustafa ÖZDABAK - Asım GÜNEŞ - Ardıç AYTALAR - Mustafa KÜÇÜK - Çetin AYDIN - Selçuk YAŞAR hür

20 OCAK 2007 – Dünyada suikast şoku.
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in dün İstanbul'da silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirmesi dünyada şok etkisi yarattı. Ermenistan, Avrupa ve ABD ile çok sayıda uluslararası medya ve insan hakları kuruluşu suikastı kınarken dünya televizyonları ve haber ajansları olayı flaş haber olarak verdi.
Agos gazetesinin kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in İstanbul'da katledilmesi, Türkiye'de olduğu kadar yurt dışında da büyük ses getirdi. Avrupa ve Amerika'nın önde gelen gazeteleri, Dink cinayetine geniş yer ayırdı.
NYT: “HEM TÜRKLERİN HEM ERMENİLERİN TEPKİSİNİ ÇEKMİŞTİ”
New York Times gazetesi, Hrant Dink'in soykırım konusundaki yorumları nedeniyle Türkiye'de büyük tepki çektiği ancak Ermeni soykırımının kabulünün Türkiye'nin AB üyeliği için bir şart olmaması gerektiği sözleri nedeniyle de bazı Ermenileri kızdırdığını yazdı. Haberde, Dink'in sadece bir editör ve köşe yazarı değil aynı zamanda Türkiye'deki Ermenilerin sesi olduğu vurgulandı. Haberde bu cinayetin de Türkiye'deki faili meçhuller listesine girmesinden korkulduğu kaydedildi.
LAT: “DİNK KATLEDİLDİ”
Los Angeles Times gazetesi, Dink'in öldürülmesini, “Ermeni soykırımının tanınması konusunda yetkililerle çatışmaya giren Hrant Dink, kalabalık bir sokakta vuruldu” şeklinde duyurdu. Haberde, cinayetin ardından çok sayıda insanın Taksim meydanında toplanarak saldırıyı protesto ettiği ifade edildi.
IHT: “TÜRK-ERMENİ EDİTÖR KATLEDİLDİ”
International Herald Tribune gazetesi de “Türkiye'de en iyi bilinen Ermenice gazetenin karizmatik editörü, İstanbul'un merkezindeki ofisinden çıkarken vuruldu” şeklinde duyurduğu haberinde, Dink'in Türkiye'deki milliyetçiler tarafından sıklıkla eleştirildiği kaydedildi.
INDEPENDENT: “DİNK SOYKIRIMIN 1.500.001'İNCİ KURBANI OLDU”
İngiltere'nin en saygın gazetelerinden Independent da Dink'in ölümünü, ünlü köşe yazarı Robert Fisk'in kaleminden duyurdu. Fisk makalesine, “Hrant Dink, dün Ermeni soykırımının 1 milyon 500 bin birinci kurbanı oldu” şeklinde başladı. Dink'in Türk ve Ermeni toplumlar arasında bir diyalog kurmak istediği kaydedilen makalede, ancak Ermeni asıllı gazetecinin, bunun bedelini kafasına sıkılan iki kurşunla ödediği ifade edildi.
TIMES: “TANSİYONU YÜKSELTEBİLİR”
İngiliz Times gazetesi de Dink'in, 301'inci maddeden yargılanan en üst düzey kişilerden biri olduğunu yazdı. Haberde, bu saldırının, Türkiye'de zaten Cumhurbaşkanlığı ve Kasım'daki genel seçimler yüzünden yükselen tansiyonu daha da arttırabileceği değerlendirmesi yapıldı.
GUARDIAN: “PEK ÇOK KEZ YARGILANMIŞTI”
Guardian gazetesi de Dink'in, Ermenilerin toplu ölümleri nedeniyle ilgili sözlerinden ötürü Türkiye'de pek çok kez yargılandığını belirtti. Haberde, Dink'in daha önce de kendisini vatan haini olarak görenlerden ölüm tehditleri aldığı vurgulandı.
FT: “DİNK ÖLDÜRÜLDÜ”
Financial Times gazetesi de Dink'in Türkiye'de Ermeni olaylarının konuşulması konusunda önemli bir tabuyu yıktığını kaydetti. Haberde, Dink'in ofisi önündeki saldırı sırasında öldüğü ifade edildi.
AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesi, Avrupa'da "şok edici gelişme" olarak nitelendirildi.
AB Dönem Başkanı Almanya, "Ermeni asıllı saygın Türk gazeteci Hrant Dink'in bir suikaste kurban gitmesi karşısında şoke olduklarını ve bu iğrenç saldırının kendilerini dehşete düşürdüğünü" bildirdi. Hrant Dink'in ailesi ve arkadaşlarına taziyelerini bildiren AB Dönem Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Türk makamlarının, bu cinayeti mümkün olan en kısa zamanda çözeceğinden eminiz. Türkiye'nin, ifade özgürlüğünü bütünüyle gerçekleştirme yolunda azimle ilerleyeceğinden kuşku duymuyoruz" denildi.
'MUTLAKA ÇÖZÜLMELİ'
AB ülkelerinin birçoğu olayın hemen ardından olayı kınarken AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Temsilcisi Olli Rehn, "haince yapılan saldırının kendisini şoke ettiğini" belirtti. Hrant Dink'in düşünce ve ifade özgürlüğünü savunan ve kampanya yürüten bir "aydın" olduğunu belirten Rehn, Türk makamlarına yaptığı çağrıda cinayetin çözülmesi ve sorumluların adalete teslim edilmesini talep etti.
AMERİKAN ERMENİ KOMİTESİ TÜRKİYE'Yİ SORUMLU TUTTU
ABD'de yaşayan Ermeni toplumunun daha ılımlı unsurlarını biraraya getiren Amerikan Ermeni Komitesi, gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesini kınayarak, "Dink'in, aldığı riskleri bilmesine karşın karşılıklı anlayışı, hoşgörüyü ve diyaloğu hızlandırmak için hizmet etmeye kararlı bir kişi olduğu" yorumunu yaptı. Fransa'da faaliyet gösteren Ermeni dernekleri, internet sitelerinde yaptıkları açıklamalarla, gazeteci-yazar Hrant Dink'e düzenlenen suikastı kınadı.
Merkezi Paris'te bulunan Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü de gazeteci Hrant Dink'e yönelik suikasttan "derin şoka uğradıklarını" duyurdu. Açıklamada, "Bu saldırı, Türkiye ve başka yerlerde, düşünce ve yazı özgürlüğünü savunanları sarsmış ve endişeye uğratmıştır" ifadesi yer aldı.
Avrupa Ermeni Federasyonu Başkanı Hilda Tchoboyan, gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesinden Türkiye'yi sorumlu tuttu.
Ermeni basınında çıkan haberlere göre, Dink'in öldürülmesi ardından bir açıklama yapan Avrupa Ermeni Federasyonu Başkanı Hilda Tchoboyan, nefret dolu bu suikasti kınadıklarını belirtti. Tchoboyan, Türkiye'de eğitim sisteminin ve siyasi kültürün ülkede Türk olmayanlara karşı bir nefret aşıladığını ifade ettiği açıklamasında, Türkiye'de aşırı sağ grupların da onurlandırıldığını kaydetti.
Gazetecilere ve entelektüellere yeterince güvenlik sağlayamadığı gerekçesiyle Türk hükümetinin de kınandığı açıklamada, “Türk devletinin bu cinayette inkar edilemez bir sorumluluğu var” denildi.
Türkiye'de özellikle Ermeni soykırımı iddiaları konusunda bir ifade özgürlüğü olmadığı kaydedilen açıklamada, Türkiye'nin bu cinayetin ardından herhangi bir şekilde çıkar sağlamaya çalışmaması gerektiği ifade edildi.
VERHEUGEN: CİNAYETİ KINIYORUM
Avrupa Birliği Komisyonu Başkan Yardımcısı Günter Verheugen, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesiyle ilgili olarak, “Bu olayı şiddetle kınıyorum. Türkiye devletinin buna karşı olan tavrını tebrik ediyorum” dedi.
Verheugen, merkez Osmangazi İlçe Belediyesince yaptırılan “Sokak Hayvanları Doğal Yaşam Merkezi”ni ziyaret etmek üzere geldiği Bursa'da önce Osmangazi Belediye Başkanı Recep Altepe'nin Darüzziyafe'de onuruna verdiği öğle yemeğine katıldı.
Yemek öncesinde gazetecilere açıklamalarda bulunan Verheugen, Bursa'da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek Bursa'nın kültürel ve tarihsel öneme sahip bir kent olduğunu söyledi.
Verheugen, Türkiye'nin AB'ye girme sürecinde Bursa'nın kültürel açıdan çok önemli bir rolü olacağını ifade ederek, “Aslında Osmangazi Belediyesinin yaptırdığı hayvan barınağını ziyaret etmek için buraya geldik. Eşim Almanya'da bir hayvan koruma derneğine üye. Buradaki hayvan koruma faaliyetlerine yardımcı olmak istiyoruz” dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile dün Ankara'da görüştüğünü kaydeden Verheugen, “Biz ikimiz de aynı görüşteyiz ki; Türkiye çok başarılı bir şekilde Avrupa Birliği'ne giriş sürecine girdi ve umuyorum ki, aynı şekilde de başarılı bir şekilde tamamlayacaktır” diye konuştu.
Açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Verheugen, Gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesiyle ilgili görüşünün sorulması üzerine şunları söyledi:“Dün Ankara'da bu konu hakkında açıklama yapmıştım. Ancak şunu söyleyebilirim: Bu olayı şiddetle kınıyorum. Türkiye devletinin buna karşı olan tavrını tebrik ediyorum. Çünkü Türkiye'ye yapılmak istenen tüm kötülüklerin başarılı olmayacağına inanıyorum. Türkiye'nin bu durumun açığa kavuşması için elinden geleni yapacağına yürekten inanıyorum.”
Verheugen, bir gazetecinin “AB'nin, Türkiye'nin Kuzey Irak'a olası müdahalesiyle ilgili bakışının nasıl olduğu” yönündeki sorusunu da, “Ben AB'nin dış işlerinden sorumlu bir kişisi olmadığım için bu konu hakkında bir yorumda bulunmak istemiyorum” şeklinde yanıtladı.
Bu arada, daha önce, Bursa gezisine Vali Nihat Canpolat'ı makamında ziyaret ederek başlayacağı duyurulan AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Günter Verheugen'in Valilik ziyaretinin iptal edildiği bildirildi. Hür

20 OCAK 2007 - Cenaze töreni salı günü.
Silahlı saldırıda ölen Hrant Dink, salı günü Balıklı Ermeni Mezarlığı'nda toprağa verilecek.
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Dink için ilk tören, gazetesinin önünde yapılacak. Dink, daha sonra Meryemana Patriklik Kilisesi'nde yapılacak ayinin ardından Balıklı Ermeni Mezarlığı'nda toprağa verilecek.
Hrant Dink için düzenlenen ilk tören 23 Ocak salı günü saat 11.00'de Osmanbey Halaskargazi Caddesi'ndeki Sebat Apartmanı'nda bulunan Agos Gazetesi önünde. Dink'in cenazesi, saat 14.00'te Kumkapı Meryemana Patriklik Kilisesi'ne götürülecek. Dink buradaki ayinin ardından Balıklı Ermeni Mezarlığı'nda toprağa verilecek.
Dink'in cenaze törenine ilişkin program Agos Gazetesi'nin internet sitesinde de yayınlandı. Gazete sitesinde, “Törenlerde Hrant Dink'in arzusu üzerine slogan atılmaması, pankart açılmaması, gösteri ortamı yaratılmaması önemle rica olunur” denildi.
DİNK İÇİN SESSİZ VE SLOGANSIZ YÜRÜYÜŞ YAPILACAK
DİSK Başkanı Süleyman Çelebi, Hrant Dink için 23 Ocak günü Agos Gazetesi önünde yapılacak törenin ardından Kumkapı Meryemana Patriklik Kilisesi'ne meslek odalarının, sendikaların, siyasi partilerin ve halkın geniş katılımıyla “sessiz, pankartsız, slogansız” bir yürüyüş gerçekleştireceklerini söyledi. “Hrant Dink'in talebi de buymuş” diyen Çelebi, yürüyüş organizasyonu için meslek odalarını, sendikaları ve siyasi partileri temsilen 3 kişinin görevlendirildiğini belirtti.
TAZİYE DEFTERİ AÇILDI
Osmanbey Halaskargazi Caddesi Sebat Apartmanı'nda bulunan Agos Gazetesi'ne taziye ziyaretleri yapılıyor. Gazeteye akın eden ziyaretçiler, Dink'in öldürülmesini kınadı.
Avrupa Parlamentosu (AP) eski Milletvekili Ozan Ceyhun, Hamburg Milletvekili Nebahat Güçlü, İşviçre Milletvekili Hasan Kaber, Berlin Milletvekili Bilkay Öney, Berlin Milletvekili Özcan Mutlu ve Münih Belediye Encümen üyesi Yaşar Sincan, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, AKP İstanbul İl Başkanı Mehmet Müezzinoğlu'nun da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi Agos Gazetesi'ne gelerek, çalışanlarına başsağlığı diledi.
OLAYLA İLGİLİ GELİŞMELER EMNİYETTE DEĞERLENDİRİLİYOR
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatı doğrultusunda dün İstanbul'a gelen Adalet Bakanı Cemil Çiçek ile İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Vatan Caddesi'nde bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne geldi.
Emniyet Müdürlüğü'ne gelişi sırasında gazetecilere açılama yapan İstanbul Valisi Muammer Güler de, olayla ilgili gelişmeleri değerlendirdiklerini belirterek, “Arkadaşlarımız sabaha kadar çalıştılar. Bakanlarımızla beraber mevcut bilgileri gözden geçireceğiz. Gerekli açıklamalarda bulunacağız” dedi.
GÖZYAŞLARI SEL OLDU
Şişli Halaskargazi Caddesi üzerindeki Sebat Apartmanı'nın girişine konulan Dink'in fotoğrafının bulunduğu yere, bugün çıkan ve cinayeti konu alan haberlerin yer aldığı gazetelerin birinci sayfaları asıldı.
Agos Gazetesi'ne taziye ziyaretleri de devam ederken, bazı vatandaşların karanfiller bıraktığı ve ağladıkları görüldü.
Ziyaretçilerin, cinayete ilişkin duygu ve düşüncelerini aktarabilmeleri için bir de “taziye defteri” açıldı.
Bu arada, aralarında eski Avrupa Parlamentosu Üyesi Ozan Ceyhun ile Hamburg Eyalet Meclisi Üyesi Nebahat Güçlü, Berlin Eyalet Meclisi Üyeleri Bilkay Öney ve Özcan Mutlu Dink'in öldürüldüğü yere, üzerinde “Kınıyoruz” yazılı bir çelenk bıraktılar.
Ozan Ceyhun, yaptığı açıklamada, Hrant Dink'in dostları olarak cinayeti lanetlediklerini söyledi.
Ceyhun, “Hepimizin ortak olduğu bir nokta var. Hrant bizden biriydi, biz de birer Hrantız. Hrant'ın Ermeni, Kürt, Arap, Süryani veya Türk olması, özünde anlamsız. Hrant, demokrasi için mücadele veren bir insandı” dedi.
“Hrant'ı arkadan vuracak kadar alçak bir planı hayata geçirenleri lanetle kınıyoruz” diye konuşan Ceyhun, şunları kaydetti:
“Hrant Dink Türkiye”nin evladıydı. Bizim gözümüzde bir Avrupalıydı. Anadolu mozaiğinin bir parçasıydı. Dink, bu ülkede sadece herkes için eşit koşullarda hangi dinden olursa olsun, hangi dili konuşursa konuşsun her insanın eşit boyutlarda demokratik ortamın tadına vararak yaşamasını isteyen bir insandı. Bunun için mücadele verdi. Gerçek anlamda yurt dışında bazen ön yargı ile Türkiye'ye bakın, bazen Türkiye'deki Ermenilerle konuşmadan onların adına kararlar verenlerin karşısında da en doğru, dobra sözleri söyleyen tek adam gibi adamdı.”
BAKIRKÖY'DEKİ EVİ
Bu arada, Dink'in İstanbul Caddesi Şinasi Gürünlü Sokak'taki evinin bulunduğu apartmanın giriş kapısına, Türk bayrağı asıldı. Ayrıca üzerinde ”Hrantlar ölmez” yazılı kırmızı güllerden oluşan bir çelenk dikkat çekti.
Sokakta bulunan binaların bazılarına Türk bayrakları da asıldığı görüldü.
Hür ANKA-AA

20 OCAK 2007 - Hepimiz Ermeniyiz.
AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesini protesto için Taksim'de oturma eylemi yapan yaklaşık 5 bin kişi, ellerinde mumlar, meşaleler, çiçekler ve Hrant Dink'in fotoğrafları ile sloganlar atarak Agos Gazetesi'ne yürüdü.
Yoldan katılanlar ve gazete önünde bekleyenlerle birlikte protestocu sayısı 10 bin kişiyi buldu. Oturma eylemi süresince şarkılar söyleyen ve alkışlı protestoda bulunan yaklaşık 5 bin kişi, yağmur altında, saat 20.00'de Taksim Meydanı'ndan Agos Gazetesi'ne doğru yürüyüşe geçti. Göstericiler "Hepimiz Hrant Dink'iz. Hepimiz Ermeniyiz", "Hrant'ın katili vatan hani" sloganları da attı. Hrant Dink'in Agos Gazetesi'nin girişine konulan ve ışıklandırılan çerçeveli fotoğrafına protestocular çiçek yağdırdı. Yüzlerce kişi de ellerindeki mumları fotoğrafın çevresine bıraktı. Göstericiler CHP ve Deniz Baykal aleyhine de sloganlar attı.
CENAZE TÖRENİ SALI GÜNÜ
Öldürülen gazeteci Hrant Dink'in avukatı Erdal Doğan, Dink'in cenazesinin 23 Ocak Salı günü saat 14.00'te Kumkapı Meryem Ana Kilisesi'nden kaldırılacağını açıkladı.
Hür

20 OCAK 2007 – Sınır kapılarında Dink alarmı.
Ermeni asıllı Türk gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesi olayıyla ilgili şüphelinin fotoğrafları Kapıkule Gümrük Kapısı'na asıldı.
İstanbul Valisi Muammer Güler'in, katil zanlısının görüntülerinin yer aldığı CD'yi basına dağıtmasının ardından şüphelinin yurt dışına kaçabileceği düşüncesiyle gümrük kapılarına fotoğrafları asıldı. Kapıkule, Pazarkule ve İpsala Gümrük Kapısı'nın giriş görevlilerinin, pasaport işlemlerinin ve gümrük işlemlerinin yapıldığı peronlara şüphelinin fotoğrafları yerleştirildi. İçişleri Bakanlığı sınır illerindeki tüm valilikleri uyararak dikkatli olunmasını ve hassas davranılmasını istedi.
Hür

20 OCAK 2007 – Karanlık eller yine bizi seçti.
Başbakan Erdoğan, Bakanlar Kurulu sırasında öğrendiği Dink cinayetini "Alçakça" diye niteleyerek, sözde Ermeni soykırımı iddialarının gündemde olduğu bir dönemde işlenmiş olmasını 'manidar' bulduğunu söyledi. Erdoğan, "Bu saldırı Türkiye'ye. Karanlık eller, bir kez daha hain emellerine ulaşabilmek için ne yazık ki ülkemizi seçmiş" dedi.
BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in cinayete kurban gittiğini öğrendiğinde ilk tepkisi, "Bu saldırı Türkiye'ye" oldu. Erdoğan, cinayeti değerlendirirken 'karanlık eller'i işaret etti. Erdoğan suikast haberini, dün olağanüstü topladığı Bakanlar Kurulu toplantısında öğrendi. Başbakanlık görevlilerinin Erdoğan'a ilettiği bilgi notu, tüm kabine üyelerini şoke etti. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, hemen salondan ayrıldı. İki bakan, İstanbul Valisi ve Emniyet Müdürü'nü arayarak olayın ayrıntılarnı öğrenmeye çalıştı. Gül ve Aksu aldıkları bilgilerle tekrar toplantıya dönerken, ilk ayrıntıları alan Erdoğan toplantıyı yarıda keserek, MİT de dahil bütün istihbarat ve güvenlik birimlerine olayı derhal aydınlatmaları talimatını verdi. Erdoğan, olaydan yaklaşık 1.5 saat sonra kameraların karşısına geçerek şu açıklamayı yaptı:
KURŞUN DEMOKRATİK YAŞAMIMIZA Bu cinayet sebebiyle üzüntümüz büyük. Karanlık eller, bir kez daha hain emellerine ulaşabilmek için ne yazık ki ülkemizi seçmiş, İstanbul Şişli'de bu cinayet işlenmiş, kan dökülmüştür. Bu saldırı, Dink'in şahsında hepimize, millet olarak birlik ve beraberliğimize, huzur ve istikrarımıza yapılmıştır. Özgür düşünceye, demokratik yaşamamıza kurşun sıkılmıştır. Her şeyden önce basın ve düşünce dünyamıza, aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Şahsım, hükümetim ve miletim adına alçakça işlenen bu cinayetin arkasındaki kanlı elleri telin ediyorum.
DİNK'İN SEÇİLMESİ MANİDAR Kanlı ellerin bu kez Hrant Dink'i kurban seçmiş olması son derece manidardır. Özellikle bazı ülkelerde sözde Ermeni soykırımı iddialarının gündemde olduğu günlerde bu cinayetin işlenmiş olmasını manidar buluyoruz. Cinayeti bütün yönleriyle araştırıyoruz, araştıracağız. En kısa sürede aydınlatmak için ne gerekiyorsa onu yapacağız. Biz asırlardan beri bu topraklarda barış ve huzur içinde, bir arada yaşamayı başarmış bir milletiz.
BERABERLİĞİMİZİ BOZAMAZLAR Şunu herkes bilmelidir ki, hiçbir kanlı provokasyon, hiçbir karanlık mihrak, hiçbir hain plan birlik ve beraberliğimizi bozamayacaktır. Başta Ermeni kökenli vatandaşlarımız olmak üzere aziz milletimiz, bu sınavı da aşacak sağduyu ve basirete sahiptir. Tekrar milletimizin başı sağolsun derken, özellikle gazete ve televizyonlarımızın yöneticilerini bu hassasiyeti paylaştıklarına inanarak sağduyunun sesini öne çıkarmaya davet ediyorum.
Hür DHA

20 OCAK 2007 – Utanç verici bir suikasttir.
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın özel görev verdiği İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek akşam saatlerinde Türkiye Ermenileri Patriği Mesrop Mutafyan'ı ziyaret edip başsağlığı diledi. Bu ziyaret öncesinde MutafyanPatrikhane'de bir basın toplantısı düzenledi.
Mutafyan toplantıda, "Bu olay ülkemizdeki huzur ortamını ve ulaslararası ilişkileri hedefleyen utanç verici bir suikasttir" dedi. Mutafyan, Hrant Dink'le Patrik arasında özellikle cemaatin dini bütünlüğü ve dini kimliği konusunda görüş farklılıkları bulunmuş olduğunun söyledi. "Ancak bu konuyu fikir ve düşünce özgürlüğü alanında değerlendirmek gerektiğini düşünerek, kendisine olan saygımızı hiçbir zaman yitirmedik" diyen Mutafyan, sözlerini şöyle sürdürdü:
15 GÜN YAS
"Müteveffa yazar perspektifi fikir ve düşünceleri nedeniyle bir kısım çevreyle fikir ayrılığına girmiş olsa bile böyle vahşi hain ve alçak bir suikasti ve bu tür bir ölümü kesinlikle haketmiyordu. Mesih İsa efendimiz her kim ki kardeşine ahmak derse cehennem ateşini hak edecektir derken öfkenin ne kadar yıkıcı birşey olduğundan bahsetmiştir. Ahmak sözünün karşılığı buysa, yüce Allah'ın verdiği canı alan bir kimse ilahi yargı önünde acaba ne gibi bir cezayı hakedecektir. Devletimizin bu hain suikastin faillerini en kısa zamanda yakalayarak Türk adaletine teslim edeceğine tüm kalbimle inanıyorum. Bu cinayet nedeniyle cemaatimin tüm kurumlarında 15 gün yas ilan ediyorum."
Hürr Ömer ERDEM

20 OCAK 2007 – O kurşun Türkiye'ye atıldı.
TÜRKİYE'de inandığını söyleyerek ve yazarak gazetecilik yapmanın bedelini canıyla ödeyenler kervanına son olarak Agos Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmeni ve yazarı Hrant Dink de katıldı.
Bir önceki şehidimiz 21 Ekim 1999 tarihinde öldürülen, Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından Ahmet Taner Kışlalı idi.
"Serbesti" isimli gazetenin Başyazarı Hasan Fehmi Bey'in 6 Nisan 1909 tarihinde öldürülmesinden beri geçen 98 sene içinde 61 gazeteciyi suikast sonucu kaybettiğimize göre her 1.5 yılda bir şehit vermişiz. Bu tablo gösteriyor ki, sadece yöneticilerimiz değil, toplumumuz da "ifade özgürlüğüne" karşı hoşgörülü olmayı bilmiyor.
Önceki cinayetlerin failleri gibi Hrant Dink'i öldürenler de, tetiği hangi inanç ve hangi gerekçeyle çekmiş olurlarsa olsunlar, asıl bu millete kötülük yapmış oldular. Çünkü öncelikle bu ulusun adına leke sürdüler.
Hrant Dink'in katli tam da Ermeni soykırımı iftirasının tazelenip tekrar gündeme sunulduğu bugünlere rastladı.
Bilindiği gibi yeni yasama yılına 4 Ocak günü başlayan ABD Kongresi'nin özellikle Demokrat üyeleri, "Türkler 1915'te Ermenilere karşı soykırım uygulamıştır" anlamına gelen bir yasa önerisini Kongre'den geçirmeye kararlı görünüyorlar. Hatta Temsilciler Meclisi'ndeki Demokrat çoğunluğun lideri Nancy Pelosi'nin bu öneriyi imzalayacak ilk isim olacağı (belki de bu yazıyı okuduğunuz dakikalarda öneri verilmiş olur) bildiriliyor.
Hrant Dink'in alçakça katline herkes gibi ABD Kongre üyelerinin de tepki göstereceklerini ve onun da ivmesiyle söz konusu öneriyi kabul edeceklerini tahmin etmek artık beklenen bir şey oldu.
Onu, bugüne kadar Türkiye'yi üzmemeye dikkat etmiş öteki ülkelerin ve bu arada İngiltere'nin izlemesi artık kimse için sürpriz olmasın.
"Onlar istediği kadar kabul etsin, biz kabul etmedikçe hiçbir sonuç çıkmaz" diyemezsiniz. Çünkü bugüne kadar, "1915 olayları soykırımdır" diyen ülkelerin sayısı 17-18 idi. Büyük devletler de o kervana katılınca sayı hızla büyür. Hatta Birleşmiş Milletler'deki (BM) devletlerin çoğunluğunu oluşturacak noktaya ulaşabilir. İşte o zaman uluslararası camia, BM eliyle Türkiye'ye yaptırım kararı alabilir. Bu "ya soykırımı kabul edip şu bedeli ödeyeceksin, yahut bu yaptırımlara katlanacaksın" türü bir şey olur. Kısaca Yahudilere karşı soykırım uygulayan Almanlarla aynı kefeye konuluruz.
Bu dediklerimiz Dink olayının Türkiye ile ilgili boyutu. Ama bugünün meselesi,-görüşlerine katılmadığımız- bir gazetecinin, inandıklarını yazdığı için katledilmiş olmasıdır.
Dink, sözünü sakınmayan yani inandıklarını olduğu gibi yazan, yürekli ve -bildiğimiz kadarıyla- dürüst, özellikle uygar bir gazeteciydi. Tartışılan 1915 olaylarının "soykırım" olduğunu savunuyordu ama Fransız Milli Meclisi geride kalan yıl "Ermenilere karşı soykırım uygulanmamıştır diyenlerin 5.5 yıla kadar hapis ve 49 bin Euro para cezasına çarptırılacağını" hükme bağlayan öneriyi kabul ettiği zaman ilk karşı çıkan da o idi. Çünkü bu yasanın "ifade özgürlüğünü engellediğini" savunuyordu.
Hrant Dink'in katili (veya katilleri) yakalanıp cezalarını çekmedikçe, hepimiz bu şen'i cinayetin suçlusu gibi ezileceğimizi bilelim.
Oktay ekşi, hürr


20 OCAK 2007 – Gazetelerden ortak tepki: Kurşunlar Türkiye'ye.
Hrant Dink'in suikast sonucu hayatını kaybetmesi ulusal basında geniş yankı buldu.
Gazeteler haberi manşetlerine taşırken, Dink'e sıkılan kurşunların hedefinin Türkiye olduğu vurgulandı. Hrant Dink'e yapılan suikast gazete manşetlerine şöyle yansıdı:
Hürriyet:
"Katil Vatan Haini”
Milliyet:
"Hrant Dink Türkiye'dir”
Cumhuriyet:
"Türkiye'ye Kurşun"
Sabah:
"Karanlık Eller Hrant Dink'i öldürdü"
Zaman:
"Bu Kurşun Türkiye'ye Sıkıldı"
Takvim:
"Güvercini Vurdular"
Vatan:
"Türkiye'ye Daha Büyük Kötülük Yapılamazdı"
Tercüman:
"Bu Kurşunlar Türkiye'ye"
Yeni Şafak:
"Hrantımıza kıydılar"
Akşam:
"Yine Kanlı Senaryo"
Posta:
"Vurulduk"
Gözcü:
"Kurşunlar Türkiye'ye Sıkıldı"
Evrensel:
"Bu kurşun hepimize"

20 OCAK 2007 – Güvercini vurdular...
BİR an bilmediğim, sadece uzaktan tanık olduğum bir yaşam geçti gözlerimin önünden:
Malatya'da doğmuş, o sokaklarda henüz oynamaya vakit bulamadan yetimhanede büyümüş...
Kendisi gibi yetimhaneden bir kızla evlenmiş...
Urfa'da hakkında üç yıldan beri davalar süren... İstanbul'da yargılanıp altı aya mahkûm olmuş bir gazeteci.
Son yazısında taciz ve tehditlerin artık ailesine, hatta yakınlarına kadar ulaştığını söyleyip kendini "ürkek güvercine" benzeten bir yaralı insan...
Dün vuruldu...
*
Şimdi o ebedi bilirkişi-yorumcu (!) koca çeneli adam, televizyonlara çıkacak ve bunun "provokasyon" olduğunu anlatacak.
Öbürleri "dış mihrak", "yabancı parmağı", "tahrik" diyeceklerdir, yine koca çeneleriyle.
Benim ise kafamın içinde yanıtını vermekten korktuğum kendi sorularım var:
Tüm bu süreç, bir tetikçinin işi miydi?..
Peki:
Bu cinayetten sonra... Bir tek Ermeni vatandaşımıza yapılan bunca eziyetten sonra... Bizler dünya kamuoyunun önüne çıkıp "Ermeni soykırımı doğru değildir" diyerek nasıl kendimizi savunacağız?..
Son zamanlarda dozu iyice artmış toplumsal histeriye, akıl almaz çıldırışlara, el ele verip yarattığımız sevgisizliğe ve merhametsizliğe, insani değerlerin bir bir yok oluşuna bakıp yukarıdaki sorunun yanıtlarını nasıl vereceğiz?..
Nasıl?..
*
Hrant Dink'in son yazısında bir paragraf var:
"Güvercinler dahi kentlerin en içlerindeki kalabalıklarda yaşamlarını sürdürüyorlar. Ürkek, ama bir o kadar da özgür..."
Bu satırlar canımı yaktı.
Bu duyguları taşıyan ve kentin meydanlarındaki ürkek güvercinlerin dahi özgürlüğünü özleyen bir gazeteci-yazar dün vuruldu.
"Katil kim?" sorusu çok önemli değil.
Bizler bu ülkeyi bu hale getirdik.
"Asil duygularımız" yüzümüzün karası oluverdi.
Durmadan suç işliyoruz.
Dün yine kötü bir şey oldu.
Güvercini vurdular...
Bekir coşkun, hür

20 OCAK 2007 – Kurşunlar hem Hrant'a hem Türkiye'ye sıkıldı.
HRANT Dink'e sıkılan kurşunlar onun ölümüne yol açtı ama aynı kurşunlar Türkiye'yi de ağır yaraladı.
Bu saldırı için öyle bir zamanlama seçildi ki, Ermeni iddialarına karşı Türkiye'nin bütün haklı tezleri çürütüldü.
Türkiye'nin soykırım iftiralarına karşı sürdürdüğü mücadele gücünü yok etti.
Sanırım Türkiye'yi soykırım suçlusu olarak damgalatmayı amaçlayan Ermeni diasporasının işini çok kolaylaştırdı.
Hiç kuşku yok ki, Ermeni soykırım iddiaları artık Amerikan Kongresi'nde hiç tartışmasız geçer.
Bununla da kalmaz, Batılı ülkelerin bütün parlamentolarında art arda bu iddialar yasalaşır.
Türkiye'nin bugüne kadar yaptığı mücadelelerin ve alınan sonuçların tümü paramparça olup gitti.
Bu suikastı planlayan alçaklar hiç kuşkusuz en büyük fenalığı Türkiye'ye yaptılar.
Bu konuda Hrant'tan daha önemli bir hedef olamazdı.
Onun için onu katlettiler.
* * *
Hrant Dink Türkiye'ye aklıyla, gönlüyle bağlı bir vatandaştı.
Tıpkı ataları gibi milleti sadıkanın yürekli bir temsilcisiydi.
Her zaman, her yerde Türk-Ermeni kardeşliğini savunur, bu iki milletin birbirinin parçası olduğunu söylerdi.
Bunu her platformda korkusuzca yapardı.
Onun için fanatik Ermeniler onu Türkiye yanlısı olduğu gerekçesiyle suçlarlardı.
Son suikast, iki halkın kardeşliğini savunan Hrant'ın her iki tarafın fanatiklerinin hedefi haline geldiğini gösteriyor.
Onun için ona kurşun sıktılar.
Hem onu susturdular, hem Türkiye'yi sesi soluğu çıkamaz hale getirdiler.
Ermeni diasporasının hazırlattığı Ararat filmi piyasaya sürüldüğünde çılgına dönmüştü.
O günlerde bir konserde karşılaşmıştık.
Çok üzgündü. Ağzını bıçak açmıyordu.
Duyduğu öfkeyi şöyle dile getirmişti:
"Hepsinin Allah belasını versin. Bunların hepsi sersem. İki halkın kardeşliğini torpilliyorlar. Atom'a (filmin yönetmeni), yapımcılara, destek verenlere hepsine bağırdım çağırdım, belalar okudum."
* * *
Onu teselli etmek durumunda kalmış, şöyle demiştim:
"Üzülme. Göreceksin amaçlarına ulaşamayacaklar. O filmin bir etkisi olmayacak. Türklerle Ermenilerin birbirini sevmelerine kimse engel olamaz."
Hrant Dink genel yayın yönetmeni olduğu gazetede de daima fanatiklere karşı çıkar, onları eleştirirdi.
Şimdi Türkiye bütün olanaklarını seferber edip bu kanlı cinayeti işleyeni ve onun arkasındakileri en kısa zamanda ortaya çıkarmalıdır.
Eğer bundan öncekiler gibi bu cinayetin de suçluları bulunmazsa Türkiye'nin aldığı yaralar daha da derinleşir.
Türk güvenlik güçlerine çok büyük bir görev düşüyor.
Hükümet, Dışişleri bütün dünyaya bu cinayetin Türkiye'yi yasa boğduğunu anlatmalı.
Türk halkı Hrant'ın cenazesinde cinayete karşı duyduğu nefreti gösterecek bir katılım gerçekleştirmeli.
Tufan türenç, hürr

20 OCAK 2007 – Ali Kemal'e vatan haini dememiştim.
DÜN Hrant Dink'in öldürüldüğü haberini aldığımda, dünyanın önde gelen medya yöneticileriyle yemekteydim.
Haber yemek salonuna bomba gibi düştü.
Biz dünya medyasını yöneten bu insanlara yepyeni bir Türkiye portresi anlatmaya çalışırken, pespaye bir katil, bu ülkenin kıymetli bir evladını şehrin orta yerinde kalleşçe katlediyordu.
Bu haberi öğrendiğimde nedense aklıma Trabzon'da rahibin öldürülmesi geldi.
Toplum olarak o rahibin öldürülmesine karşı duyarsızlığımız beni kahretmişti.
Bir din adamı öldürülüyor ve bunu sanki adi, sıradan bir cinayet gibi karşılıyoruz.
Rahibin cenazesi İstanbul'a getirilirken, Trabzon'un ne valisi, ne belediye başkanı ilgileniyor.
Olayı "meczup bir gencin tek başına yediği halt" seviyesine indirip bıraktık.
Bu insanların eline silahı veren iklimi kimlerin yarattığını hiç düşünmedik.
* * *
Hayatım boyunca kimse için "vatan haini" ifadesini kullanmadım.
Ali Kemal'e bile vatan haini demedim.
Bu kelimeyi ilk defa bir katil için kullanıyorum.
Evet bunu yapan, gerçek bir vatan hainidir.
Türkiye'nin, Türkiye Cumhuriyeti'nin ve onun bütün vatandaşlarının düşmanıdır.
Bu adamı "Provokatör" olarak nitelemek bile yanlış.
"Provokasyon", bu olayın vahametini küçültmektir.
* * *
Bana göre bu olayla ilgili en çarpıcı ve düşündürücü değerlendirmeyi ANAVATAN Genel Başkanı Erkan Mumcu yaptı.
"Bu olay Ermeni soykırımı konusunda hepimizi suçluluk kompleksine sokacaktır" dedi.
Çok doğru.
Bu cinayet, sözde soykırım iddiaları konusunda büyük bir fikri taarruza hazırlanan Türkiye'nin savunma gücüne vurulmuş çok büyük bir darbedir.
Bu cinayet, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en vahim suikastlarından biridir.
Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Çetin Emeç cinayetlerinden daha büyük uluslararası yankı yaratacaktır.
Türkiye uzun yıllar bu lekeyi temizlemeye uğraşacaktır.
O nedenle hepimiz, bu cinayetin son halkasına kadar çözülmesi için takipçilik görevini yapmalıyız.
Bu olayın "meczup bir gencin" işi olduğu iddia edilirse, asla inanmayalım.
Evet bu defa inanmayalım.
O adamın eline silahı veren kim, onu bulup yakasına yapışalım.
Ama her şeyden önce, ülkemizde insanları böyle pespaye katiller haline getiren sosyal ve siyasi iklimi kim, kimler yaratıyor ona bakalım.
* * *
Yıllardan beri şunu yazıyorum:
Toplumun "makul üyeleri" sindirilmiştir.
Meydan azgın azınlıkların tahakkümüne kalmıştır.
Demokrasilerin başına gelebilecek en büyük tehlike budur.
Azgın azınlık şövalyeleri cirit atmaya başladığı zaman, toplumların ruh sağlığı bozulur.
Bizim toplumumuzun ruh sağlığı da bozulmuştur.
* * *
Hrant Dink makul bir Ermeni'ydi.
Ve cesurdu.
Cesaretini sadece Türkiye'nin azgın ırkçılarına karşı değil, asıl Ermeni diasporasının azgın ırkçılarına karşı ispatlamıştı.
Emin olun, bu cinayetin iki sevineni olacaktır.
Irkçı Türkler ile ırkçı Ermeniler.
Geriye kalan herkes, bugünden itibaren derin bir yasa girmelidir.
Ertuğrul özkök, hür


20 OCAK 2007 – Katillere teslim olmayacağız.
AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'e yapılan saldırı, hiç kuşku yok ki bu ülkenin barışçı ve birbirini seven tüm insanlarına karşı yapıldı.
Türkiye'nin imajını sarsmak, Türkiye'nin dünya devletleri arasındaki konumunu sarsmak için yapılmış bir provokasyon olması muhtemel elbette.
Bunu söyleyerek kendimizi kandırmamız, çok sevdiğimiz komplo teorilerinin arkasına saklanmamız da mümkün.
Elbette bu saldırı, faşist, ırkçı çetelerin kışkırttığı, gözü dönmüş bir katilin de işi olabilir.
Ama sonuç değişmiyor: Hrant Dink öldürüldü.
Koskoca Türkiye Cumhuriyeti, değerli ve hümanist bir insanı, bir alçağın kurşunlarından korumayı başaramadı.
Ciddi tehditler aldığını gazetesinde yazan bir gazeteciye koruma vermeyi akıl edemeyen bir ekip yönetiyor çünkü Türkiye'yi.
Şimdi çıkıp demeçler verecekler, nutuklar atacaklar: Kanı yerde kalmayacak, saldırganlar yakalanacak vs.
"Geliyorum" diyen bir cinayeti engellemeyi becerememiş olmanın utancı yüzlerinde olmayacak.
Bu alçakça cinayete karşı sesimizi yükseltmek zorundayız.
Hrant'ın cenazesine hep birlikte katılmalı ve Türkiye'nin katillere teslim olmamaya kararlı olduğunu göstermeliyiz.
Tanıdığım Hrant Dink, melek gibi bir insandı. Kimsenin kötülüğünü istediğini duymadım, tanık olmadım.
Toprağı bol olsun, Allah rahmet eylesin. Onu hiç unutmayacağız.
Kerkük'e akraba ilgisi
TÜRKİYE Cumhuriyeti "üniter" bir devlet. Bu şu anlama geliyor: Millet unsuru, bir üniter devlette tek ve bölünmez bir bütündür. Milleti teşkil eden insanların millet unsurunu oluşturmalarında din, dil, etnik grup ayrımları yapılamaz.

Tek tek bireyler, kendilerini "Türk", "Kürt", "Arap", "Gürcü", "Boşnak" gibi tanımlarla ifade edebilirler; ama devletin, kendi vatandaşları arasında böyle bir ayrım yapmaya hakkı yoktur.
Herkesin bildiği bu gerçekleri bir kez daha tekrarlamamın nedeni, Kerkük ile ilgili tartışmalarda hákim olan bir söyleme dikkatinizi çekmek.
Kerkük ve civarında yaşayan Irak Türkmenlerinin "akrabalarımız olduklarından" ve "akrabalarımızın durumlarına sessiz kalamayacağımızdan" söz ediliyor.
Evet, bu doğru! Irak Türkmenleri ile içimizden bazılarının akrabalıkları var. Hatta bazı vatandaşlarımızın doğum yeri bile orası.
Ama şunu da unutmamalıyız: Irak'ın o bölgesinde yaşayan Kürtler ve Araplar da bizim akrabalarımız.
Bu nedenle Kerkük ile ilgili tartışmalarda kullanmamız gereken söylem "akrabalık" ile ilgili olmamalı.
Türkiye'ye, Kerkük'te düşen görev, o bölgede yaşayan herkesin en temel insan haklarından yararlanmalarını savunmaktır.
Türkiye bunu savunur ve orada tek bir etnik grubun öteki etnik topluluklar üzerinde baskı ve tahakküm kurmasını önleyebilirse, bütün akrabalarımıza hizmet etmiş olur: Türkmen, Kürt ve Arap akrabalarımıza!
Mehmet y. Yılmaz, hür

21 OCAK 2007 - Erdoğan: Türkiye'nin geleceğine kurşun sıkılmıştır.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, gazeteci Hrant Dink'e sıkılan kurşunların ülkede demokrasinin ve özgürlüklerin gelişmesine, Türkiye'nin kalkınmasına yönelik olduğunu söyledi. Erdoğan, "Türkiye'yi huzursuzluğa taşımak isteyenlere özellikle bir ders olur diye düşünüyorum" dedi
Kızılcahamam Spor Salonu'nda partililere hitap eden Başbakan Erdoğan, Bakanlar Kurulu'nun cuma günü yaptığı toplantı sırasında gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesi haberinin geldiği sırada şok yaşadıklarını anlattı. Başbakan Erdoğan, "Kısa bir müzakereden sonra da ilk verdiğimiz karar, gerek İçişleri Bakanı gerekse Adalet Bakanı'nı İstanbul'a göndermek oldu. Diğer taraftan da güvenlik güçleri ve yargı hep birlikte, omuz omuza bir çalışmanın içerisine girdik. MİT, askeri istihbarat teşkilatımız olsun, emniyet istihbaratı olsun hep birlikte dayanışma içinde bir çalışmayı başlattık. Bunun neticesinde `Acaba ne olacak, olur mu, olmaz mı' diye çok şeylerin söylendiği bir dönemde dün saat 23.00'te Samsun terminalinde fail yakalandı" dedi.
Hrant Dink'in yakalanmasından sonra güvenlik güçleri ve yargı teşkilatının üzerlerine düşen her türlü görevi en kısa sürede yerine getirdiğini anlatan Başbakan Erdoğan, "Zaten gece faili hemen İstanbul'a getirttik. Çünkü zaman çok önemli. Bunun farkındayız. Gerekli talimatları buradan verdim. Takip ettik. İstişarelerimizi yaptık. Sürekli olarak iletişim halinde izliyor, takip ediyoruz. İnşallah bu noktada böylesine alçakça saldırının neticesi bu ülkede demokrasinin gelişmesine, özgürlüklerin gelişmesine, Türkiye'nin kalkınmasına kurşun sıkmak, Türkiye'yi huzursuzluğa taşımak isteyenlere özellikle bir ders olur diye düşünüyorum. Zira bu millet huzurun peşinde, güvenliğin peşinde. Bu millet özgürce her alanda, gerek düşüncede, gerektiğinde vicdanda, gerek teşebbüs hürriyetinde her alanda, örgütlenmede bir özgürlüğün mücadelesini veriyor. Bunu hazmedemeyenler şüphesiz ki bu çağdaş ve modern dünyada yaşam noktasında bu özgürlük mücadelesini verenlere muhtaçtır. Bunun altını çiziyorum. Çünkü onların da öğrenmesi gereken çok şey var. Belki biraz zaman alacak ama onlar da bu yanlışlarını er ya da geç öğrenecekler. Bu eller savunmasız insanları öldürmek için değil, şefkat için yaratıldı, bu eller kalem için, barış için yaratıldı" dedi.

21 OCAK 2007 – Batı basını: Türkiye, geçmişi ile yüzleşmeli.
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesinin tüm dünyada yankıları sürerken, “Türkiye, geçmişi ile yüzleşmeli” gibi başlıkları kullanan Batı basını, “Cinayetin zamanlanması daha kötü olamazdı”, “Türkiye'nin AB hedefine yeni bir darbe vuruldu” yolundaki yorumları yaptı.
Gazeteler, cinayetin dünyada bir “öfke dalgası”nı yarattığını da yazdılar.
Gazeteler, Dink cinayetini şöyle verdiler.
OBSERVER: TÜRKİYE GEÇMİŞİ İLE YÜZLEŞMELİ
Pazar günleri İngiltere'de yayınlanan The Observer gazetesi başyazısında “Türkiye, geçmişi ile yüzleşmeli” başlığını kullandı.
Gazete “Türkiye, laikliğin militan milliyetçiliğe bağlı olduğu garip bir demokrasi türü” ifadesini kullandı. Atatürk'ü küçültmenin de suç olduğunu yazan gazete, “Türk devleti, elbette ki Sayın Dink'in ölümünden sorumlu değil, ancak ülkenin geçmişinin utanç verici bölümlerinin açık bir biçimde tartışılmasına izin verme isteksizliği gazetecilerin kolayca hain olarak nitelendirildiği bir iklim yaratıyor” yorumunu yaptı.
SUNDAY TIMES: CİNAYETİN ZAMANLANMASI DAHA KÖTÜ OLAMAZDI
Büyük pazar gazetelerinden The Sunday Times ise, “Türk sağının nefret ettiği editör vuruldu” başlıklı haberinde “Dink cinayeti zamanlanması, Türkiye'nin AB hedefi açısından daha kötü olamazdı” yorumunu yaptı.
TELEGRAPH: AB ÇABALARINA DARBE VURACAK
İngiliz The Telegraph da, Dink cinayetinin Türkiye'nin AB çabalarına yeni bir “darbe” vurması beklendiğini öne sürdü. Binlerce Türkün Agos gazetesinde önünde toplanarak Türk devletine karşısı sloganları attığına dikkat çeken gazete, Dink'in Ermenilerin öldürülmesini “soykırımı” olarak nitelendirerek, Türkiye'de yaygın bir öfke yarattığını kaydetti.
LE FIGARO: ERDOĞAN HÜKÜMETİ İHTİYATLI AÇILIM KARTINI OYNUYOR
Fransız Le Figaro, Türkiye'deki yeniden yükselen sert milliyetçiliğin trajik bir dönüş yaptığını savundu.
Ankara'nın “Ermeni soykırımı” iddialarının araştırılması için bir komisyon kurmasını önerdiğini anımsatan gazete, “Kemalist devletin temsilcilerine göre daha esnek olan Erdoğan hükümeti, ihtiyatlı bir açılım kartını oynuyor” görüşünü dile getirdi.
LE MONDE: DÜNYA ÇAPINDA ÖFKE DALGASI YARATTI
Türkiye'nin şok olduğunu, cinayetin siyasi olduğu konusunda bir kuşkunun bulunmadığını belirten diğer Fransız gazetesi Le Monde, Dink cinayetinin dünya çapında bir “öfke dalgası”nı yarattığını kaydetti. Dink'in Türkiye'deki Ermeni topluluğunun en iyi tanınan sesi olduğuna işaret eden gazete, öldürülmesini protesto edenlerin “katil devlet” bağırdıklarını da yazdı.
LA TIMES: TÜRKLÜĞE HARAKETTEN MAHKUM OLMUŞTU
Hrant Dink'in “Türklüğe hakaret” gerekçesiyle yargılanan bir grup yazardan biri olduğunu anımsatan Los Angeles Times ise, bunların çoğunun beraat ederken Dink'in mahkum olduğunu belirterek, Dink'in Türk ulusuna sadık olmayı sürdürdüğü görüşlerine yer verdi.
NYT: CİNAYET TÜRKİYE'Yİ ŞOK ETTİ
New York Times gazetesi, Dink cinayetinin Türkiye'yi şok ettiğini belirterek çeşitli çevrelerden analistlerin cinayetin Türkiye'ye doğrudan hedef alan bir saldırı olduğu konusunda birleştiklerini yazdı.
ABC: 32 SAAT SONRA YAKALANDI
İspanyol ABC, Hrant Dink'in öldürülmesinin zanlısı olarak 16-17 yaşında bir kişinin göz altına alındığını belirterek bunun cinayetin sadece tam 32 saat sonra meydana geldiğine dikkat çekti.
EL MUNDO: BABASI POLİS İLE TEMAS KURDU
İspanya'nın önde gelen gazetelerinden El Mundo, zanlının babasının polis ile temas kurduğunu kaydederken, İstanbul valisinin cinayetin aydınlatılması için halka işbirliği çağrısını yaptığını yazdı.

Hür ANKA

21 OCAK 2007 –10 dakika önce gelen ihbar yakalattı.
Agos Gazetesi Genel Yayın Müdürü Hrant Dink'in katil zanlısı Ogün Samast'ın, Samsun'da jandarmaya 10 dakika önce yapılan ihbarla yakalandığı ortaya çıktı.
İstanbul'dan Artvin'e giden otobüsü, Samsun girişinde çevre yolu üzerindeki Yeşilkent Beldesi'nde durduran jandarma ekipleri Ogün Samast'ı kıskıvrak ele geçirdi. Ogün Samast'ın yanında bulunan siyah küçük çantada, cinayette kullandığı belirtilen 7.65 milimetre çapında Map marka tabanca ve beyaz bere bulundu.
Ogün Samast'ın İstanbul- Artvin seferini yapan otobüse Trabzon'a gitmek için bindiği, bu otobüsün Samsun Otogarı'na uğramadığı, jandarmaya ihbarın gecikmeden yapılmasının zanlının yakalanmasını sağladığı kaydedildi.

21 OCAK 2007 – Aslını öğrenebilecek miyiz?
NE kadar uğraşsak da Hrant Dink'in alçakça katledilmesinin hemen ardından, yaşadıklarımıza ışık tutacak kadar güvenilir bir değerlendirme yapamayız. Bu aşamada duygular dile getirilir, tepkiler boşalır, tahminler yapılır, komplo teorisi ustaları derhal marifetlerini göstermeye başlarlar.
Ama somut bilgiler gelince bunların çoğu sönüverir.
Bu yazıyı kaleme aldığımız dakikalarda elde, failin olay bölgesindeki güvenlik kameralarından alınma görüntülerinden başka somut bilgi yoktu. Umarız sizin bu yazıyı okuduğunuz zamana kadar fail yakalanmış olur.
Doğrusunu isterseniz, fail yakalanmış olsa bile cinayet çözülmüş sayılmaz.
Çünkü yirmi yaşlarında biri (sayınız ki bir serseri, bir esrarkeş, bir ırkçı, bir sabıkalı) hangi gerekçeyle bu işi yaptığını söylerse söylesin inandırıcı olamaz. Mutlaka geride birileri, bir güç odağı vardır. Bu Türkiye'nin kötülüğünü isteyen bir devlet olabilir, bir gizli servis olabilir, daha önceki yıllarda işlediği cinayetlerle adını duyurmuş bir fanatik intikam örgütü olabilir.
Muammer Aksoy'u öldüren bulundu mu? Uğur Mumcu'yu arabasıyla birlikte havaya uçuran alçak bulundu mu? Bahriye Üçok'a bombalı paket gönderen bulundu mu? Turan Dursun'u öldüren bulundu mu?
Çetin Emeç'i ve Ahmet Taner Kışlalı'yı öldürdüğü iddiasıyla yargılanıp mahkûm olanların anlattıkları bu olayların yüzde kaçını aydınlatabildi.
Bırakınız onu... Turgut Özal'ı öldürmeye kalkan ve yakalanıp mahkûm edilen Kartal Demirağ'a tetiği kimlerin çektirdiğini öğrenebildik mi?
Sadece bizde değil yabancı ülkelerdeki bu tür olaylar da ancak 20-30 sene geçtikten sonra aydınlanır. Hatta John F.Kennedy ile kardeşi Robert Kennedy suikastlarında olduğu gibi failler yakalandığı halde iç yüzü hiçbir zaman öğrenilemeyen olaylar da az değildir.
Yeri gelmişken bizzat dinlediğimiz bir olayı anlatalım:
O tarihte -1956/57 olacak- Falih Rıfkı Atay'ın sahibi olduğu Dünya Gazetesi'nin Ankara Büro Şefi (Temsilci) idim. Bir gün İstanbul'dan;
"Falih Bey'in bir arkadaşı oraya (Ankara'ya) gelecek. Anılarını yazmak için eski gazetelere ve belgelere bakmak istiyor. Meclis Kütüphanesi'yle Milli Kütüphane'ye girebilmesini sağlar mısın?" dediler.
Gelen çok tatlı, tahminen 75'inde ama ruhu genç ve iddiacı bir zat idi. Adı Hasan Amca imiş. Meğer 1912'de ilk askeri darbe yoluyla hükümeti devirmeye kalkışan Halaskar Zabitan grubundanmış. Gençlik yıllarında Çerkes Hasan diye bilinirmiş. Çok maceralı bir hayat yaşamış. Suikast teşebbüslerine karışmış. Yunanistan'da isyan çıkartmaya kalkışmış.
Kimi zaman kaçmış, kimi zaman yakalanmış, hapis yatmış.
Birkaç ay Ankara'da çalıştı. İncelemelerini yaparken bir gün geldi.
"Evlat biliyor musun ne oldu? Mahmut Şevket Paşa hükümetini devirmek için mücadele ederken meğer o zamanki İngiliz Büyükelçisi'nin hesabına çalışıyormuşuz. Bugün öğrendim" dedi.
"Peki Hasan Amca, bu bilgiyi anılarınızda kullanacak mısınız?"
"Nasıl kullanabilirim evlat... Onu yazarsam hem bütün kavgalarım anlamsız olur, hem de hayatım boşa geçmiş sayılır. Yazmayacağım" dedi.
Hasan Amca anılarını içeren üç-dört kitap yazdı ama bu bilgiyi oraya koymadı.
Oktay ekşi, hür


21 OCAK 2007 – Dink'in katil zanlısı: Yasin vur dedi, vurdum.
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in katil zanlısı Ogün Samast, yakalandıktan sonra Samsun Emniyet Müdürlüğü'nde verdiği ifadede “Yasin Hayal vur dedi, vurdum” dedi.
Dün gece Samsun'da yakalanarak İstanbul'a getirilen Samast, Emniyet Müdürlüğün'de sorguya alındı. Herhangi bir saldırıya karşı önlem olarak Samast'a polis kıyafeti ve şapkası giydirildi.
Ogün Samast, Samsun'daki ilk ifadesinde cinayeti kabul etti. Cinayetten 10 dakika önce Dink ile göz göze geldiklerini ve Dink'in irkildiğini anlatan Samast'ın şu ifadeyi verdiği öğrenildi:
“İnternette haberlerde okudum. 'Ben Türkiyeliyim. Ama Türk kanı pis kandır' dediği için öldürmeye karar verdim. 17 Ocak'ta Trabzon'dan otobüse bindim. 18 Ocak akşamı İstanbul terminaline indim. Geceyi de terminalde geçirdim. 19 Ocak'ta görüşmek için gazeteye gittim. Ancak görüşemedik. İkinci kez gazetenin önüne gittiğimde Dink'i gördüm. Hrant Dink bir bankaya girdi. Bankadan çıkıp gazeteye gitti. Beni görünce irkildi. 10 dakika sonra gazeteden çıktı. Arkasından yanaştım ve 1 metre uzaklıktan vurdum. Pişman değilim.”
AZMETTİRİCİ YASİN HAYAL
Hrant Dink'in katil zanlısı Ogün Samast'ın yeri, dün öğle saatlerinde televizyonlarda gösterilen görüntülerinden resmi gören babası Ahmet Samast'ın ihbarıyla tespit edildi.
Ahmet Samast'ın oğlu Ogün Samast'ı aramaya başlayan polis, Trabzon McDonald's bombalamasına karıştığı belirlenen Samast'ın aynı olaydaki arkadaşı Yasin Hayal ile birlikte 12 kişi gözaltına alındı.
Hayal'den 12 saat sonra Ogün Samast Samsun'da yakalandı. Dink'in katil zanlısı Samast daha sonra İstanbul'a getirilerek Emniyet Müdürlüğün'de sorguya alındı. Olayla ilgili Trabzon'da gözaltına alınan 4 kişi de İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne getirildi. Dink'in katil zanlısı Ogün Samast'ın yakalandığı otobüste bulunan ve şüpheli görülerek gözaltına alınan 2 kişi, Samsun'dan uçakla İstanbul'a getirilerek Emniyet Müdürlüğün'de sorguya alındı.
BAŞSAVCI: İTİRAF ETTİ
Samsun Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Gökçınar, Agos Gazetesi Genel Yayın Müdürü Hrant Dink'in katil zanlısı Ogün Samast'ın ilk ifadesinin Samsun'da alındığını söyledi. Başsavcı Gökçınar, “Sanık suçunu itiraf etti” dedi.
BAŞSAVCI ENGİN: ŞU AŞAMADA ÖRGÜT BAĞLANTISI TESPİT EDİLEMEDİ
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin henüz bir örgüt bağlantısı tespitleri bulunmadığını belirterek, “Sadece 7 kişi gözaltında” dedi.
Başsavcı Engin, İstanbul Valisi Muammer Güler, örgütlü suçlarla yetkili Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı ve 2 cumhuriyet savcısı ile İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden ayrılırken basın mensuplarının sorularını cevaplandırdı.
Soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcıları ve buradaki emniyet yetkilileriyle toplantı yaptıklarını belirten Engin, bu toplantıda mevcut durumun tespitini ve değerlendirmesini yaptıklarını söyledi. Engin, “Bundan sonraki safhada soruşturmayı örgütlü suçlarla yetkili birimimiz sürdürecekler. Örgütlü suçlarla yetkili ve görevli birimimizin başsavcı vekilinin koordinasyonunda görevlendirdiğimiz yeteri kadar savcı arkadaşla onların nezaret ve talimatları altında soruşturma sürdürülecek” diye konuştu.
Başsavcı Engin, “Örgüt bağlantısı belirlendi mi?” şeklindeki bir soruya ise “Şu anda bu tür bir tespitimiz henüz yok. Sadece 7 kişi gözaltında” karşılığını verdi.
Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı ve Trabzon Emniyet Müdürlüğü'nün bu konuda çalışmaları olduğunu belirten Engin, onlarla da koordine etmek suretiyle soruşturmanın yürütüldüğünü, biraz sabırlı olunması gerektiğini, gerektiği zaman basının bilgilendirileceğini kaydetti.
Gazetecilerin Samast'ın sorgusuna kimlerin girdiğine ilişkin soruları üzerine, zanlının 18 yaşından küçük olduğunu ve dolayısıyla buna uygun bir sorgulama gerçekleştirildiğini ifade etti. Engin, “Sorgulamaya ilişkin yasal gereklilikler neyse uyguluyoruz” dedi. Başsavcı Aykut Cengiz Engin, “Çocuk mahkemesinde mi yargılanacak?” sorusu üzerine de, “Bilahare bunların hepsini açıklayacağız” dedi.
İstanbul Emniyet Müdürü Celaleddin Cerah da birkaç saat içinde soruşturmanın gidişatına ilişkin bir açıklama yapılacağını söyledi.
DİNK'İN KATİL ZANLISI SAMAST, DÜN BÖYLE YAKALANDI
Hrant Dink cinayeti zanlısı Ogün Samast'ın İstanbul Polisi'nden dün gelen ihbar üzerine bulunduğui otobüsteki diğer yolcuların zarar görmeden yakalanabilmesi için en uygun yer seçilen Samsun Otobüs Terminali'nde seri bir operasyon düzenlendiği ortaya çıktı.
Emniyet yetkililerinden alınan bilgiye göre İstanbul Polisi'nden, Hrant Dink cinayeti zanlısı Ogün Samast'ın İstanbul- Hopa seferini yapan 34 JAZ 53 plakalı (Metro Turizm) otobüsle seyahat ettiği ihbarı yapıldı.
JANDARMA, ARACIN ŞÖFÖRÜ İLE TELEONLA KONUŞTU
Operasyon için en uygun yer olarak belirlenen Samsun Otobüs Terminali'nin jandarma bölgesine girdiği için bu haber askeri yetkililere bildirildi. Alınan bilgiye göre jandarma yetkilileri, plakası saptanan otobüse telefon açıp şoförle konuşarak bulundukları mevkii hakkında bilgi aldı. Şoförün inecek ve binecek yolcu olmadığı için Samsun Otobüs Terminali'ne girmeyeceğini söylemesi üzerine konu hakkında bilgi verilip, aracın otogarda kendi firmalarına ait perona yanaşması istendi.
YERİNDEN KIMILDAYAMADI
Bu sırada jandarma, Ogün Samast'ın seyahat ettiği otobüs firmasının peronunda önlem aldı. Saat 22.30'da otobüs perona yanaşıp kapılarını açtığında, önce sivil kıfayetli, ardından da resmi kıyafetli jandarma içeri girerek 21 numaralı koltukta oturan Ogün Samast ile şüphe üzerine yanında ve arkasındaki koltukta oturan 2 kişiyi hareket etmelerine fırsat vermeden yakaladı.
GÖRGÜ TANIĞI: JANDARMA ÇOK SERİ DAVRANDI
Samsun'dan İstanbul'a gitmek üzere otogara gelen Tahsin Şener adlı yolcu, hemen yanıbaşında gerçekleştirilen bu operasyonu saniye saniye izledi.
Şener, otobüsünün hareket saatini beklerken çevresinde anlam veremediği bir hareketlilik yaşandığını, kısa süre sonra perona yanaşan otobüse önce sivil, ardından da resmi kıyafetli jandarmaların seri bir şekilde girdiğini söyledi. Güvenlik güçlerinin direnmesine fırsat tanımadan Ogün Samast ile şüphe üzerine yanında ve arkasında seyahat eden 2 genci etkisiz hale getirdiğini belirten Tahsin Şener, “Jandarma çok seri hareket etti. Bu kişiler kaçmaya çalışmadı. Sakin bir şekilde indirildi. Ardından çevreleri güvenlik güçleri ile sarılarak götürüldü” dedi.
İKİNCİ GÖRGÜ TANIĞI: SAMAST İSTANBUL'DA OTOBÜS GEÇ KALKTI DİYE BAĞIRIP ÇAĞIRDI
Dink'in katil zanlısı Ogün Samast'la aynı otobüste yolculuk eden Rizeli Yunus Emre Genç, “Telaşlı ve panik havasındaydı. Otobüs geç kalktı diye otogarda bağırıp çağırdı” dedi.
Ustabaşı olarak çalıştığı Tuzla'daki seramik fabrikasından yıllık iznini alarak memleketi Rize'ye geldiğini anlatan 34 yaşındaki Yunus Emre Genç, Metro Turizm'in İstanbul Bayrampaşa Otogarı'ndan dün saat 10.30'da hareket edecek otobüsüne binmek üzere bir saat önceden geldiğini belirtti. Genç, “Görevliler otobüsün 10.30'da değil de 13.30'da kalkacağını söyledi. Bu sırada cinayeti gerçekleştirdiğini sonradan öğrendiğim katil zanlısı Ogün Samast görevlilere bağırıp çağırmaya başladı. ‘10.30'da kalkacak otobüs niye 13.30'da kalkacak? Bu nasıl şirkettir? Böyle adaletsizlik olmaz... İki saattir burada bekliyorum. Yazık günah değil mi' diye bağırdı. ” dedi.
"İSMİNİ SORDUM, SÖYLEMEDİ; AMA SOHBET ETTİK"
Ogün Samast'ın bu tavrıyla kendini biraz belli ettiğini kaydeden Genç, şöyle devam etti:
“Sonra bekledik, saat 13.30'da 34 JAZ 53 plakalı otobüs geldi, bindik ve yola çıktık. Samsun'a gelene kadar hiç görüşmedim. Samsun yakınlarında otobüs bir yerde mola verdi. Burada yanına yaklaştım, tanışmak için adımı söyledim, ‘Nasılsın, iyi misin? İsmin ne?' diye sordum. O da bana, ‘İsmim sana lazım değil' dedi.
Ben yine de tanıştığımıza memnun olduğumu söyledim. İşte öyle sohbete başladık. İstanbul'da terminalde bağırıp çağırmasının dikkat çektiğini anlattım. ‘Hayatta olur böyle şeyler. Onlara kızdım, bağırdım çağırdım. İnsanları kullanıyorlar. İki buçuk saat otogarda bekletiyorlar' diye yakındı. Nereli olduğumu sordu, Rizeli olduğumu ve İstanbul'da çalıştığımı söyledim. İzne gittiğimi anlattım.
"ŞÜPHELENDİM"
Samimiyet artınca tekrar ismini sordum. Bana yine, ‘Adım lazım değil' diye yanıt verdi. Nereli olduğunu da söylemedi. Sonra kafasını çevirip otobüsün arkasına gitti. Elinde bir telefonla sürekli görüşüyordu. Yolculardan hep uzak duruyordu.”
Yunus Emre Genç, “Niye böyle acele ve telaş ediyor diye şüphelendim. Bir panik havası vardı. Daha sonra da Samsun'da yakalandı. İyi bir delikanlıya benziyordu. Ama bana ismini söylemedi, köyünü söylemedi. İlk kez böyle biriyle karşılaştım” dedi.
KATİL ZANLISI OGÜN SAMAST FUTBOL OYNAMIŞ
Gazeteci Hrant Dink'in katil zanlısı Ogün Samast'ın, Trabzon'da 2. Amatör Küme Takımı Yenipelitlispor'da bir süre futbol oynadığı belirlendi.
Düzköy ilcesi nüfusuna kayıtlı olan ve Trabzon'un Pelitli Beldesi'ndeki afet evlerinde oturan Ogün Samast'ın, Yenipelitlispor'da, 2004-2005 sezonunda bir süre futbol oynadığı belirtildi. Kulüp tarafından 17 Eylül 2004 tescil tarihli lisans ile kadrosunda bulundurduğu Ogün Samast'ın, daha sonra disiplinsiz davranışları nedeniyle takımdan gönderildiği öğrenildi.
Bu arada, tanıdığı kişiler, Pelitli'deki Ahmet Can Bali Lisesi'ndeki eğitimini yarıda bırakan Ogün Samast'ın, bir işinin olmadığını ve zamanın büyük bir bölümünü mahalledeki internet kafelerde geçirdiğini söylediler.
Hür DHA


21 OCAK 2007 - Katil metroda polisin elinden mi kaçtı?
Katil zanlısının kamera görüntülerinden elde edilen net fotoğrafların, önceki gün metronun Esentepe çıkışında kontrolden geçirilen bir kişiye çok benzemesi, polisin zanlıyı elinden kaçırdığı şüphesine yol açtı.
Hrant Dink’in öldürülmesinin ardından, polis metro istasyonlarının giriş ve çıkışlarında, eşgal tarifine göre kontrol yapmaya başladı. İlk tarif; zanlının beyaz bereli ve 20-25 yaşlarında olduğuydu. Olaydan kısa bir süre sonra, Esentepe durağı çıkışında, eşgal tarifindeki gibi beyaz bereli, kirli sakallı, esmer bir kişi durduruldu. İki resmi polis memuru; yanında bir bavul, sırtında da bir başka çanta olan bu kişiye kimlik sordu. Tedirgin olduğu gözlenen kişi, kimliğini gösterdi. Polis bavulun fermuarını açıp kontrol etti ancak tamamen boşaltmadı. Bu sırada, İHA kamerası görüntü alıyordu. Ekip, üniversite öğrencisi olduğunu söyleyen gencin gitmesine izin verdi.
’Katil kaçtı’ alarmı
İstanbul Valisi Muammer Güler, dün öğle saatlerinde, katilin bir işhanının kamerası tarafından kaydedilen görüntülerini basına dağıttı. Çünkü kimlik belirlenememişti ve vatandaşlardan gelecek ihbarlara ihtiyaç vardı. Görüntülerde, zanlı kot montlu, beyaz bereli ve kirli sakallıydı. Ardından bir televizyon kanalı, İHA’nın olay günü, kimlik kontrolü sırasında çektiği görüntülerle, emniyetin dağıttığı görüntüyü karşılaştırdı ve “katilin kontrolden geçip, elini kolunu sallaya sallaya serbest kaldığını” söyledi.
Sırt çantası var, montu yok
Gerçekten de, her iki görüntüdeki de, yüz yapısı, sakalları ve “beyaz beresi”yle aynı kişi gibiydi. Sadece üzerindeki kot montu çıkarmış ve sırtına bir çanta almış gibi görünüyordu. Bunun üzerine polis harekete geçti. TV’den yayınlanan görüntü istendi. Bu görüntü Foto Film Şube Müdürlüğü’nde incelemeye alındı. Eseptepe’deki metro istasyonunda arama yapan 2 resmi polis memuruna, kontrol ettikleri kimliği hatırlayıp hatırlamadıkları soruldu. Polis, henüz bu kişinin katil zanlı olup olmadığını doğrulamadı.
3 saatte 230 ihbar geldi
Gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesinin ardından şüphelinin yakalanması amacıyla vatandaşların bilgi amaçlı arayabilecekleri açıklanan 2 telefon numarasına, 3 saat içinde 230’un üzerinde ihbar ve protesto mesajı geldi.
Dış hatlarda görüldü ihbarı
İsmini vermek istemeyen bir ihbarcı, görüntülerdeki katil zanlısını, olay akşamı geç saatlerde Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali’nde uçağa binmek üzereyken gördüğünü söyledi.
Beyaz bere bulunmadı
Televizyonlarda, ’Zanlının beresi olay mahalinde bulundu, içindeki saç örnekleri incelenecek’ yönünde haberler yayınlandı. Ancak İstanbul Valisi basın mensuplarının “Berenin bulunduğu şeklinde bilgiler olduğunu” hatırlatmasının üzerine, böyle bir şeyin söz konusu olmadığını söyledi.

21 OCAK 2007 - Dünya Basını: Türkiye’nin AB çabaları ağır darbe aldı.
Hrant Dink cinayetiyle birlikte gözler Türkiye’ye çevrildi. Fransız basını Dink suikastına geniş yer ayırırken, İngiliz gazeteleri haberi iç sayfalarında vermeyi tercih etti
Ancak tüm gazetelerin vurguladığı tek bir ortak nokta vardı: Dink saldırısı Türkiye’nin AB sürecine ağır darbe vuracak.
Ermeniler kızmıştı
*New York Times (ABD): Dink soykırım konusundaki yorumları nedeniyle Türkiye’de tepki çekti. Ancak Ermeni soykırımının kabulünün Türkiye’nin AB üyeliği için bir şart olmaması gerektiği sözleri nedeniyle de bazı Ermenileri kızdırmıştı.
Tansiyon yükselecek
*The Times (İNGİLTERE): Saldırı, Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı ve Kasım’daki genel seçimler yüzünden yükselen tansiyonu daha da arttıracak. Milliyetçiliğin giderek yükseldiği Türkiye’nin AB süreci yara alacak.
Washington’a dikkat
*Financial Times (İNGİLTERE): Dink cinayeti Türkiye’yi Washington’da çok zor duruma sokacak. ABD Temsilciler Meclisi’ne getirileecek soykırım tasarısı Dink’in öldürülmesi sonrasında çok ciddi bir tehlike haline geldi.
1.500.001’inci kurban
* Robert Fisk (The Independent -İNGİLTERE): Hrant Dink Ermeni soykırımının 1 milyon 500 bin birinci kurbanı oldu. Ermenilerle Türkler arasında uzlaşma istemenin bedelini 3 kurşunla ödedi. Türkiye’de soykırım gerçeğini söyleyen tüm yazarlar tehdit altında. Oysaki Taner Akçam’ın kitabını okursanız Türklerin Nazilerden önce ilk kez gaz odası benzeri mağaraları Ermenileri öldürmek için kullandığını görürsünüz. Dink’in Ermeni soykırımının Türkiye’nin AB üyeliği için bir şart olmadığını savunmasını da unutmayalım. Bu nedenle Dink fanatik Ermenilerin de kurbanı olmuş olabilir.
Politik cinayet
* Le Figaro (FRANSA): Ülkedeki politik cinayetler serisinin sonuncusu olan bu eylem, geçen yıl Hıristiyan din adamlarına saldırı ve Kürtlere karşı linç girişimleriyle kendini gösteren Türk milliyetçiliğinin yeniden yükselişte olduğunu gösteriyor.
Ermenilerin sesi
*Liberation (FRANSA): Türkiye Ermenilerinin sesi öldürüldü. Milliyetçi çevreler Türk gazeteci Dink’i öldürmekle suçlanıyor.
ERMENİLER PROTESTO ETTİ
Fransa’da yaşayan bir grup Ermeni, gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesini protesto amacıyla Türkiye’nin Paris Büyükelçiliği yakınında bir gösteri düzenledi. Yaklaşık 200 kişinin katıldığı gösteride, yoğun güvenlik önlemleri alındı. Fransız ve Ermenistan bayrakları taşıyan göstericiler, soykırım iddialarını içeren sloganlar attı.

21 OCAK 2007 – Hrant Dink başkası değildi.
NE kötü bir pazar. Öldürülme üzerine yazmanın ruha, zihne çöken kábusu. Lanetli cumanın unutulmaz, inanılmaz etkisi hálá sürüyor. Bu cinayet, Yunan trajedisindeki haberci gibi, sanki geleceğin kehanetleriyle sarsıyor bizi.
Hrant Dink, saygılı ve sevgili bir insandı.
İki kimliğini de dengede tuttuğu için fanatiklerin tahammül edemeyeceği bir demokrattı.
Türk vatandaşı ve Ermeni. Öyle söylemişti, ikisinden de vazgeçmem, ikisini de ezdirmem.
Öldürmelerin trajik tarihini Türkiye'de birçok kuşak çok yakından yaşadı. Ya kendi hayatlarıyla ödeyerek ya da en yakınlarını faili meçhul cinayetlerde yitirerek.
Bir kıvılcımın harlı ateşe dönüştüğünü çok gördük. Küllemenin zorluğunu idrak ettik.
Toplantılarda, buluşmalarda rastladığım, yüzünü aradığım biriydi. İnanan, inandığı uğruna yaşayan birine ben saygı ve sevgi duyarım.
* * *
MUHALİF de olabilir, bizim düşündüğümüzün en karşıtını bile düşünebilir. Birini susturmak, kendi düşüncelerini sözle, yazıyla müdafaadan aciz olan yaratıklara özgüdür.
Eğer yurtdışında yaşamayı seçseydi, bugün sağdı. Ama o atalarının toprağında yaşamak istedi. Yaşatmak istemeyenlerin olduğunu bile bile. Sevginin, bağımlılığın bu kadarı vardı yüreğinde ve kafasında.
Azınlık kelimesinden hiç hoşlanmam, ayrıca ırklara, milletlere böyle bir kavramı reva görmem. Türkiye vatandaşı, Ermeni. Tarihimiz onların bizim sanatımıza, tıbbımıza yaptıkları yardımlarla doludur. Okudunuz mu? Sanmıyorum. Okusaydınız, Hrant Dink'i tanısaydınız, şuursuz bir tetikçiliğe gönlünüz razı olmazdı.
İnsanlığın tarihindeki en kara sayfalarda hoşgörüye dair tek satır yoktur.
En ders almaz, en bencil, en hain, en zalim yaratık insan. Hele insanlık tarihini okumayanlar, onu başka yaratıktan ayıran hiçbir özelliğini kazanamıyorlar.
Hrant Dink'in vasiyetine hepimiz uyalım, saygı gösterelim:
"Törenlerde Hrant Dink'in arzusu üzerine slogan atılmaması, pankart açılmaması, gösteri ortamı yaratılmaması önemle rica olunur."
* * *
CANİ ve cinayet. Polisiye romanlar dışında beni ürküten, ürperten iki soğuk kelime. Demek ki, hayatla edebiyat bazen ayrılıyormuş.
Doğan hızlan, hür

21 OCAK 2007 - İstanbul Valisi Muammer Güler:`Örgüt bağlantısı varsa, araştırılacak'
İstanbul Valisi Muammer Güler, katil zanlısının yakalanması olayı ile ilgili olarak açıklama yaptı.
İstanbul Valisi Muammer Güler, katil zanlısının yakalanması olayı ile ilgili olarak şu açıklamayı yaptı: "Başbakan'ın açıklamasıyla dün Hrant Dink'in öldürülmesi sonucu yürütülen soruşma sonuçlanmış, ilgilinin Samsun'da yakalanması sağlanmıştır. Kendisi 1990 doğumlu Ogün Samast adlı kişidir. İstanbul'a getirilecektir. Olayla ilgisi bulunan 6 kişi de Trabzon'dan İstanbul'a getirilecektir. Zanlının taktığı bere ve kullandığı silah da beraberinde yakalanmıştır. Anne ve babası gözaltında değildir, ilgisi bulunduğu soruşturma sonucu belirlenecek kişiler gözaltındadır. Samsun polisi ve İl jandarma komutanlığının koordineli çalışma sonucu yakalanmıştır. Örgütlerle bir bağlantısı varsa soruşturma sonucu ortaya çıkacaktır. İstanbul’da gözaltı yok. Ortaokul mezunu, işsiz bir kişi olduğu biliniyor. Yüzün üzerinde ihbar gelmiştir. Milletimize şükranlarımızı soruyorum. Türk güvenlik görevlileri, her türlü çalışmayı yerine getirmiştir."

21 OCAK 2007 – Tavrınızı tebrik ediyorum.
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkan Yardımcısı Günter Verheugen, gazeteci- yazar Hrant Dink'in öldürüldüğü silahlı saldırıyı kınadığını belirtirken, "Türkiye devletinin buna karşı olan tavrını tebrik ediyorum" dedi.
Osmangazi Belediyesi'nce yaptırılan Sahipsiz Hayvanlar Doğal Yaşam Merkezi'ni ziyaret etmek için eşi Gabriela Verheugen ile birlikte Bursa'ya gelen Günter Verheugen, Darülziyafe Restorant'ta verilen öğle yemeğine katıldı. Verheugen, Dink'in öldürülmesi ile ilgili soru üzerine şunları söyledi: "Tabii ki kendimce çok fazla kınamaktayım. Türkiye devletinin buna karşı olan tavrını tebrik ediyorum. Türkiye'de yapılmak istenen kötülüğün başarılı olmayacağına inanıyorum. Türkiye'nin elinden gelini yapacağına yürekten inanıyorum."
Nail KAHRAMAN, DHA hür


21 OCAK 2007 – Hrant Dink'e gelen tehdit mektubuyla ilgili yaptığı suç duyurusu.
İstanbul'da Hrant Dink'e Bursa'dan Ahmet Demir adlı bir kişinin mektup yazarak ölüm ile tehdit ettiği gerek avukatı gerekse gazete çalışanları tarafından daha önce ifade edilmişti.
DHA, gelen tehdit mektubunu ve bunun üzerine avukatları vasıtasıyla Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptığı suç duyurusunu elde etti.
Mektup zarfının üzerinde gönderen adresi bölümüne `Ahmet Demir, Bursa Aslankent No: 7 Nilüfer' yazıldığı görülüyor. Zarfın içinden çıkan tehdit mektubunda ise, aynen şu ifadelere yer veriliyor:
`BİR AÇIK İLANDIR'
Hrant Dink, oğlunu, seni ve Serkis Seropyan'ı bir daha hiç konuşmamak üzere susturacağız. Ama önce oğlunu. Cesedini, Ankara çıkışındaki jandarma bölgelerinin birinden alacaksın."
Mektubu gönderen kişinin tehdit mektubunun altına `Gestapo Türk' imzasını attığı da dikkat çekiyor. Hrant Dink'in avukatı Fethiye Çetin tarafından Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına konu ile ilgili olarak yapılan suçduyurusunda ise "Örneğini dilekçe içinde sunduğumuz mektup müvekkil adına yazılıp postalanmış ve müvekkile gönderilmiştir. Mektup içeriğinde, şayet takma bir isim değilse Ahmet Demir isimli bir şahıs müvekkilimi, oğlumu ve Sarkis Seropyan'ı tehdit etmiştir. Mektupta söz edilen ve ölümle tehdit edilen Sarkis Seropyan'da Agos Gazetesi sahibidir ve gazetede yazmaktadır" şeklindeki ifadelerine yer verildi.
İŞLEM YAPILMAMIŞ
Dilekçede, ayrıca mektup ve şüpheli hakkında gerekli takibatın yapılarak ceza davası açılması, şüpheli ya da şüphelilerin cezalandırılması talep ediliyor. Söz konusu suç duyurusunun yapılmasına karşın Hrant Dink'in bir suikast sonucu öldürülmesine dek geçen zaman içinde konuyla ilgili savcılığın herhangi bir işlem yapmadığı da gerek Hrant Dink'in ölmeden önce kaleme aldığı yazılarında gerekse öldükten sonra avukatları tarafından yapılan açıklamalarda sık sık dile getirildi ve savcılık tarafından başvurunun herhangi bir sonuca ulaştırılmaması eleştirilmişti.
`VALİ GÜLER'İN TEHDİTE İLİŞKİN AÇIKLAMASI: 542 TANE AYNI İSİM'
İstanbul Valisi Muammer Güler, Dink'in tehdit edilmesiyle ilgili olarak bugün yaptığı açıklamada, tehditin bir mail yoluyla geldiğini belirtip "Kendisinin, 2006 yılında e-mail yoluyla `Ahmet Demir' isimli bir kişi tarafından basına da yansıyan bir tehdit mektubunu Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirmiştir. Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı Bursa'daki adreslerde araştırma yapmıştır ancak Bursa'da böyle bir adresin doğru olmadığı, Bursa'da da Ahmet Demir isimli, 542 vatandaşın olduğu tespit edilmiş, bu nedenle herhangi bir işlem yapılamamıştır" denilmişti.

21 OCAK 2007 – Dink soruları!!!
HRANT Dink'i öldürenin yakalanması elbette önemlidir. Türkiye'de bu tür olayları yeniden yaşamaya başlarsak, altından kalkamayız. Önümüzde cumhurbaşkanlığı seçimi var. Hemen ardından, birkaç ay sonra genel seçim yapılacak.
Ortam giderek gerginleşecek. Böyle gergin ortamlar, Türkiye düşmanlarının yeşerdiği gübreli toprağı sağlar.
Geçtiğimiz mayıs ayında Danıştay baskını oldu. Birkaç ay sonra Dink öldürüldü. Bir "ilk'ler" dönemi yaşıyoruz. İlk kez mahkeme baskını, ilk kez azınlık vatandaşın öldürülmesi!
Kim öldürdü? Niçin öldürdü? Sorumlular nerede?
Dün katilin görüntüleri ekranlarda yayınlandı. Bugün aynı fotoğraflar gazetelerde yer alacak. Suratı tabak gibi ortaya çıktı. Herhalde bulunacak, gerçek kimliği ve niçin öldürdüğü belirlenecek.
Bu yazıyı dün bu soruların yanıtı belli değilken yazıyorum. Bu adam kim olabilir, amacı ne olabilir?
-Arkasında kimler var?
-Bireysel terörist mi, ırkçı bir geri zekálı mı, örgüt işi mi?
-Yoksa yabancı servislerin marifeti mi?
Burada üzerinde önemle durulması gereken bir soru daha ortaya çıkıyor. Hrant Dink isimli Ermeni kökenli gazeteci, bugüne kadar çeşitli yerlerde sözlü saldırılara uğramış, tehditler almış ve korkusunu kendi çıkardığı Agos Gazetesi'nde yazmış. O halde şunu soralım:
-Hükûmetin bu konuda sorumluluğu yok mu?
Elbette var. Olayın bu aşamasına iyi bakmak gerekiyor. Dink'i niçin koruma altına almadılar? Niçin koruma vermediler?
Türkiye gibi ülkelerde namlunun ucunda olan kişiler, devlet tarafından korunur. İlle de onların koruma istemesi gerekmez. Şu anda aklıma bazı isimler geliyor ve fikirlerimiz onlarla tamamen ters olsa bile korunmaları gerektiğine inanıyorum.
Dink olayında edebiyat yapmak kolaydır. Ama bu olayda hükümetin sorumluluğunu görmezden gelmek, topluma karşı yapılacak bir saygısızlıktır. Cinayetin hesabının ilgili makamlardan sorulması gerekir.
Hükûmetin de, bu koruma eksikliğinin nedenlerini millete anlatması gerekir.
* * *
Türkiye öyle bir ülke oldu ki, birini öldürmek istiyorsanız gözü kara ve aç-işsiz birini bulmanız yeterlidir. Amatörse verin ona örneğin 20 milyar, büyük olasılıkla amaca ulaşırsanız. Profesyonel ise tarife yükselir.
Ülkemizin dört bir yanında caddelere, sokaklara, evlere, işyerlerine bakın.
Gasp, kapkaç, hırsızlık, soygun kol geziyor. Soyulmayan ev ve işyeri neredeyse kalmadı. Polisin yetkileri AB'nin emirleri doğrultusunda kısıtlandı. Polisin eli kolu bağlı, çaresiz, suçlularla başedemiyor. Yazılı mahkeme kararı olmadan üst araması bile yapamıyor. Ekonomik durum, işsizlik bir felaket.
İnsanlar suç işlemeye itiliyor. Suçlarda korkunç bir artış var.
İşte bu ortamda siz herhangi bir işsiz maceracıyı ayarlayın, tutuşturun eline biraz para!.. Bakalım cinayet işliyor mu, işlemiyor mu?
Tabii ki böyle bir olayı siz doğrudan yapmayacaksınız! Arada taşeron kullanacak, kimliğinizi asla belli etmeyeceksiniz!
* * *
Şimdi "Bu kurşun Türkiye'ye sıkılmıştır, ülkemizi rezil etmiştir" diyen yetkililerimize sormak gerekir: Bu ortamı kim yarattı? Sokaktaki vatandaş olan bizler mi, yoksa bizi yönetenler mi? Vatandaşın can ve mal güvenliğinden sorumlu olan kimdir?
Elbette ki yönetenler.
Hazreti Ömer'in unutulmaz sözü vardır: "Fırat kenarında bir deve zarar görse, Allah bunun hesabını benden sorar diye korkarım." Yönetici olmak işte budur. Ya şimdi?!
"Efendim bu olay tam da Ermeni lobilerinin dünyanın dört bir yanında ülkemiz aleyhine soykırım yasaları geçirtme dönemine rastladı ve çok aleyhimize oldu. Türkiye karşıtlarına koz verildi. Bu kurşun Türkiye'ye sıkılmıştır..."
Doğrudur ama günaydın!
Ben Türkiye aleyhine çalışan, ülkeyi yıpratmak için fırsat kollayan bir yabancı servis, bireysel terörist veya sapık olsaydım, öldürteceğim kişilerin başında herhalde Hrant Dink gelirdi. (Kafamdaki öteki isimleri yazmıyorum.)
Sorumlular belli. İşin edebiyatı ve siyaseti yapılsın da, önlem almayan ve aldırmayan sorumluları, olayın ardındaki güçleri gündeme taşımayı unutmayalım... Ve unutturmayalım! Bazı önemli gerçekler orada yatıyor.
Emin Çölaşan, hür

21 OCAK 2007 – Kanlı ellere cevap verilecek.
Başbakan Erdoğan, Hrant Dink'i vuranların aslında Türkiye'yi vurduğunu, onu hedef alan kurşunların herkese sıkıldığını söyledi. İlgili tüm birimlerin seferber edildiğini belirten Erdoğan, "Milletimiz de kenetlenerek, kanlı ellere gereken cevabı verecektir. Vatandaşlık bilincimizi daha da yükselteceğiz" dedi.
AKP'nin dün Kızılcahamam'da başlayan parti kampına, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'e yönelik suikastın gölgesi düştü. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın salona gelişini beklerken milletvekilleri, bir Türk gencinin Ermeni kızına aşkının anlatıldığı 'Sarı Gelin'i dinlediler. Erdoğan da, konuşmasında şu mesajları verdi:
HAİN PROVOKASYON
Gerçekten sarsıldık. Millet olarak bir kez daha açık ve hain bir provokasyon ile karşı karşıya bulunuyoruz. Sorumluluğumuzun idrakı içinde olayın üzerine gidiyoruz. Hrant Dink basın dünyamızın önemli bir şahsiyeti, bu toprakların evladıydı. Eli kanlı provokatörlere cevap olsun diye bir kez daha ilan ediyorum, Dink'i hedef alan kurşunlar aslında hepimize sıkılmıştır.
TÜRKİYE VURULDU
Zira mutlak yaratıcının vermiş olduğu canı bu yollarla almaya kimsenin hakkı ve salahiyeti yoktur. Aslında onu vuranlar, biz biliyoruz ki Türkiye'yi vurmuştur, demokrasimize, özgür düşünceye, huzur ve istikrara kastedilmiştir. Bu menfur cinayeti işleyenler şüphesiz ki adalete hesap vermekten kurtulamayacaklardır. İlgili bütün birimlerimizi seferber etmiş bulunuyoruz. Fail ya da faillerinin, planlayan ve azmettirenlerin en kısa sürede adalet önüne çıkarılması için ne gerekiyorsa yapılmaktadır.
OYUN BOŞA ÇIKACAK
Milletimizin tarihten gelen derin sağduyu ve basiretine inanıyorum. Bu cinayet amacına ulaşamayacak, milletimizin üzerinde oynanan bu oyun mutlaka boşa çıkarılacaktır. Aziz milletimiz inanıyorum ki daha çok kenetlenerek, birlik ve beraberliği ortaya koyarak özellikle bu değerlerimizinden gelen beraberliğimize daha çok sahip çıkarak, Hrant Dink'i bağrına basarak, kanlı ellere gereken cevabı verecektir.
Turan YILMAZ hürr


21 OCAK 2007 – Samast: 'Namaz kıldım, vurdum.'
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in katil zanlısı Ogün Samast, yakalandıktan sonra Samsun Emniyet Müdürlüğü'nde verdiği ifadede, "Cuma namazını kıldıktan sonra vurdum" dedi.
Cinayetten 10 dakika önce gözgeze geldiklerini ve Dink'in irkildiğini anlatan Samast'ın şu ifadeyi verdiği öğrenildi:
"İnternette haberlerde okudum. Orada "Ben Türkiyeliyim. Ama Türk kanı pis kandır' dediği için öldürmeye karar verdim. 17 Ocak'ta Trabzon'dan otobüse bindim. 18 Ocak akşamı İstanbul terminaline indim. Geceyi de terminalde geçirdim. 19 Ocak'ta görüşmek için gazeteye gittim. Ancak görüşemedik. Daha sonra Cuma namazını kıldım. Namaz çıkışı da gazeteye gittim. Bu sırada Hrant Dink bir bankaya girdi. Bankadan çıkıp gazeteye gitti. Beni görünce irkildi. 10 dakika sonra gazeteden çıktı. Arkasından yanaştım ve 1 metre uzaklıktan vurdum. Pişman değilim."

21 OCAK 2007 – Tuzak nasıl bozulur.
BAŞKENTE cinayetten hemen sonra hákim olan ruh halini Abdullah Gül'ün, Amerikalı konuğu Nicholas Burns'e yaptığı analiz çok iyi yansıtıyor:
- Tam ABD Kongresi'ndeki sözde soykırım yasası gündemde iken, Fransa'daki tasarının senatoda bloke edilmesi gayretleri sürerken bu cinayetin zamanlaması akla başka amaçlar getiriyor.
Gül'ün bu sözleri, aslında Başbakan'ın "Dink'in hedef seçilmesi manidar" ifadesinin tercümesi. Devam edelim ve Abdullah Gül'ün yakınlarına dile getirdiği umudu da aktaralım:
- Eğer Hrant Dink suikastının bu amaçla yapıldığını kanıtlarsak tuzağı bozar, Türkiye'ye yönelik saldırıyı geri püskürtürüz.
Ama eğer Hrant Dink'e saldırı Trabzon'daki rahip cinayeti gibi tek kişilik/bağlantısız eylemse, o zaman Türkiye'nin derdini anlatması, dış itibarını koruması gerçekten zor.
İşler bu noktaya gelirse, bugüne kadar yapılanın tersi tek çaredir.
Türkiye pişmanlığını TCK 301'i değiştirerek gösterebilir. (301 değişikliğine karşı çıkanlar, bugün Hrant Dink'e methiye yazdıklarına göre herhalde itirazları kalmadı.)
Daha fazla demokrasi için hiçbir vakit geç sayılmaz.
En azından yeni kurban vermeyiz.
Derin devlet varsan söyle
BU kez iki damla gözyaşı ve şablon sloganla vaziyeti kurtarmak zor.
Çünkü Hrant Dink, 1) Fikir suçlusuydu, 2) Medya mensubuydu, 3) Azınlıktandı.
Hepimizin namusuydu, yaşam kalitesi demokrasinin ölçüsüydü.
Çünkü demokrasi, asıl her türlü azınlıkta kalan içindir.
Çoğunluk gemisini her rejimde zaten yürütür.
Ama gel gelelim Hrant Dink'i daha on yıl önce bile kaçınız tanıyordu, çok azınız.
Peki ismini ilk kez nasıl duyduğunuzu hatırladınız mı?
Evet doğru, meşhur TCK 301 sayesinde...
Yani Hrant Dink şöhretini, Türkiye'nin demokrasi ayıbına borçluydu.
Yetmedi, adil yargılama bile esirgendi Hrant Dink'ten.
Yasayla değil mahkeme kapısında tükürükle, tekmeyle, silleyle ceza kesildi. Sonunda arkadan vurulduğunda herkes çok şaşırdı, pek üzüldü, öyle mi?
* * *
Tetikçi yakalandığına göre, sonra kadrolu komplo teorisyenleri, suya bakıp bakla falı açarak patronun eşkálini çizecek.
Bu arada soykırım yasası dünya parlamentolarından geçecek, AB ipi kopacak.
Hrant Dink'e kimileri Türklüğe hakaret ettiğine inandıkları için kızıyordu.
Heyhat gelinen nokta, bırakın Türklüğe hakareti, bu millete suikasttır.
* * *
Derin devlet, geldinse dört kere vur olur mu?
Ve eğer varsan söyler misin lütfen;
1) Agos Gazetesi'nin kapısına polis karakolu kurmayı neden akıl edemedin?
2) Genelev kapısına tatlıcı, okul önüne simitçi koyan gizli servislerimiz neredeydi?
3) MOBESE kamerasını bile Agos'un 200 metre uzağına yerleştirmek neden?
Sadece soymayı, vurmayı, kırmayı ezcümle zulmü bilip... Vatandaşını korumaktan yana nasibini alamayana derin devlet demezler. Böylesinin adı kirli devlettir!
Zaten lazım olan derin devlet değil derin akıldır.
Enis berberoğlu, hür

21 OCAK 2007 – Dink, bankadan dönerken vurulmuş.
Hrant Dink'in ölüme adım adım yaklaştığı son dakikaları, her yerde farklı anlatıldı. Kimine göre, Ankara'dan biri arayıp görüşmek istedi. O toplantıdaydı.
Kimine göre, yemek için, kimine göre ise Beyaz Adam Yayınevi'ne gidiyordu. Bir iddiaya göre, binadan çıkınca saldırıya uğramıştı. İlk günün karmaşası içinde, Hrant Dink'in son dakikaları, bilgi kaosuna dönüştü. Aslında bunların hiç biri doğru değildi. Önceki gün 13.30 sıralarında Halaskargazi Caddesi Sebat Apartmanı'nın birinci katındaki Agos Gazetesi'nin kapı zili çalındı. Tehditlerin yarattığı o güvercin ürkekliği sadece Hrant Dink'i değil, tüm Agos çalışanlarını sarmıştı. Kapıyı açmadılar. Göz deliğinden bakan sekreter davetsiz misafire ne istediğini sordu. Ankara Üniversitesi öğrencisi olduğunu söyledi, Hrant Dink'le görüşmek istiyordu. Misafirin tavırları, Genel Yayın Yönetmeni sürekli tehdit edilen gazetenin sekreterine hiç de güvenilir gelmedi. Dink'le randevusuz görüşemeyeceğini söyledir. "Zaten burada yok" dedi. Kapıdaki genç, ısrar etmedi. Merdivenlerden inerek binadan çıkıp sola döndü. Yarım saat sonra, sekreter, dışarı çıktı. Dink'le görüşmek isteyen gençle bankanın önünde karşılaştı. Gazetenin yeri kentin tam merkezinde olduğu için şüphelenmedi. Yemek yiyor ya da alışveriş yapıyor olabilirdi. Saat 14.30'u geçtiğinde bu kez binanın kapısından çıkan Hrant Dink'ti. Apartmanın sol tarafında 30 metre uzaklıktaki bankaya gitti. 2 bin 500 dolar çekmek istiyordu. Banka görevlisi kasanın müsait olmadığını, sonraki saatlerde ödeyebileceğini söyledi. Dink ile banka görevlisi arasında tartışma yaşandı. Dink, bankadan çıkıp gazeteye doğru ilerledi. Saat 15.00'e yaklaşıyordu. Apartmanın kapısına bir kaç adım kalmıştı. Arkasından yürüyenlerden biri Dink ile arasındaki iki kişiyi iterek, tam arkasına geldi. Silahı doğrulttu ve üç el ateş etti. Kurşunlardan ikisi Dink'in başına biri ensesine isabet etti. Yüzüstü yere yığıldı. Hürr


21 OCAK 2007 - Diaspora ayakta.
Ermeni diasporası, cinayetten Türkiye devletini sorumlu tutan mesajlar verirken, suikastı sözde soykırım tasarısını ABD Kongresi’nden geçirmek için kullanacağı işaretini verdi
ABD’deki radikal Ermeni kuruluşlarını bünyesinde toplayan Amerika Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA), Dink’in İstanbul’da uğradığı silahlı saldırıda öldürülmesinden dolayı Türkiye’yi suçladı ve bu cinayeti, yeni “soykırım” tasarısını ABD Kongresi’nden geçirme çabaları doğrultusunda kullanacağının işaretini verdi. Açıklamada “Hrant Dink cinayeti, ’soykırımın’tanınmasını engellemek için inkar, tehdit ve yıldırma politikalarına başvuran Türk hükümetinin, 90 yıl önce insanlığa karşı işlediği ilk suçuna yol açan nefret ve hoşgörüsüzlüğü sürdürdüğünün trajik bir kanıtı” ifadeleri kullanıldı. ANCA, Hrant Dink cinayetini, ABD Kongresinin alt kanadı Temsilciler Meclisine yakında resmen sunulacak olan sözde soykırım tasarısının kabul edilmesi yönündeki çabaları doğrultusunda kullanacağını vurguladı.
Yüzde 100 tasarı geçer
ABD’nin eski Türkiye Büyükelçisi Mark Parris “Tasarı, bu kez hem Kongre’den hem de Senato’dan ’yüzde yüz’geçecektir. Başkan Bush, tasarıyı veto edecektir ama şartların uygun olduğu bir zamanda sonraki başkanlardan biri, tasarıyı mutlaka onaylayacaktır” diye konuştu.
Gerek Ermenistan yetkilileri, gerekse dışarıdaki Ermeni lobisi, Dink’in ölümünden Türkiye Devleti’ni sorumlu tutan açıklamalarda bulundu. İşte Ermeni toplumundan gelen tepkiler....
AB artık Türkiye’ye hayal
ERMENİ MECLİS BAŞKANI: Ermenistan Meclis Başkanı Tigran Torosyan, Dink’in ölümü üzerine yaptığı açıklamada, “Türkiye artık Avrupa Birliği’ni rüyasında bile göremez” ifadesini kullandı.
Dink, soykırımın son kurbanı
Gazeteci Harut Sassounian: ABD’deki Ermeni lobisinin liderlerinden, California Courrier gazetesinin editörü Harut Sassounian, Dink’i, “Ermeni soykırımının son kurbanı” olarak nitelendirdi.
Bir kez daha bir entelektüel
Dünya Ermenileri Patriği Karekin II: Dünya Ermenilerinin Patriği Karekin II, Dink’in öldürülmesinden tüm dünyadaki Ermeni cemaatinin büyük üzüntü duyduğunu vurgulayarak, “bir kez daha, bir entelektüel, masum kurban haline geldi.
Ölümü büyük bir ayıp
ABD Kongresi’nden Başbakan’a mektup: ABD Kongresi’ndeki Ermeni lobisinin liderlerinden milletvekili Adam Schiff, Başbakan Recep Erdoğan’a bir mektup göndererek şöyle dedi: ”Önde gelen ve cesur bir sesin susturulması sadece kişisel bir trajedi değildir. Geçmişin özgürce araştırılmasını isteyenler açısından da trajedidir.”

21 OCAK 2007 – Evde taziye defteri.
DİNK'in Bakırköy'deki evine taziye ziyaretleri sürüyor. Ziyaretçiler Dink'in eşi Rakel ve kızı Sera Dink'e başsağlığı dileklerini iletiyor. Ailenin oturduğu apartmanın girişine de taziye defteri kondu. Gelenler deftere duygularını yazıyorlar. Dink'in Belçika'dan gelen büyük kızı Baydar, kardeşi Yervant Dink ve oğlu Ararat Dink ile 7 aylık hamile gelini dün saat 14.20'de taksiyle evden ayrıldılar. Hür

21 OCAK 2007 - Şevket Kazan: `Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeni’yiz' demek uşaklık.
Saadet Partisi (SP) Genel Başkan Yardımcısı ve Adalet eski Bakanı Şevket Kazan, gazeteci Hrant Dink cinayetinin lanetlenmesi ve şiddetle kınanması gerektiğini anlatırken, "Hepimiz Hrant'ız', `Hepimiz Ermeni'yiz' diye başlık atmak bize yakışmaz. Biz Mehmet'iz, Hasan'ız, Hüseyin'iz, böyle demek uşaklıktır" dedi.
Partisinin halk ile ilişkiler toplantısı için Diyarbakır'a gelen SP Genel Başkan Yardımcısı ve Adelet eski Bakanı Şevket Kazan, parti il binasında basın toplantısı düzenledi. Kazan, İstanbul'da gazetesinin önünde silahlı saldırıya uğrayarak yaşamını yitiren Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink ile ilgili, cinayetin lanetlenmesi ve şiddetle kınanması gerektiğini ifade ederek şunları söyledi:
"Ama `bunu kınayalım' derken yayınladığımız gazetelerin manşetlerine `Hepimiz Hrant'z, hepimiz Ermeni'yiz' başlık atmak yanlıştır. Biz Mehmet, Hasan ve Hüseyin'iz. Biz Hrant değiliz, biz Ermeni değiliz. Ama uşaklığın burasına kadar inliyor. Bu olmaz. ABD'ye yağcılıktır. Etnik kimlik bir tarafa inançlarımızdan uzaklaşmaktır."
Kazan, Hrant Dink cinayeti ile ilgili soruya ise, bu cinayetin perde arkasında CIA ve MOSSAD bulunduğunu ileri sürerek, "Yerli malı kulanıyorlar. Tetiği çocuklara çektiriyorlar. Türkiye'yi huzursuz etmek ve kargaşa çıkartmak istiyorlar. Eğer bize `Biz Ermeni değiliz' bile dedirtiyorlarsa, bunu başarıyorlar demektir" dedi.
Türkiye'nin bir felakete sürüklendiğini, can ve mal güvenliği bulunmadığını idddia eden SP Genel Başkan Yardımcısı Kazan, 60 milyon insanın kardeşlik bağlarının dinamitlendiğini söyledi. Kazan, AKP'nin 4 yıldan bu yana Türkiye'nin neyi var, neyi yok sattığını, Kıbrıs'ı elden çıkarttığını, Kuzey Irak politikasının iflas ettiğini öne sürerek şunları söyledi:
"Türkiye'nin toprakları bankaları satılıyor. Bunun sonu Filistin'dir. Sayın Başbakan İstanbul için vize öneriyor. Bu Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı'nın görüşleri ile aynıdır. Çünkü oda özel bölge ve vize sistemini savunuyor. İkisinin arasında fark yoktur. Türkiye AB'nin kulu kölesi yapılmak isteniyor. Erbakan Başbakan olsaydı ABD Irak'a saldıramazdı. Bütün sorunlarım çözümü Milli Görüş'tür."

21 OCAK 2007 – Katile okuma parçası.
GEÇEN yıl mayıs ayı...
Hrant Dink, CNN Türk'te Tarafsız Bölge'de konuşmuştu...
Türkleri aşağıladığı suçlamasına maruz kalan Hrant, bu suçlama karşısında duyduğu derin kederi dile getirmişti programda.
Hrant'ın söylediklerini, özellikle "Vatan haini katil" için, hiçbir yorum yapmadan aktarıyorum...
MALATYALIYIM... Annem-babam ayrılmışlardı. Bu yüzden biz üç kardeş Ermeni okullarında, yetim okullarında büyüdük. Yetim okulunda evlendim. Şimdi torun sahibiyim. Bu ülkede yaşayıp bu ülke için mücadele verdim. Ermeni kimliğimle, Türkiyeli kimliğimle yaşıyorum. Böyle bir yaşam biçimi içinde ben Türk kimliğini nasıl aşağılarım?
ERMENİ kimliği aşağılanmasın diye mücadele veren birisi, bir başkasının kimliğini nasıl aşağılar? Böyle şey olur mu? Amacımız nedir bizim? Farklılıklar bir arada yaşasın diye mücadele ediyoruz. Türk kimliğini aşağılayacaksam ben neden bu ülkede yaşıyorum ki? Gider uzaktan aşağılarım. Başıma da bu belalar gelmez.
TÜRKLÜĞÜ aşağılamak suçlaması, alnıma sürülmüş bir kara lekedir. Benim için bu dünyadaki en büyük suç ırkçılıktır. Eğer ben Türklüğü aşağılamışsam, yaptığım ırkçılıktır. Bu lekeyle nasıl yaşarım? İnsan aşağıladığı biriyle nasıl yan yana yaşar? Siz Türksünüz ve ben sizi aşağılıyorum.. Peki bundan sonra nasıl beraber yaşarız?
AŞAĞILADIĞIN kişiyle birlikte yaşaman ahlaksızlıktır. Namuslu davranır, çeker gidersin onun yanından. Kavganı uzaktan verirsin, varsa bir kavgan. Ama benim Türk'le bir kavgam yok ki.
TÜRKLERLE beraber yaşamayı şans sayıyorum. Şanstır; çünkü bütün Ermenilerin dünyasında Türk, bir ötekiydi, bir öfkenin adıydı. Ama beraber yaşamak, o öfkeyi ortadan kaldırıyor, ilaç oluyor. Türklerle beraber yaşamak, bizim için ilaçtır. "İçimizdeki zehir"in panzehiridir Türklerle yaşamak. Diaspora Ermenileri de Türklerle tanışıklıklarını artırırlarsa, Türklerle yaşarlarsa göreceklerdir ki öfkeleri yersizdir.
HEM Ermenileri, hem de Türkleri öfkelendiren biriyim. İki tarafa da yaranamıyorum. Bu alıştığım bir şey, önemli değil. Benim için önemli olan Türklüğü aşağılamakla suçlanmak. Böyle bir şey yapmadım ben.
EĞER Türk mahkemeleri bana Türklüğü aşağılamaktan ceza verirse sözüm var, bu ülkeden çekip gideceğim. Ama gitmek istemiyorum. Bu ülkeyi terk etmemek için eğer AİHM bir umutsa ve benim bu kararımı düzeltecekse oraya da başvururum.
ANNEMİN-babamın mezarı burada. Atalarımın mezarı burada. Kardeşlerim, ailem burada. Ben buralıyım. Ailem burada genişledi, çocuklarım var, torunum var... Benim şimdi kalkıp buradan gitmem, hayatımı yeniden kurmam kolay şey mi? Çocuklarım ne olacak, ne yapacağım? Ama tekrar ediyorum: Ben bu lekeyle kalmam burada!
Açık pişmanlık
GEÇEN sabah, hangi günahımın karşılığı olduğunu bilemediğim bir şekilde, Show TV'nin sabah programını sunan Ece Gürsel'in pis oyununa alet olup kendisiyle ağız dalaşına girmek durumunda kaldığım için...
Annemden, babamdan... "Senin ne işin vardı orada?" diye beni aşağılayan tüm hakiki dostlarımdan... Öğretmenlerimden... Beni sokakta görüp arkamdan "Gitmeyecektin o programa" diye bağıran Sinan Engin'den... "Bak gördün mü? Bu kadar artistlik yaparsan Allah nasıl da şaşırtır?" diyerek beni yerin dibine batırmak isteyen eski mahallemin bana kıl olan mensuplarından... "Yoksa sabah şekeri mi oldun" diye benimle kafa bulan şakrak arkadaşlardan... "Olmadı yeğenim" diyen Kemal dayımdan... "Dikkat et oğlum, yokuş aşağı gidiyorsun" diyerek nasihat veren büyüklerimden... "Sabah hangi programa katıldığını biliyorum" diyerek bana suçüstü yakalanmış hissini yaşatan Aslı Öymen'den... Bilumum hısım akrabamdan... "Sizi oralarda görmek istemiyoruz" diyen kibar okurlarımdan... "Nasıl da kalakaldın" diyerek laf sokup bozulan moralimi daha da bozmak isteyenlerden...
Hepsinden ama hepsinden özür diliyor ve özeleştirimi verip açık pişmanlığımı ifade ediyorum.
Hani 'gitmeyin' denmezdi
BİR zamanlar "Bu filmlerden uzak durun" diye bir yazı yazmıştım.
Başta Atilla Dorsay üstadımız olmak üzere anlı şanlı film eleştirmenlerimiz, "Olmaz! Böyle denmez! Gitmeyin demek yakışık almaz" diye beni eleştirmişlerdi.
Ama görüyorum ki:
Atilla Dorsay üstadımız, "Gerzekliğin dip noktası" diye nitelendirdiği "Emret Komutanım: Şah Mat" adlı film için "Sakın bu filme gitmeyin" diye yazıvermiş.
Buradan çıkardığım sonuç şu:
Demek ki her sinemaseverin bir tahammül noktası oluyormuş!
Ve demek ki Atilla Dorsay'ın tahammül sınırı "Emret Komutanım: Şah Mat" filmi imiş...

Ahmet hakan, hürr


21 OCAK 2007 – Valilikteki istihbarat görevlisi.
İstanbul Valisi Muammer Güler, Vali Yardımcılarından Ergun Güngör'ün makamında Hrant Dink'e uyarılarda bulunan kişinin istihbaratçı olduğunu açıkladı.
Vali Güler, "...Ermeni Patriği Mutafyan'a yönelik tehditler konusunda Dink'in haberdar edilmek üzere davet edilmiştir. Orada bulunan kişiler istihbari bilgilerin ulaştığı istihbarat ve güvenlik görevlileridir."
Asım GÜNEŞ Hürr
21 OCAK 2007 – Başlığı gösterdiler
Fransız basını radyo ve televizyonları, Hürriyet'in 'Katil Vatan Haini' başlığını ekranlara taşıdı.
Haberlerde başta tüm Türk basını olmak üzere, Türkiye'nin ayağa kalkarak olayı kınadığı gösterilerde "Hepimiz Hrant Dink'iz" sloganları atıldığı vurgulandı. AFP'de Hürriyet'in "Katil Vatan Haini" başlığına işaret etti. Liberation ve Le Figaro gazetesi, "Türkiye'deki Ermenilerin sesine suikast başlığıyla" verdikleri haberlerde, "cinayetin sorumlularının aşırı sağcılar olduğundan şüphe edildiği" şeklinde yorumlara yer verdi.
hür

21 OCAK 2007 – Türkiye ayaktaydı.
AGOS Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesi nedeniyle Türkiye'nin bir çok yerinde yürüyüşler, gösteriler düzenlendi.
TRABZON Meydan Parkı'nda düzenlenen protesto gösterisine CHP, DSP, ÖDP, EMEP, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Gazeteciler Cemiyeti, Atatürkçü Düşünce Derneği, Halkevleri, KESK'e bağlı sendikaların temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. KESK Dönem Sözcüsü Recep Gülay, "Ülkemizi Ortadoğu bataklığına çekmek isteyen ABD ve ortakları, BOP çerçevesinde her gün onlarca Iraklı, Filistinli ve Afganlı'yı karanlık suikastlara kurban ederken, Hrant Dink ve yarın belki de başkalarını öldürerek bizi de bu bataklığa çekmek isteyecekler. Tetiği kim çekerse çeksin, çektirenler hep aynı adres ve aynı odaktır" dedi. Gösteriye ellerinde Hrant Dink'in fotoğrafları ve çeşitli pankartlarla katılan göstericiler, cinayeti lanetleyen sloganlar attı. Kalabalık, daha sonra sessizce dağıldı.
TUNCELİ Belediye Başkanı DTP'li Songül Erol Abdil'in de aralarında bulunduğu 500 protestocu, belediye önünde toplanıp, yoğun kar yağışı altında 500 metre uzaktaki Yeraltı Çarşısı'na kadar yürüdü. Sık sık, 'Hepimiz Ermeniyiz', 'Hepimiz Dink'iz' sloganları atıldı. Hrant Dink'in Türkiye'nin barışı için sembol bir kişi olduğunu söyleyen Abdil, "Türkiye de yaşayan bizler seni koruyamadık. Bizler Türk'ü, Kürt'ü, Ermeni'si, Rum'u, Laz'ı, Çingene'si yani Türkiye'yi seven asıl yurttaşları seni koruyamadık. Yani aslında seni katledenlerden ziyade kendimizi kınıyoruz" dedi.
ADANA Sivil toplum örgütlerine üye yaklaşık 350 kişi, İnönü Parkı'nda toplandıktan sonra, saldırıyla ilgili haberlerin yer aldığı gazeteleri ve Dink'in posterlerini taşıyarak, 24 Ocak 1993'te suikast sonucu öldürülen gazeteci Uğur Mumcu'nun adını taşıyan meydana yürüdü.
ARTVİN Hürriyet Caddesi üzerinde öğle saatlerinde toplanan ÖDP, SHP, CHP, Artvin Barosu, 78'liler Vakfı, Or-Kop, DİSK, Genel-İş, KESK Şubeler platformu, Artvin Halkevi ve Artvin Gençlik Derneği'ne bağlı yaklaşık 80 kişilik grup sloganlar eşliğinde yürüdü.
ESKİŞEHİR Porsuk Bulvarı Adalar Migros Mağazı önünde toplanan İnsan Hakları Derneği (İHD), ÖDP, SDP ve Emek Partisi üyesi yaklaşık 200 kişi, 'Hepimiz Hrant'ız, hepimiz Ermeniyiz', 'Faşizme karşı omuz omuza' ve 'Yaşasın halkların kardeşliği' sloganları attı.
KARS Kamu Emekçileri Konfederasyonu'na bağlı sendika temsilcilikleri, DTP Kars İl Teşkilatı ile Kafkas Üniversitesi Öğrenci Derneği üyesi yaklaşık 300 kişilik grup, Faikbey Caddesi'ndeki Şehir Sineması önünde toplandı.
MERSİN Çankaya Mahallesi'nde, 'Hrant bizi bağışla güvercinler vurulmaz sandık' dövizleri taşıyarak yürüyen kalabalık çeşitli sloganlar attı.
MALATYA Dink'in doğum yeri olan Malatya Soykan Parkı'nda toplanan yaklaşık 250 kişi de slogan atarak menfur cinayetin bir an önce aydınlatılmasını istedi. Malatya Gazeteciler Cemiyeti'nden yapılan açıklamada, "Hemşehrimiz gazeteci Hrant Dink'e yapılan saldırıyı basına yapılan bir saldırı olarak görüyor, bu saldırıyı nefretle kınıyoruz. Hrant Dink'e Allah'dan rahmet, yakınlarına ve Türkiye'ye başsağlığı diliyoruz" denildi.
ARDAHAN Dink'in öldürülmesiyle ilgili haberlerin yer aldığı yerel ve ulusal gazetelerin birinci sayfaları bir vatandaş tarafından otomobilinin üzerine yerleştirilerek, sergilendi.
hür

21 OCAK 2007 - Hrant Dink’in avukatı Erdal Doğan, “En tedirgin olduğu şahıs Veli Küçük’tü” dedi. Doğan, Agos Gazetesi önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, Dink’in kendisine “5-6 ay önce Veli Küçük tarafından birkaç kez telefonla tehdit edildiğini” anlattığını aktardı.
Doğan, “O zaman biz çok üzerinde durmadık. Çünkü, yüzlerce tehdit alıyordu. Ama kendisi Veli Küçük’ün tehditlerinden, diğer tehditlere göre daha fazla tedirgin olduğunu söyledi. Doğan, Dink’e karşı 2-2.5 yıldır toplumsal bir linç kampanyası sürdürüldüğünü dile getirerek, ” Bu cinayet 2.5 yıldır ’geliyorum’diyordu. Türkiye’nin en yüksek kademesinde işlenen hukuk cinayeti ile Dink mahkûm edildi ve linç süreci başladı “ diye konuştu. Doğan, Hukukçular Birliği Başakanı Kemal kerinçsiz’i kastederek, Kerinçsiz ve adamlarını, Dink’e karşı gazete binası önünde, mahkeme önlerinde sürekli “kışkırtıcı” eylemlerde bulunduğunu ifade etti.
Kafalarına taş düşse Veli Küçük’ten biliyorlar
Hrant Dink’in “Türklüğü alenen aşağılamak” suçundan yargılandığı soruşturmanın başlamasına neden olan isim Avukat Kemal Kerinçsiz cinayetin ardından sorularımızı şöyle yanıtladı:
Hrant Dink’in öldürülmesinin ardından ne hissettiniz?
Sonuçta ölen bir insan. Ve birinin ölümünden mutlu olacak zihniyette biri değilim. Yakınlarına sabır versin. Sonuçta benim kavgam Hrant Dink’in şahsıyla ilgili değil. Savunduğu düşünceleriyle ilgili.
Hrant Dink’in öldürülmesinin ardından tepki aldınız mı?
Çok fazla kişinin tepkisi oldu. Ancak bu benim için önemli değil. Ben doğrularımı savundum.
Hrant Dink’in yargılandığı duruşmada sizin ve Veli Küçük’ün adı sık sık gündeme geldi...
Veli Küçük’ü çok fazla tanımıyorum. Ancak üzüldüğüm şey şu; bu ülkede birilerinin kafasına taş düşse Veli Küçük’ten biliyor. Bu iddiayı ileri süren avukatın şunu düşünmesini isterdim: ’Telefonla arayan kişi herhangi biri olabilir ve hedef şaşırtmak için Veli Küçük’ün adını kullanabilir’. Veli Küçük’ü bir cinayetle suçlamak için ayakları oluşmamış bir iddiayla suçlamak yanlış. Bence birileri özellikle kendisini hedef gösterip, gerçek katil ve katillerin bulunmasını engellemeye çalışıyor.
Hrant Dink’in gerçek katilleri kim sizce?
Küresel güçler, Türkiye üzerinde çıkarları olan, Türkiye’nin istikrarını bozmak isteyenler, ülkemizde kaos yaratıp Büyük Ortadoğu Projesini canlandırmak isteyenlerin parmağı var. Hrant Dink’in katili milliyetçi, ulusalcı ve ülkesini seven bir Türk olamaz.
Veli Küçük kimdir?
Susurluk soruşturmasında adı ciddi iddia ve belgelerle gündeme gelen tek asker Veli Küçük. MHP’ye yakınlığıyla tanınıyor. Şeriat ve İslami partileri sevmediği biliniyor. Resmi varlığı kabul edilmeyen JİTEM’in kurucusu olduğu ileri sürülen Küçük, Kocaeli İl Jandarma Alay Komutanlığı yaptı. Küçük, Susurluk olayında adının geçtiği dönemde Giresun Jandarma Bölge Komutanı’ydı. Daha sonra Çanakkale 116. Jandarma Er Eğitim Alayı’nda görev aldı. Ağustos 2000’de Yüksek Askeri Şura kararıyla emekli edildi. Emekli olduktan sonra bir marketler zincirinin yönetim kurulu başkanı oldu, ancak adı değişik iddialara da karıştı. Küçük, Ağustos 2001’de İran - Azerbaycan ilişkilerinin gerildiği bir dönemde Bakü’de ortaya çıktı. Azeri basınına ” Türk ordusu yardıma hazır“ diye konuştu.

21 OCAK 2007 – Bugün ben Ermeni'yim.
BUGÜN ben Ermeni'yim. Bugün ben Yahudi'yim. Bugün ben Rum'um, Süryani'yim, Keldani'yim.
Bugün ben Kürt'üm, Laz'ım, Çerkez'im, Gürcü'yüm, Abaza'yım, Arap'ım, Çingene'yim!
Bugün ben çok kırgın, bıkkın ve üzgünüm.
Bugün aynı filmi bir daha, bir daha seyretmek zorunda kaldığım için midem bulanıyor.
* * *
Hrant Dink neden katledildi?
Bildiğim iki şey var:
1) Türkiye ne zaman dış politikada aktif politika yürütmeye kalksa, bu ülke kendi derdine düşürülür.
Türkiye şimdi "soykırım tasarıları" karşısından boynu bükük bırakılacak.
Tam yeni cumhurbaşkanını seçerken, nisan ayında ABD Kongresi'nde ağır bir darbe yiyecek.
Ama bence daha da ötesi:
Türkiye, Ortadoğu'da aktif girişimlerde bulunan bir ülke olmak yerine tekrar kendini aklamaya uğraşan, meramını anlatmaya çalışan pasif bir ülke haline getirilecek.
Ben Ortadoğu'daki son gelişmeler ve TBMM'nin gizli toplantı kararı alması ile bu menfur cinayet arasında ilişki kuruyorum.
Türkiye şimdi PKK meselesinde, Kerkük meselesinde, Kuzey Irak meselesinde atılım yapmaya çalıştığında kendisine "Sen önce kendi ayıbını temizle!" denecek.
Ayıplı insan başkasına akıl veremez, yol gösteremez, yön veremez!
* * *
2) Türkiye'de ne zaman milli irade ile devlet iradesi arasında keskin aykırılık doğsa, havayı önce kara bulutlar kaplar, sonra dolu yağmaya başlar, olmadı fırtına çıkar.
Şemdinli olaylarından beri havayı kara bulutlar kaplamakta idi, ancak görünen o ki Mayıs 2007'ye yaklaşırken önce dolu yağmaya, sonra fırtına çıkmaya başlayacak.
En tepedeki kişi cumhur(un)başkanı mı olacak?
Yoksa devlet(in)başkanı mı olacak?
İşte mesele bu!
* * *
Soruyorum:
301'i bir türlü değiştirmeyenler, Hrant'ı hálá "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı" olarak soğuk bir sıfatla anıp ona "Türk" demeye dili varmayanlar, onu mahkeme kapılarında süründürüp kameralar önünde ahkám kesenler, cenazesine katılıp katılmayacağı sorusuna "Buna partim karar verecek" diyerek hálá kıvırtanlar, "Herhangi bir koruma talebi olmamıştır" diyerek sorumluktan kurtulacaklarını sananlar; onların hiç mi vicdanı sızlamaz?
* * *
Hrant Dink'in katilini sakın dışarıda aramayın.
Hrant Dink'in cenazesi üzerinden politika üretenler ile tetikçiyi de birbirine karıştırmayın.
* * *
Ateş düştüğü yeri yakar!
Allah ailesine sabır ihsan eylesin!
Allah Hrant'a gani gani rahmet eylesin!
Elveda Hrant!
Cüneyt ülsever, hür

21 OCAK 2007 – AB umuduna büyük darbe.
Hrant Dink'in öldürülmesi dünya basınında geniş yankı buldu. Tepkiler özetle şöyle:
Independent: Dink eğitimli ve hoşgörülü bir isim olarak Türk ve Ermeni toplumları arasında bir diyalog yaratmaya ve iki milletin sözde soykırım konusunda ortak bir noktaya varmasına çalışıyordu. Bunun bedelini 4 kurşunla öldürülerek ödedi. Bu cinayet sadece Türkiye'de yaşayan Ermeni toplumuna değil, aynı zamanda Türkiye'nin AB'ye katılma umutlarına da vurulmuş bir darbedir.
The Guardian Dink Türkiye'deki milliyetçi kesimlerin nefret ettiği bir isimdi. Kendisini hain olarak gören milliyetçilerden tehdit alıyordu.
Financial Times Dink, Türkiye'nin bir tabusunu yıkmak açısından önemli bir rol oynadı. Ermeniler ve Türkleri bir araya getirmek için büyük çaba sarf etti.
ABD
Washington Post Pekçok Türk'e göre, saldırı Dink'in yaptığı Ermeni katliamlarıyla ilgili açıklamalarına yönelik siyasi bir eylem.
Los Angeles Times Dink, tehdit mektupları aldığını yazdıktan bir hafta sonra öldürüldü.
İSPANYA
El Pais Gazeteci Dink'in ölümü, Ankara'nın AB'ye yakınlaşmasını sabote etti.
La Razon Türkiye'nin Ermeni iddialarını kabul etmesi gerekiyor. Eğer Türkiye, Dink'in ölümünden dolayı Avrupa'ya doğru yolculuğunun kesilmesini istemiyorsa katilleri yakalamak zorunda.
hürr

21 OCAK 2007 – Papalık Ermeni Koleji Rektörü: Umarım soykırımın tanınmasını sağlar.
Ermeni soykırımını tanıyan ülkeler arasında yer alan Vatikan'a bağlı Papalık Ermeni Koleji Rektörü Piskopos Mikael Muradyan, gazeteci Hrant Dink'in ölümünün Türkiye'nin "soykırım"ı tanımasını sağlamasını umduğunu söyledi.
Piskopos Muradyan, Vatikan Radyosunun Ermenice yayın bölümünde çalışan gazetecilerle birlikte, radyonun şapelinde düzenlediği ayinden sonra yaptığı konuşmada, “Bu cinayetin, soykırımın tanınmasını sağlamasını umuyorum. Bu, Ermeni halkının tarihsel hakkıdır” diye konuştu.
“Bu cinayetin Türkiye'nin gerçek yüzünü gösterdiği” ve “Hitler'in Yahudileri ortadan kaldırma girişiminde Türklerin Ermenilere yaptıklarından esinlendiği” gibi ağır ifadeler kullanan Muradyan, “Ben Türklere veya Türkiye'ye karşı değilim” dedikten sonra, sözlerini şöyle sürdürdü: “Benim demek istediğim şudur: Geçen yüzyıl başında Türkiye'de yaşananları tanımak, sadece Ermeni halkı değil, tüm insanlık açısından adaletin gereğidir. Eğer dünya zamanında Ermeni soykırımını tanımış olsaydı, Yahudilerin soykırıma uğramaları diye bir hadise yaşanmayacaktı.”
Vatikan'a bağlı bir kurum olan Papalık Ermeni Koleji, Katolikliği benimsemiş Ermeni papaz adaylarının yetiştirildiği bir eğitim kurumu olarak tanınıyor.
Hür A.A.


21 OCAK 2007 – Hedef gösterenler suçlu.
Yazar Orham Pamuk önce Agos Gazetesi'ne ardından da Dink ailesine başsağlığı ziyaretinde bulundu. Yoğunluk nedeniyle Agos ziyareti sonrası açıklama yapmayan Pamuk, Dink ailesine yaptığı ziyaret sonrası “Onun ölümünden hepimiz bir anlamda sorumluyuz. Ama başta 301. maddeyi savunanlar, hedef gösterenler Hrant'ın ölümünden bence sorumludur" dedi.
Agos gazetesine yaptığı ziyaretin ardından akşam saatlerinde, gazeteci-yazar Murat Belge ile birlikte Dink ailesine yaklaşık 10 dakika süren bir başsağlığı ziyaretinde bulunan Orhan Pamuk, çıkışta basın mensuplarının soruları üzerine, çok üzgün olduğunu dile getirerek, Dink'in altın kalpli, olağanüstü ve çok parlak bir insan olduğunu söyledi.
"BAŞTA HEDEF GÖSTERENLER SUÇLU"
Şimdi herkesin Dink için üzüldüğünü belirten Pamuk, “Onun ölümünden hepimiz bir anlamda sorumluyuz. Ama başta 301. maddeyi savunanlar, hala onun kalmasını isteyenler Hrant Dink'in ölümünden bence sorumludur. Onun hakkında kampanya yapanlar, bu kardeşimizi Türk düşmanı ilan edenler, onu hedef gösterenler, bu ölümden öncelikle sorumludur” diye konuştu.
Pamuk, Hrant Dink'in açık sözlü, mert, düşündüğünü saklamayan bir insan olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ama bu sebepten dolayı öldürülmedi. Düşüncelerinden dolayı, devletimizce kabul edilmeyen düşüncelerinden dolayı öldürüldü. Çok üzgünüm, hepimiz için çok acı verici bir olay. Düşüncelerini kabul edemediğimiz bir insanı öldürdük. Önce bunu hatırlayalım.”
“KAÇ HRANT DİNK VARDI?”
Dink ailesini ziyaret edenlerden eski İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Akın Birdal da, kendisine yapılan silahlı saldırıyı kast ederek, “Bir yarım vurulmuştu ama ölmedi. 8 yıl sonra bir yarım vuruldu ve gerçekten öldü” diye konuştu.
Bu saldırının sadece Dink'e değil, Türk halkının şu anda en çok ihtiyaç duyduğu barışa, kardeşliğe, birliğe ve Türkiye'nin geleceğine yönelik bir saldırı olduğunu ifade eden Birdal, sanık olarak 17 yaşında bir gencin yakalandığını, ancak bunun acılarını hafifletmeyeceğini söyledi.
Birdal, kendisine saldıranların 5 ila 19 yılla yargılandığını, 2.5 yıl sonra da şartlı tahliyeden yararlanarak bırakıldıklarını belirterek, “Bu ülkede farklı kimliği ile halkların bir arada yaşamasını isteyen kaç tane Hrant Dink vardı? Hrant Dink'i koruyamayanlar, şimdi gidip ailesine, acılarını paylaştığını söyleyecekler. Bu doğru değil” dedi.
Dink ailesine, gün boyunca aralarında şair Ataol Behramoğlu, sinema oyuncusu Hale Soygazi ve Sezen Aksu'nun da yer aldığı çok sayıda kişi ziyarette bulundu.
VALİ GÜLER'DEN TAZİYE ZİYARETİ
İstanbul Valisi Muammer Güler ve Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, Dink ailesinin Bakırköy'deki evine giderek başsağlığı ziyaretinde bulundu. Gazetecilerin soruları üzerine Güler, ekiplerin olaya ilişkin incelemelerinin devam ettiğini belirterek, “Ailesine taziyede bulunmak üzere geldik. Ayrıca cenaze töreniyle ilgili istekleri, ihtiyaçları olup olmadığını sormaya geldik” dedi.
Türkiye Ermenileri Patriği Mesrob II de, aynı saatlerde Dink ailesine taziye ziyaretinde bulundu. Mesrob II, binaya giriş ve çıkışında herhangi bir açıklama yapmadı.
YOĞUN TRAFİK
Bu arada sabah erken saatlerden itibaren Agos Gazetesi önüne gelen vatandaşların yoğunluğu, öğlen saatlerinden itibaren artmaya başladı. Vatandaşların caddede toplanması nedeniyle yolun Taksim-Mecidiyeköy yönünde tıkanmalar yaşandı.
Bir halk otobüsü şoförünün, aracı kalabalığın üzerine sürerek trafikte ilerlemek istemesi üzerine, burada toplananlar otobüsü yumruklayarak tepki gösterdi. Vatandaşların bir bölümü protesto amacıyla kısa bir süre yolu trafiğe kapatınca sürücüler de kornaya basarak bu protestoya karşılık verdi.
Trafik, yaşanan kısa süreli gerginliğin ardından tek şeritten yeniden akmaya başladı.
Bu arada gazete önünde toplanan bir grup Ermeni vatandaş da, alkışlarla Hrant Dink'in öldürülmesini protesto etti.
Protesto gösterisine yanındaki küçük oğluyla katılan bir kişi, “Ben burada doğdum. Askerliğimi burada yaptım. Oğlum da burada yapacak” diye konuştu.
Gruptakiler, burada alkışlı protestoda bulunarak, “Ermeni halkı yalnız değildir”, “Hepimiz Hrant'ız, hepimiz Ermeniyiz”, “Yaşasın halkların kardeşliği” şeklinde Türkçe ve Ermenice sloganlar attı.
Bu arada, Hrant Dink'in cenaze törenini izlemek üzere Ermenistan'dan gelen bir televizyon kanalı, Türk vatandaşlarla da röportaj yaptı. Türk vatandaşları, ”Acınızı paylaşıyoruz” mesajını ilettiler.
hürriyetinternet


21 OCAK 2007 – Slogan atmayın pankart açmayın gösteri yapmayın.
Hrant Dink'in cenaze töreni salı günü yapılacak. Dink için ilk tören saat 11.00'de kurucusu olduğu ve genel yayın yönetmenliğini üstlendiği Osmanbey'deki Agos Gazetesi önünde düzenlenecek.
Dink'in naaşı, saat 14.00'te Kumkapı'daki Meryem Ana Kilisesi'nde düzenlenecek törenin ardından Zeytinburnu Balıklı Ermeni Mezarlığı'nda toprağa verilecek. Agos Gazetesi'nden yapılan açıklamada, "Törenlerde, Hrant Dink'in arzusu üzerine slogan atılmaması, pankart açılmaması, gösteri ortamı yaratılmaması önemle rica olunur" denildi.
Agos Gazetesi'nde Hrant Dink'in ailesinin de katılımıyla, 23 Ocak Salı günü yapılacak cenaze törenine ilişkin ayrıntıların ele alındığı toplantı yapıldı. Balıklı Ermeni Mezarlığı yetkilileri, Dink Ailesi'nin dün sabah mezar yeri için başvuru yaptığını belirterek, "Başvuruyu aile mezarlığı için yaptılar. Henüz tam yeri belirlenmedi. Pazartesi sabahı aile mezarlığı için yer tahsis edilecek ve Hrant Dink için mezar kazılacak" dediler.
Dün gazeteye gelen DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, "Cenaze günü geniş katılımlı, pankartsız, slogansız bir şekilde Şişli'den Kumkapı'ya yürüyüş yapılacak" dedi. Yürüyüşün hiçbir parti, örgüt veya sendikanın pankartı öne çıkarılmadan yapılmasına özen gösterileceğini anlatan Çelebi, sadece Hrant Dink'in fotoğrafları ve yine onunla ilgili iki sloganın atılmasına karar verildiğini söyledi.
SADECE 2 SLOGAN
Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi'nde bir araya gelen çeşitli STK'ların temsilcileri de, "Hepimiz Hrant Dink'iz" "Hepimiz Ermeniyiz" sloganını seçtiler. STK'lar adına açıklama yapan yazar Oya Baydar, Dink için Agos Gazetesi'nde düzenlecek törenin ardından, Meryem Ana Kilisesi'ne kadar sessiz yürüyüş yapacaklarını söyledi.
2. baskı
AGOS Gazetesi dün 2'nci baskısını 'Yastayız' sürmanşetiyle yaptı. Birinci sayfada Dink'in "Emin misiniz? Son kararınız mı?" başlıklı yazısının yer aldığı 19 Ocak tarihli gazete başka bir değişiklik yapılmadan 5 bin tane daha basıldı. Bu arada Agos Gazetesi'nin yayın hayatını sürdürüp sürdürmeyeceği de merak ediliyor. Gazetenin İmtiyaz Sahibi Serkis Seropyan, bu konuda bir şey söyleyemeyeceğini belirterek, "Dinamomuzu kaybettik" dedi.
Hasan AY, hür

21 OCAK 2007 – Dink'in cenaze törenine Gül katılacak.
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in cenaze törenine hükümet adına Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül katılacak.
hür


21 OCAK 2007 – Cebinden 1 YTL çıktı
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in katil zanlısı Ogün Samast'ın Samsun Otogarında yakalandıktan sonra yapılan üst aramasında cüzdanından 1 YTL çıktı.
Güvenlik güçlerinden alınan bilgiye göre, Dink'in katil zanlısı olarak aranan ve gece İstanbul'dan Hopa'ya giden bir otobüste yakalanarak bir süre Samsun Büyükşehir Belediyesi Yusuf Ziya Yılmaz Şehirlerarası Otobüs Terminalindeki jandarma noktasında tutulan Samast'a üst araması yapıldı.
Aramada Samast'ın üzerinden muhtemelen suç aleti olduğu bildirilen 7.65 çapında bir tabancanın yanı sıra 6 tabanca mermisi, bir cep telefonu sim kartı, otobüs bileti ve 1 YTL çıktığı öğrenildi.
KAMERA KAYITLARI
Bu arada, zanlının otogardaki görüntülerinin yer aldığı güvenlik kamerası kayıtları basına dağıtıldı.
Kayıtlarda, zanlının otogardaki yakalanma görüntüleri yer alıyor.
Hürr A.A.

21 OCAK 2007 – Türkiye Hrant'ını böyle uğurlayacak.
Uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in cenaze töreni programının ayrıntıları belli oldu. İstanbul Valisi, kent sakinlerine trafik sıkıntısı nedeniyle "Toplu taşıma araçlarını kullanın" uyarısında bulundu.
“Hrant Dink'i Uğurlama Komitesi” adına Agos Gazetesi avukatı Fethiye Çetin, DİSK Genel Sekreteri Musa Çam, İstanbul Meslek Odaları Koordinasyonu adına Tayfun Mater ve ÖDP Genel Başkan Yardımcısı Hakan Tahmaz imzasıyla yapılan yazılı açıklamada, “Hrant Dink'i kişiliğine ve mücadelesine yakışır bir biçimde uğurlamak üzere, bütün yurttaşları cenaze törenine katılmaya ve uğurlamaya katılacak olanları tören komitesinin uyarılarına ve kararlarına uymaya çağırıyoruz” denildi.
Cenaze töreni programı ve ayrıntılar şöyle:
23 Ocak Salı günü İstanbul'da yapılacak Hrant Dink'in cenaze töreni, programı ve güzergahı belirlendi.
- Cenaze töreni AGOS Gazetesi önünde 11.00'de başlayacak. Kortej AGOS Gazetesinden Şişli istikametine doğru ve ana bulvar üzerinde oluşturulacak. Burada Dink'in ailesi adına bir konuşma yapılacak.
- Saat 11.30'da cenaze arabasıyla birlikte, buradan Taksim istikametine doğru yürüyüşe geçilecek.
“Hepimiz Hrant Dinkiz! - Hepimiz Ermeniyiz!” pankartı arkasında, pankartsız ve slogansız, sessiz bir yürüyüş yapılacak.
- Yaklaşık 8 kilometre olan yürüyüş güzergahı şöyle: Şisli Osmanbey - Harbiye - Taksim - Tarlabaşı Bulvarı - Unkapanı - Saraçhane - Aksaray - Yenikapı İDO iskelesi meydanı.
- Kortej, Elmadağ Divan Oteli kavşağına geldiğinde, cenaze arabası ve aile, Meryem Ana Kilisesi'nde düzenlenecek tören için ayrılacak.
- Kortej yürüyüşü Taksim'e ve oradan Unkapanı yönüne devam edecek. Yenikapı iskelesi meydanına gelindiğinde kilisedeki törenden çıkan cenaze arabası da meydanda büyük kitle ile buluşacak.
- Cenaze arabaları Balıklı Ermeni Mezarlığına doğru yola çıkacak. Hrant Dink burada ailesi ve yakınları tarafından son yolculuğuna uğurlanacak
- Sabah erken saatlerde Şişli-Taksim güzergahı trafiğe kapatılacak. Osmanbey Metro da hizmet vermeyecek.
- Şehir dışından gelen araçlar Mecidiyeköy-Ali Sami Yen Stadı'nda park edecek ve yaya olarak Şişli-Osmanbey yönüne devam edecek.
VALİDEN TRAFİK UYARISI: TOPLU TAŞIMA ARAÇLARINI KULLANIN
İstanbul Valisi Muammer Güler, cuma günü uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürülen gazeteci-yazar Hrant Dink'in yarın gerçekleştirilecek cenaze töreni dolayısıyla, İstanbul'da yaşanacak trafik sıkıntısına karşı vatandaşları uyardı.
Vali Güler, gazetecilere yaptığı açıklamada, Dink için ilk törenin yarın saat 11.00'da Şişli'deki Agos gazetesi önünde gerçekleştirileceğini, daha sonra kortej eşliğinde Yenikapı'daki Meryem Ana Kilisesi'ne yürüneceğini hatırlattı.
Şişli Osmanbey-Harbiye-Taksim-Tarlabaşı Bulvarı-Unkapanı-Saraçhane-Aksaray-Yenikapı İDO iskelesi meydanı olarak belirlenen 8 kilometrelik yürüyüş güzergahı boyunca trafikte oluşabilecek aksamalar için İstanbulluları uyaran Güler, “İstanbullulardan trafikte doğabilecek aksamalar nedeniyle dikkatli olmalarını, özellikle toplu taşıma araçlarını tercih etmelerini ve özel araçlarıyla bu güzergahları kullanırken bu saatler içinde hassas olmalarını talep ediyoruz” dedi.
Güler, kortejin geçişi için trafiğe kapatılacak yolların, kortejin geçişi ile birlikte kademeli olarak trafiğe açılacağını ifade etti.
“ÇEVRE İLLERDEN TAKVİYE KUVVET TALEP ETTİK”
Yürüyüş ve cenaze törenleri boyunca güvenliği sağlamak üzere çevre illerden takviye kuvvet talebinde bulunduklarını dile getiren Güler, güvenlik güçlerinin sayısı hakkında bir bilgi vermezken, “Yeteri kadar güvenlik gücümüz hazırlandı” dedi. Güler, yarın Başbakan Erdoğan ve İtalyan Başbakanı Prodi'nin de İstanbul'u ziyaret edeceğini hatırlatarak, güzergahların çakışmaması için gereken planlamanın yapıldığını kaydetti.
“İSTANBUL GENELİNDE İZİNLER KALDIRILDI”
Güler, Dink'in cenaze töreni dolayısıyla, İstanbul genelinde güvenlik güçlerinin izinlerinin kaldırıldığını da sözlerine ekledi. Güler, “Bütün ekiplerimiz şu anda görevde” dedi.
Hürr ANKA

21 OCAK 2007 – Koruyamadık.
"EĞER davayı kaybedersem artık buralarda kalamam" dediğinde neyi kastettiğini anlamıştım. Altında mahkeme kararı olan Türk düşmanı damgasına isyanıydı bu aslında.
"Hrant" dedim "Neler söylüyorsun, nereye gideceksin? Biz varız. Koruruz."
Romantik bir teselliymiş benimkisi. Ama içimden gelendi.
Türkiye'de eskisi kadar kolay siyasi cinayet işlenemeyeceğine, çok şeyin değiştiğine, demokratların karanlık köşelerdeki hesapları bozabileceğine inanmak istediğimden böyle söylemek gelmişti içimden.
Hrant'a hem meslektaşça hem arkadaşça kanat germeye çalışırken kimsenin düşünceleri, inançları, soyu, sopu yüzünden bu toprakları terk etmek zorunda bırakılamayacağına inanmak istiyordum gerçekten.
6-7 Eylül'ü yaşamış, komşusunun evinin taşlanışını görmüş çocukluğumun korkularını hiç unutmadım.
Neden koruyamadık sorusunu yıllar boyu hep sordum kendime, utanç içinde.
İşte yine aynı utanç, aynı hüzün. Koruyamadık.
***
CİNAYETİN ardında kim var, neden "manidar", bunların yanıtını vermek biz gazetecilerin işi değil.
Ama, şu soruyu sormaya, yanıtını beklemeye hakkım var.
Neden Hrant korunamadı?
Medyanın insanları hedef tahtası haline getirme çabalarına bilinçli, bilinçsiz, kasten ya da avanaklıktan alet oluşunu mutlaka tartışacağız.
Ama esas sorum devlete. Neden korunamadı?
Tehditlerin hedefi haline gelmiş bir gazeteci olmasına rağmen neden böyle boş bırakılmış?
Valilikte karşılaştığı kişiler onu ayağını denk alması konusunda uyarırken bu ülkenin, bu kentin güvenliği ile sorumlu kurumlar nasıl olmuş da hiçbir şeyin farkına varmamış? Korumak mutlaka yanına polis vermek demek midir?
Vatandaşını yurtseverlik konusunda yargılayıp mahkum eden fakat koruyamayan bir devletle baş başa bıraktı bu cinayet bizi.
***
BUGÜN dünya basınını izliyorum. Bu olayı siyasi malzeme haline getirmek isteyenler öylesine çok ki. Hrant'ın Ermeni olması onlar için şimdi çok önemli. Türkiye bu duruma düşürüldüğü için kızgınım ama benim asıl umurumda olan bir meslektaşımın, bir arkadaşımın daha teröre kurban gitmiş olması.
Susturulması. Düşünce ve ifade özgürlüğünün tehditle, zorbalıkla, terörle yok edilmek istenmesi.
Eğer basın meslek örgütlerimizin, biz gazetecilerin 301'inci madde ile ilgili şikayetlerimiz dikkate alınsaydı ve hükümet bu maddeyi değiştirecek ya da kaldıracak cesareti bulabilseydi, bugün bu cenazeyi kaldırmak durumunda kalmayabilirdik.
İnternette, "Dink itlaf edildi şimdi sıra kimde?" ifadelerini kullanarak anket yapan sapık siteler en özgür biçimde insanları hedef gösterirken, kendilerini vatansever ilan etmeleri kimsenin kılını kıpırdatmıyor.
Ama diyalog ve çözümden yana olan bir gazeteci, 301'inci madde sayesinde Türk düşmanlığı ile mahkûm edilebiliyor.
Bu tuhaflığın hiçbir açıklaması yok. Hele vatanseverlik, ulusal çıkarlar gibi kavramları yanına yaklaştırmayın.
***
HRANT'ı koruyamadık. Şimdi ona bir borcumuz var. Bu cinayetin aydınlatılmasının ısrarlı takipçisi olmak.
Türk-Ermeni dostluğunu derinleştirmek için mücadele etmiş olan vatandaşımıza, hemşerimize, kardeşimize, meslektaşımıza, sevgili arkadaşımıza karşı boynumuzun borcu bu bizim.
Ferai tınç, hür

21 OCAK 2007 – MEV: Türkiye'ye sıkılan kurşuna karşı çelik gibi duralım.
Malatya Eğitim Vakfı (MEV), Türkiye'yi karıştırmak, dış dünyada sıkıştırmak isteyen güçlerin sıktırdığı kurşunların Malatyalı olarn Agos Gazetesi Genel Yayın Müdürü Hrant Dink'i katlettiğini belirtirken kurşunlara karşı çelik gibi durmak gerektiğini söyledi.
MEV Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, Hrant Dink'in, 18 Ocak 2007 tarihli yazısında, kendisine yönelen şiddetli eleştiri ve tehditler karşısında kaleme aldığı yazıda içini döktüğünü, kendini ürkek bir güvercin gibi hissettiğini yazdığına dikkat çekildi. MEV açıklamasında şöyle denildi:
"Hrant Dink, içindeki Türkiye sevgisini, hakkında 301'inci madde kapsamında dava açılmasından sonra şöyle dile getirmişti: `Türklüğü aşağılamakla suçlanmak, alnıma sürülmüş kara bir leke gibidir.' Hrant Dink, `Bu toplum güvercinlere dokunmaz' beklentisiyle tehditlere rağmen korumasız dolaşırken, bir vatan haini tetikçi, `Güvercin' dinlemeyip kurşunları sıktı. Hrant Dink'in ne kadar sevildiği, önemi, hain kurşunlarla aramızdan ayrılmasından sonra daha iyi ortaya çıktı. Her kesimden görüşü temsil eden gazeteler, yazarlar topyekun Hrant Dink'e sıkılan kurşunlar karsında tek vücut oldu. Hrant Dink'in acısını içimize gömelim, Türkiye'ye sıkılan bu kurşunlara karşı çelik gibi duralım."

21 OCAK 2007 – Belayı savmak...
MESLEKTAŞIMIZ Hrant Dink'in alçakça işlenmiş bir cinayete kurban gitmesi, bu tür olaylar ardından sık sık tazelenen "korunuyor muydu, korunmuyor muydu?" tartışmasını gündeme getirdi.
Anımsayacaksınız, Çetin Emeç'i kaybedince bunu konuştuk.
Turan Dursun'u, Bahriye Üçok'u, Uğur Mumcu'yu Ahmet Taner Kışlalı'yı kaybedince de tartışmaların özünde "korunuyor muydu, korunmuyor muydu?" sorusu yer aldı.
Bu satırların yazarı, uzun yıllardır "korunan" gazetecilerden biridir. Her şeyi bilen, her konuda son hükmü veren bazı meslektaşlarımız "korunma"yı bizim istediğimizi düşünüyor olmalılar ki, bize kızınca "devlet tarafından korunuyor" diyerek eleştirirler.
Yeri gelmişken söyleyelim... "Korunmayı" biz talep etmedik.
"Koruma" uygulaması, 1990 yılında, Muammer Aksoy'un alçakça katledilmesinden hemen sonra Anadolu Ajansı'na gelen bir bilginin o tarihte de İçişleri Bakanı olan Abdülkadir Aksu tarafından "Bunun şakası olmaz. Sizi derhal koruma altına aldıracağız" demesiyle başladı. Nitekim sonra birkaç suikast teşebbüsüne hedef olduk. Şanslı imişiz ki hepsinden de kurtulduk.
Zaten her altı ayda bir valilikte yapılan değerlendirmede "koruma devam etmelidir" kararı verilenler korunur, ötekilerden koruma kaldırılır.
Bugün bu satırları biraz da, "koruma" önlemini ciddiye aldığımız için yazabildiğimizi düşünüyoruz.
Nitekim merhum dostlarımız Çetin Emeç, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı, maalesef "koruma" istemediler. Her üçü de "karar veren gelir öldürür, koruma da işe yaramaz" diyorlardı.
Bu görüş yanlış değildir ama önlem alma yine de gerekli ve önemlidir.
Hrant Dink'in de "koruma" istemediği, hatta -bir zamanlar Aziz Nesin'in de söylediği gibi- "Korumadan bizi kim koruyacak?" dediği bildiriliyor.
Aslında ne Hrant Dink'in, ne de Uğur Mumcu'nun "koruma" talep etmesine gerek vardı. Devletin onları, istemeseler de -Aziz Nesin'e yapıldığı gibi-koruması gerekirdi. Çünkü her iki ismin de "açıkça tehdit ve tehlikeye muhatap" oldukları belliydi.
Ama bizim kamu görevlilerinden o inisiyatifi bekleyemezsiniz; çünkü pek çoğu görev yapmak için değil maaş almak için oradadır. O nedenle Hrant Dink, keşke devletin harekete geçmesini bekleyeceğine kendisi "koruma" isteseydi.
Bu konuda yetkili her kim ise, özellikle bir kısım eski bakanların, eski başbakan çocuklarının sırf çalım olsun diye aldıkları -ve "sekreter" gibi kullandıkları- "koruma"ları kaldırıp, gerçekten "korunması" icap edenleri koruması gerekir.
Hrant Dink'in "korunmamış olması" bizim yetkililerin kusurudur ama kusur ondan ibaret değildir:
Artık biliyoruz ki Trabzon en azından son iki senedir hassas bir bölgedir.
Genel kamuoyunun yeni öğrendiği bu gerçeği, o ilin valisi bilmiyor muydu? Oradaki Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) temsilcisi bilmiyor muydu?
Biliyor idiyseler valilik ne önlem aldı, MİT kimi uyardı, ne yaptı?
Saydamlıktan yana olan MİT Müsteşarı acaba bu konuda ne diyor?
Oktay ekşi, hür

21 OCAK 2007 - Türk basını tek vücut oldu.
VATAN: Türkiye’ye daha büyük kötülük yapılamazdı Ermeni soykırım iddialarının çığ gibi büyüdüğü, AB sürecinin tıkandığı, siyasi atmosferin gerildiği bir dönemde karanlık güçler Hrant Dink’i kurban seçti. Vatan, suikasta 7 sayfa ayırdı.
Vatan: Türkiye’ye daha büyük kötülük yapılamazdı Ermeni soykırım iddialarının çığ gibi büyüdüğü, AB sürecinin tıkandığı, siyasi atmosferin gerildiği bir dönemde karanlık güçler Hrant Dink’i kurban seçti. Vatan, suikasta 7 sayfa ayırdı.
Hürriyet: Katil vatan haini Hainler yine Türkiye’yi ve demokrasiyi hedef aldı. Hürriyet 6 sayfa yer ayırdı.
Sabah: En büyük ihanet Karanlık eller Hrant Dink’i öldürdü. Sabah suikasta 7 sayfada yer verdi.
Milliyet: Hrant Dink Türkiye’dir Demokrasiye, kardeşliğe ve barışa kurşun. Milliyet, Hrant Dink için 7 sayfasını ayırdı.
Cumhuriyet: Türkiye’ye kurşun
Ankara’nın Kerkük’le ilgili açıklamalarının sertleştiği, Ermeni iddilarının ABD’de Kongresi yolunda olduğu dönemde gazeteci Hrant Dink silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi. Cumhuriyet 5 sayfasını ayırdı.
Zaman: Bu kurşun Türkiye’ye sıkıldı Agos Gazetesi Genel yayın Yönetmeni Hrant Dink, menfur bir suikast sonucu hayatını kaybetti. Zaman 4 sayfa ayırdı.
Akşam: Yine kanlı senaryo
Bu kurşunlar Türkiye’ye... Akşam suikasta 3 sayfasını ayırdı.
Posta: Vurulduk Türk Ermeni cematinin önemli siması, özgür düşüncenin savunucusu gazeteci Hrant Dink yayın yönetmenliğini yaptığı Agos Gazetesi’nin önünde kafasına ve boynuna arkadan sıkılan kurşunlarla kalleşçe katledildi. Posta suikasta 3 sayfa ayırdı.
Star: Yetişemedik Bizi Türkiye’nin içine hapsetmek için onu vurdular. Star 5 sayfasını suikasta ayırdı
Radikal: Eserinizle gurur duyun Fikirleri nedeniyle adliyelerde sürünürken Dink’e saldıralanlar, hedef gösterenler muradına erdi. Radikal 11 sayfasını ayırdı.
Yeniçağ: Gün ortasında karanlık kurşun Türkiye’yi karıştırmak isteyen odaklar düğmeye bastı. Yeniçağ 3 sayfasını ayırdı
Milli Gazete: Hrant Dink öldürüldü Ülkemizi karıştırmak isteyen şer güçler iş başında. Milli Gazete birinci sayfadan anons verip, iç sayfada tek sayfada yer verdi.
Yeni Şafak: Hrantımıza kıydılar Türkiye’nin önde gelen aydınlarından gazeteci Hrant Dink karanlık eller tarafından gazetesinin önünde katledildi. Yenişafak Gazetesi suikaste 4 sayfasını ayırdı
Vakit: Karanlık eller işbaşına
Türkiye’nin huzur ve istikrarına kasteden kanlı eller, dün Ermeni gazeteci Hrant Dink’i öldürdü... Vakit 3 sayfasını ayırdı
Bugün: Bu kurşun hepimize
Türkiye’nin huzuruna musallat olan kanlı eller yine sahnede. Bugün 3 sayfa ayırdı
Tercüman: Kurşunlar Türkiye’ye Karanlık eller diasporaya kafa tutan Hrant Dink’e 4 kurşun sıktı. Tercüman 3 sayfasını ayırdı
Türkiye: Hrant Dink’e suikast
Kanlı eller bu defa İstanbul’da sahneye çıktı. Türkiye 3 sayfasını ayırdı.

21 OCAK 2007 -"Telaşlı ve panik havasındaydı."
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'e yönelik suikastı gerçekleştiren katil zanlısı Ogün Samast'la aynı otobüste yolculuk eden Rizeli Yunus Emre Genç, "Telaşlı ve panik havasındaydı. Otobüs geç kalktı diye otogarda bağırıp çağırdı" dedi.
Ustabaşı olarak çalıştığı Tuzla'daki seramik fabrikasından yıllık iznini alarak memleketi Rize'ye geldiğini anlatan 34 yaşındaki Yunus Emre Genç, Metro Turizm'in İstanbul Bayrampaşa Otogarı'ndan dün saat 10.30'da hareket edecek otobüsüne binmek üzere bir saat önceden geldiğini belirten Genç, "Görevliler otobüsün 10.30'da değil de 13.30'da kalkacağını söyledi. Bu sırada cinayeti gerçekleştirdiğini sonradan öğrendiğim katil zanlısı Ogün Samast görevlilere bağırıp çağırmaya başladı. `10.30'da kalkacak otobüs niye 13.30'da kalkacak? Bu nasıl şirkettir? Böyle adaletsizlik olmaz... İki saattir burada bekliyorum. Yazık günah değil mi' diye bağırdı. " dedi.
Ogün Samast'ın bu tavrıyla kendini biraz belli ettiğini kaydeden Genç, şöyle devam etti:
"Sonra bekledik, saat 13.30'da 34 JAZ 53 plakalı otobüs geldi, bindik ve yola çıktık. Samsun'a gelene kadar hiç görüşmedim. Samsun yakınlarında otobüs bir yerde mola verdi. Burada yanına yaklaştım, tanışmak için adımı söyledim, `Nasılsın, iyi misin? İsmin ne?' diye sordum. O da bana, `İsmim sana lazım değil' dedi. Ben yine de tanıştığımıza memnun olduğumu söyledim. İşte öyle sohbete başladık. İstanbul'da terminalde bağırıp çağırmasının dikkat çektiğini anlattım. `Hayatta olur böyle şeyler. Onlara kızdım, bağırdım çağırdım. İnsanları kullanıyorlar. İki buçuk saat otogarda bekletiyorlar' diye yakındı. Nereli olduğumu sordu, Rizeli olduğumu ve İstanbul'da çalıştığımı söyledim. İzne gittiğimi anlattım. Samimiyet artınca tekrar ismini sordum. Bana yine, `Adım lazım değil' diye yanıt verdi. Nereli olduğunu da söylemedi. Sonra kafasını çevirip otobüsün arkasına gitti. Elinde bir telefonla sürekli görüşüyordu. Yolculardan hep uzak duruyordu."
Yunus Emre Genç, "Niye böyle acele ve telaş ediyor diye şüphelendim. Bir panik havası vardı. Daha sonra da Samsun'da yakalandı. İyi bir delikanlıya benziyordu. Ama bana ismini söylemedi, köyünü söylemedi. İlk kez böyle biriyle karşılaştım" dedi.
Rize'de bazı yolcularını indiren otobüs ardından Hopa'ya hareket etti.

21 OCAK 2007 – Ermeni cemaati ve komşuları gözyaşları içinde.
Salı günü sevenleri tarafından uğurlanacak olan Hrant Dink’in arkadaşları, komşuları ve onu tanıyan tanımıyan Ermeni cemaati ağlıyor.
Hrant Dink’in 16 yıldır oturduğu Bakırköy Şinasi Gürünlü Sokak Sevil Apartmanı’ndaki komşuları da apartmanlarının her köşesini çiçeklerle donatmıştı. İşte Dink’in komşularının onunla ilgili düşünceleri... Komşusu Belinda Set (sağda) “Biz bu apartmanda 16 yıl boyunca acıyı da mutluluğu birlikte yaşadık. Hep gözümüzün önünde, aklımızdan çıkmıyor” diyor.
Türk düşmanlığı yapmadı.
Sarkis Çerkezoğlu (91): Bildiği doğruları söyleyecek cesaret ve onuru vardı ve gerçekten çok aydın bir insandı. Modern bir insandı ve kesinlikle Türk düşmanlığı yapmadı Hrant. O her zaman Ermenilerle Türkler’in beraber yaşaması gerektiğini söyledi. Hatta bunun için diasporayı karşısına aldı. Türkiye’yi sevmeyen bir insan böyle bir şey yapar mıydı?
EVİNE TÜRK BAYRAĞI ASILDI
Sevil Apartmanın girişinde iki önemli simge dikkat çekti. Bunlardan ilki elbette Türk bayrağıydı, ikincisi ise Ermeni cemaatinin simge ismi olan Hrant Dink’in fotoğraflarıydı.


21 OCAK 2007 – Güvercinimizi vurdular!
Ermeni cemaatinin kalbi, özgürce yaşamaktan başka bir isteği olmayan güvercinleri için bir başka ağrıyor...
Kara haberin ardından Agos gazetesinin önünde toplanan kalabalık, dün de olay yerindeydi. Dink’in vurulduğu yere karanfiller yağdıran, mumlar yakan binlerce Türk ve Ermeni vatandaş, karanlık suikastı lanetledi. Ermeni cemaatin yoğun olarak yaşadığı Kumkapı’da da Türkiye genelinde olduğu gibi koyu bir yas vardı...
Diasporayı karşısına aldı
*Sarkis Çerkezoğlu (91): Doğruları söyleyecek cesaret ve onuru vardı. Kendisiyle defalarca konuşma şansını yakaladım. Kesinlikle Türk düşmanlığı yapmadı. Her zaman Ermenilerle Türkler’in beraber yaşaması gerektiğini söyledi. Hatta bunun için diasporayı karşısına aldı. Türkiye’yi sevmeyen bir insan böyle bir şey yapar mıydı?
Hrant cemaatin gözüydü
*Sirvat Yıldız (53): Ermeni cemaati için çok önemli bir isimdi. Öldürülmesini televizyonlardan öğrendik. Önce şaşırdık, sonra korktuk ama çok üzüldük. Hrant, İstanbul’da yaşayan Ermeniler için cemaatin gözü gibiydi. Kimseyle düşmanlığı yoktu ve Türkiye’yi hiçbir zaman yurtdışında kötülemedi. Sadece demokrasi istedi, biraz özgürlük istedi.
Bütün gece ağladım
*Mari Alpak (77): Hrant benim hemşerimdi, ben de onun gibi Malatyalıyım. Kendisini tanımıyordum ama dünden beri ağlıyorum. ’Güvercinler ölmez’ dedi fakat bizim güvercinimizi vurdular. İyi niyetinin kurbanı oldu Hrant ama vatanını ortalık karışsa da terk etmedi. O bu vatanı seviyordu, onun için bu vatan çok önemliydi. Ayrımı gayrımı yoktu ve devletini düşünüyordu. Hrant bizim oğlumuzdu, kötü değildi o.
Taziye defterinde Mutafyan’a büyük tepki
Hrant Dink’in öldürüldüğü Halaskargazi Caddesi Sebat Apartmanı’nın önünde açılan taziye defterinde Ermeni Patriği Mutafyan’a büyük tepki vardı. İşte ziyaretçilerin duygularını yazdığı defterden bazı satırlar:
Çocuklarımı senin gibi yetiştiriyorum
*Uyan Mutafyan uyan. 15 gün yas ilan edeceğine, koruma tutsaydın.
*Yetim güvercin uç uç ve git...
* Bu kirli dünyadan senin temiz beyaz topraklarına... Oralarda tek ve hür ama özgürce yaşa uç gönlünce... Alen Ohanyan
*Düşünceleri susturduklarını sananlar yanılıyorlar. İki çocuk yetiştiriyorum. Onlar da düşünecekler.
*Yoldaş Hrant seni dinlediğimiz zaman sesimizdin. Seninle yalnız olmadığımızı anladık. Sen bizdin, bugün bizler seniz. Birer Hrantız.
*Daha öncekilere olduğu gibi sana sahip çıkamadık. Bizi affet. İşçi emeklisi Cemal.

21 OCAK 2007 – Malatya’da doğdu, Gedikpaşa’da yetimhanede büyüdü, askerliğini piyade er olarak Denizli’de yaptı.
Hrant Dink, ardında Anadolu topraklarında büyümüş, Kumkapı’da bir balıkçı sepetinde aç sefil halde bulunmuş bir çocuğun hikâyesini bıraktı
Osmanbey’de hunharca cinayete kurban giden Hrant Dink’in ardında Anadolu’da büyümüş bir çocuğunun hikâyesi var. Emel Armutçu, bu hikâyeyi Hürriyet Gazetesi’nin 2 Ekim 2005 tarihli sayısında kaleme almış: 1954’te Malatya’nın, Ermenilerin de yaşadığı Alevi mahallesi Çavuşoğlu’nda doğar. Terzi Haşim adıyla tanınan babası Serkis Dink, Malatya Gürünlü’dür. Ondan ikişer yıl arayla iki erkek kardeşi daha doğacaktır ama hayat hikayesinin ana fikri aslında Sivas Kangal kökenli annesinin adında gizlidir: Gülvart. Gül Türkçe’de bildiğiniz anlamdadır, gül. Vart ise gülün Ermenice karşılığı! Daha o doğmadan çok önce annesine verilen isim, “birlikte yaşama”nın ne anlama geldiğini anlatır aslında.
Babası kumar düşkünüdür
Babası kumara düşkün bir adamdır. Bu yüzden, o yedi yaşında, kardeşleri de daha küçükken, İstanbul’a kaçar-göçerler. Ancak daha geleli birkaç ay olmuştur ki annesi babasını kahvede oyun oynarken her yakaladığında kavgalar başlar. Ayrılık da ardından gelir.
Aç sefil halde bulunur
Ve üç kardeş, “ortada kalma”nın ne olduğunu, hiç unutamayacakları şu görüntüyle öğrenirler: Dayının evinin önünde anne, anneanne, yengeler pencereden “babanıza gidin” diye seslenirken, baba sokağın köşesinde “oraya gidin” işareti yapmaktadır. Bir süre ne yapacaklarını bilemeyen üç kardeş, birden ve aynı anda, ters yöne doğru koşmaya başlar. Ancak üç gün sonra Kumkapı’da bir balıkçı sepetinin içinde aç sefil, uyurken bulunurlar. Sonraki durak, Gedikpaşa’daki Ermeni yetimhanesidir.
Dink Üsküdar Surp Haç Ermeni Lisesi’nde okur, solculuktan son sınıfta atılınca Şişli Lisesi’ni bitirir. Bu süre içinde de hayatı yetimhanelerde geçer. Yüz kadar çocukla birlikte, daha küçücük yaşta kendi işlerini kendi gördükleri, sürekli bedenen çalıştıkları bu yılların, karakterini şekillendirdiğini düşünür, sevgiyle anar.
BİR BALIKÇI SEPETİNDE BULUNDUĞUNDA 7 YAŞINDAYDI
7 yaşında geldiği İstanbul’da birkaç ay içinde ailesi dağılır... Hrant ve ikişer yaş arayla dolan diğer iki erkek kardeşi bir balıkçı sepetinde terdekilmiş, aç ve sefil halde bulunur. Sonraki günleri ise Gedikpaşa yetimhanesinde geçer...
SINAVI KAZANIR AMA ÇAVUŞ OLAMAYINCA 2 SAAT BOYUNCA AĞLAR
Hrant Dink, askerliğini Denizli’de piyade alayında sekiz ay yaptı. Bütün arkadaşları çavuş olurken, sınavdan yüz üzerinden yüz almasına rağmen çavuş olamamasına içerlemişti. 2 saat boyunca ağlamıştı. Kendi deyimiyle kimliğine daha fazla sahip çıkma vakti gelmişti...
KAMP GÜNLERİ
Eşi Rakel’le birlikte, kendileri gibi Anadolu’dan gelen kimsesiz ve yoksul çocukların yetiştiği Tuzla Ermeni Çocuk Kampı’nı yönetir.

21 OCAK 2007 –"Telaşlı ve panik havasındaydı."
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'e yönelik suikastı gerçekleştiren katil zanlısı Ogün Samast'la aynı otobüste yolculuk eden Rizeli Yunus Emre Genç, "Telaşlı ve panik havasındaydı. Otobüs geç kalktı diye otogarda bağırıp çağırdı" dedi.
Ustabaşı olarak çalıştığı Tuzla'daki seramik fabrikasından yıllık iznini alarak memleketi Rize'ye geldiğini anlatan 34 yaşındaki Yunus Emre Genç, Metro Turizm'in İstanbul Bayrampaşa Otogarı'ndan dün saat 10.30'da hareket edecek otobüsüne binmek üzere bir saat önceden geldiğini belirten Genç, "Görevliler otobüsün 10.30'da değil de 13.30'da kalkacağını söyledi. Bu sırada cinayeti gerçekleştirdiğini sonradan öğrendiğim katil zanlısı Ogün Samast görevlilere bağırıp çağırmaya başladı. `10.30'da kalkacak otobüs niye 13.30'da kalkacak? Bu nasıl şirkettir? Böyle adaletsizlik olmaz... İki saattir burada bekliyorum. Yazık günah değil mi' diye bağırdı. " dedi.
Ogün Samast'ın bu tavrıyla kendini biraz belli ettiğini kaydeden Genç, şöyle devam etti:
"Sonra bekledik, saat 13.30'da 34 JAZ 53 plakalı otobüs geldi, bindik ve yola çıktık. Samsun'a gelene kadar hiç görüşmedim. Samsun yakınlarında otobüs bir yerde mola verdi. Burada yanına yaklaştım, tanışmak için adımı söyledim, `Nasılsın, iyi misin? İsmin ne?' diye sordum. O da bana, `İsmim sana lazım değil' dedi. Ben yine de tanıştığımıza memnun olduğumu söyledim. İşte öyle sohbete başladık. İstanbul'da terminalde bağırıp çağırmasının dikkat çektiğini anlattım. `Hayatta olur böyle şeyler. Onlara kızdım, bağırdım çağırdım. İnsanları kullanıyorlar. İki buçuk saat otogarda bekletiyorlar' diye yakındı. Nereli olduğumu sordu, Rizeli olduğumu ve İstanbul'da çalıştığımı söyledim. İzne gittiğimi anlattım. Samimiyet artınca tekrar ismini sordum. Bana yine, `Adım lazım değil' diye yanıt verdi. Nereli olduğunu da söylemedi. Sonra kafasını çevirip otobüsün arkasına gitti. Elinde bir telefonla sürekli görüşüyordu. Yolculardan hep uzak duruyordu."
Yunus Emre Genç, "Niye böyle acele ve telaş ediyor diye şüphelendim. Bir panik havası vardı. Daha sonra da Samsun'da yakalandı. İyi bir delikanlıya benziyordu. Ama bana ismini söylemedi, köyünü söylemedi. İlk kez böyle biriyle karşılaştım" dedi.
Rize'de bazı yolcularını indiren otobüs ardından Hopa'ya hareket etti.

21 OCAK 2007 – "Dink'in katilinin yakalanması sevindirici.'
Avrupa Birliği Komisyonu Başkan Yardımcısı Günter Verheugen, Hrant Dink'in katilinin yakalanmasının Türkiye açısından sevindirici olduğunu söyledi.
AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Günter Verheugen: Bursa'yı ziyaretinin ikinci gününde Karacabey İlçesi'ndeki Ovakorusu Ayı Barınağı'nı eşi Gabriella ile birlikte gezen Günter Verheugen, ayı yavrularını besledi. Barınakla ilgili bilgiler alan Verheugen, yabani hayvanların doğal ortamlarında yaşamaları için çalışılması gerektiğini anlatarak Bursa'daki hayvan barınağının Avrupa'ya da örnek olduğunu söyledi. Günter Verheugen, barınağın, AB hibe fonundan faydalanabilmesi için Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nilüfer Aytuğu öncülüğünde geliştireceği projelere destek vermeye hazır olduklarını söyledi. Verheugen çiftine barınak ziyareti sırasında oyuncak ayı hediye edildi.
Günter Verheugen, ziyareti sırasında gazetecilerin sorusu üzerine, "Hrant Dink'in katilinin yakalanması Türkiye açısından sevindirici oldu" diye konuştu.

21 OCAK 2007 – Dink’in bilgisayarında 2600 tehdit maili bulundu.
Sürekli tehdit edildiğini yazan Dink’in bilgisayarında yapılan incelemede son bir yıl içinde 2 bin 600 civarında tehdit ve küfür içerikli maili geldiği saptandı
Dink’in bazı maillere cevap verdiği görüldü. Terörle Mücadele Şubesi, bu mailleri gönderenleri araştırmaya başladı.
Sekreterden kesin teşhis
İstanbul Valisi Muammer Güler, fotoğrafı dağıtılan zanlının olaydan önce gazeteye geldiğini, sekreterine Dink’le görüşmek istediğini belirterek, “Görgü tanıkları, bu kişiyi teşhis etmişlerdir. Gelen şahsın aynı şahıs olduğunu ifade etmektedirler” dedi.
AİLESİ PERİŞAN
3 çocuk sahibi Dink’in ailesi hala şokta. Dün Agos gazetesinde, cenaze törenine ilişkin ayrıntıların ele alındığı toplantıya katılan eşi Rakel, kızları Sera ve Delal ile oğlu Arat ve gelini güçlükle ayakta duruyordu.

22 OCAK 2007 - Dink’in fotoğrafıyla Pazar ayini.
Hrant Dink’in öldürülmesinin ardından Ermeni vatandaşlar, yakalarında Dink’in fotoğraflarıyla Pazar ayinine katıldı.
Bakırköy’de Peder İlyas Kervancıoğlu’nun yönettiği ayinin ardından Dink için dua edildi. Meryemana Kilisesi’ndeki ayini yöneten Zakeos Ohaoğulları da yaptığı duada “Kötü bir saldırı sonucu kaybettiğimiz gazeteci kardeşimiz Hrant Dink ve ruhu için dua edeceğiz. Tanrı, bu olaydan çıkan dersleri anlayabilmemizi sağlasın.” ifadelerini kullandı.

22 OCAK 2007 – Aynı ödül, aynı son: Suikast.
Rus gazeteci Politkovskaya ile Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in kaderleri bir noktada birleşti: Suikast sonucu ölüm.
star gazetesi, bugünkü sayısında, iki düşünce insanın benzerliklerine yer verdi.
Rus gazeteci Politkovskaya 2004'te Hollanda'da ‘Pen Award' düşünce ödülünü aldı ve geçen yıl öldürüldü. rant Dink de aynı ödülü geçen yıl kazandı ve bu yıl katledildi. İki düşünce insanı, 100 gün arayla öldürülmüş oldu.
Rusya'nın ‘vicdanı' Anna Politkovskaya 7 Ekim 2006'da evinin önünde öldürüldü. Polis dört boş kovan buldu. Beyzbol kepli katil, kameraya yakalandı. Anna'nın ‘son yazı'sını tüm basın yayınladı.
Türkiye'nin ‘vicdanı' Hrant Dink de 19 Ocak 2007'de gazetesinin önünde öldürüldü. Yine dört boş kovan vardı. Beyaz bereli katil kameraya yakalandı. Ve onun da son yazısı tüm basında yer aldı.
Hürriyet İnternet


22 OCAK 2007 - Mahir Kaynak: Cinayetin arkasında bir Avrupa ülkesi var.
Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) eski üyesi Mahir Kaynak, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesi olayının arkasında Türkiye'de Türk-Kürt kavgası yaratmak isteyen ve bundan yarar hesap eden bir Avrupa devletinin olabileceğini iddia etti.
Rize'den uydu aracılığıyla yayın yapan Kaçkar TV'de dün akşam ekrana gelen `Son Durak' adlı canlı yayın programına telefonla katılan Kaynak, Hrant Dink'i Türkiye'de bir Türk- Kürt kavgası çıkmasını isteyen ve bundan yararlar hesap eden bir Avrupa devletinin öldürttüğünü tahmin ettiğini söyledi. Irak'tan başlayan mezhep çatışması olduğunu, mezhep çatışmasının yönünün Türkiye'ye çevrilmek istendiğini iddia eden Kaynak şöyle konuştu:
"Asıl amaç; Türk- Kürt çatışması çıkarmaktır. Zaten adımızı `soykırımcıya' çıkardılar. Dünya yaptığımız her müdahaleyi `soykırım' olarak kabul ediyor. İleride belki de Türkiye'ye bir askeri müdahale söz konusu olabilir. Türkiye'nin yabancı saydığı aynı soydan ve dinden gelmeyen insanlara karşı acımasızca davrandığını ve onları öldürdüğünü dünya kamuoyuna yaymak için bu cinayet işlendi. `Türkiye kendinden saymadıklarını öldürüyor' imajı yaratarak, yarın da Güneydoğu'da böyle bir olayı tezgahlayarak hemen bizi suçlu konumuna getirecekler. O nedenle cinayeti `milliyetçi' denilebilecek birisine işlettiler. Cinayet faili hemen yakalanmak üzere planlanmıştı ve hemen de yakalandı. Olayın üzerine sağlıklı yollarla hassas şekilde gidilmesi halinde bazı ipuçları ele geçirilebilir. Ancak sonuca gidebilmek çok zor, bu gibi olaylarda zincir bir yerde kopar."
Bu cinayetle ABD'nin ilişkilendirilmesinin yanlış olduğunu iddia eden Mahir Kaynak, Drink cinayetinde ABD'nin bir çıkarı bulunmadığını savunarak iddialarına devam ederken, "ABD ile Türkiye'nin Kuzey Irak ve Kürt politikası örtüşüyor. Bu durumda Türkiye, İran'a itilebilir. Bu da ABD'nin zararına olur" diye konuştu.
Kaynak, Türkiye'nin Kuzey Irak'a müdahale etmesinin ciddi sorunlar doğuracağını ve bunun ülke içerisinde Türk-Kürt çatışmasına dönüşeceğini iddia etti. Hükümete ve halka sağduyulu davranma çağrısı yapan Mahir Kaynak, "Olayları soğukkanlılık ve sağlıkla değerlendirirsek yapılan provokasyonu boşa çıkarırız" dedi.

22 OCAK 2007 – Beklenen açıklama: Örgüt yok, milliyetçi duygu var.
İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin gözaltına alınan 7 kişinin sorgusunun sürdüğünü belirterek, cinayetin herhangi bir siyasi boyutu ve örgüt bağlantısı bulunmadığını söyledi. Cerrah, cinayetin, "milliyetçi duygularla işlendiğini" belirtti.
Cerrah, “Gözaltında bulunan 7 kişinin sorgusu sürüyor” dedi. İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nde sorgulanan zanlı Ogun Samast'ın, Trabzon'da 2 yıl önce McDonald's'ın bombalanması olayına karışan Yasin Hayal ile bağlantı içerisinde olduğunu ifade eden Cerrah, soruşturmanın çok yönlü olarak sürdürüldüğünü kaydetti.
Cerrah, “Cinayetin herhangi bir siyasi boyutu ve örgüt bağlantısı yok. Zanlı, milliyetçi duygularla cinayeti işlemiş. Arkadaşı Yasin Hayal'le de bu konuda görüşmelerde bulunmuş” diye konuştu.
Emniyet Müdürü Cerrah, öğleden sonra yaptığı diğer açıklamada ise, sabahki "Örgüt bağlantısı yok" sözlerini düzelterek “Cinayetin siyasi boyutu ve örgüt bağlantısı araştırılıyor" ifadesini kullandı.
Bazı basın organlarında kendisiyle ilgili yazılan yazıları da eleştiren Cerrah, “Bazı gazetelerin köşe yazarları, hakkımda olumsuz yazılar yazıyorlar. Bu kişilerin ne yapmak istediklerini, nereye varmak istediklerini de anlamıyorum” dedi.
BAŞSAVCI: HENÜZ ÖRGÜT BAĞLANTISI YOK
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, Dink'in öldürülmesi olayına ilişkin, bir örgüt mevcut olup olmadığı yönünde, kamuoyu tarafından bilinen ideolojik veya bölücü terör örgütlerinin bu olayla bir ilgisi veya bağlantıları olduğuna dair bu aşamada bir tespit bulunmadığını bildirdi.
Başsavcı Engin, konuya ilişkin soruları üzerine, olayla ilgili bütün ayrıntıların araştırıldığını kaydetti. Görevlendirilen cumhuriyet savcılarının soruşturmayı sürdürdüğünü ifade eden Engin, savcıların dün gece de çalıştıklarını ve şüphelinin yapılan yer göstermesine katıldıklarını belirtti.
Başsavcı Engin, şunları kaydetti: “Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı ile de irtibat kuruldu, gerek İstanbul, gerekse Trabzon'da soruşturma ayrıntılı olarak sürüyor. Bir örgüt mevcut olup olmadığı yönünde, kamuoyu tarafından bilinen ideolojik veya bölücü terör örgütlerinin bu olayla bir ilgisi veya bağlantıları olduğuna dair bu aşamada bir tespit yok.
Ancak, suçun örgütlü olarak gerçekleşmiş olma ihtimali söz konusu olduğundan, bu konuda ayrıntılı araştırma yapılmakta ve bu nedenle de başsavcılığımızın örgütlü suçlara bakmakla görevli ve yetkili birimi tarafından soruşturma yürütülmektedir.”
Başsavcı Engin, soruşturmaya ilişkin bu aşamada başka bir bilgi verme imkânı bulunmadığını ifade etti.
hür A.A


22 OCAK 2007 - Trabzon'dan bir heyet Dink'in cenazesine katılacak.
Trabzon'da bugün yapılan toplantıda bir araya gelen belediye, siyasi partiler, meslek odaları ve sendika temsilcileri, Hrant Dink'in öldürülmesini kınayarak, cenazeye Trabzon'dan bir heyetin gideceğini açıkladı.
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti'nde bir araya gelen, aralarında Trabzon Belediye Bakan Vekili Kemal Kılıç, AKP İl Başkanı Ahmet Genç, CHP İl Başkanı Cafer Hazaroğlu, MHP İl Başkanı Muhammet Öztürk, DSP İl Başkanı Sibel Suiçmez, Anavatan İl Başkanı Fahrettin Aksoy, DYP İl Başkan Vekili Süleyman Aydoğdu, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti Başkanı A. Şefik Mollamehmetoğlu, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şadan Eren, Ticaret Borsası Başkanı Sebahattin Arslantürk, Esnaf Odası Başkanı İbrahim Kalfaoğlu, KESK Dönem Sözcüsü Recep Gülay, oda ve meslek örgütleri başkanları Hrant Dink cinayetini kınadı.
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti Başkanı A. Şefik Mollamehmetoğlu, olayın herkesi büyük acılara sevkettiğini vurgulayarak, "Bu cinayeti Türkiye'nin kardeşliğine, huzuruna, ulusal çıkarlarına atılmış mermiler olarak düşünüyoruz. Trabzon'un bütün Sivil Toplum Örgütleri olarak biraraya geldik ve tepki vermek istedik. Dink'in öldürülmesi bizi iki kez acıya yönlendirdi. Çünkü tetiği çeken ellerin Trabzonlu olması bizi sorgulamaya itti. Trabzon'da son zamanlarda meydana glen olaylar ve Dink'in katilinin neden Trabzonlu olduğu bizi düşündürmeye başladı. Biz de Trabzon'da neler oluyor. Ne yapabiliriz diye bütün sivil toplum temsilcileriyle biraraya gelerek toplantı yapmayı kararlaştırdık" dedi.
Daha sonra basına kapalı olarak gerçekleştirilen toplantı sonrası yazılı bir basın açıklaması yayınlandı. Açıklamada, Hrant Dink'in silahlı saldırı sonucu öldürülmesinin Trabzon'u derinden yaraladığı belirtilerek, "Dink'e atılan kurşunlar, demokrasiye ve kardeşliğe sıkılmıştır. Yaşam hakkı kutsaldır. Hiç kimse hangi amaç ve gerekçeyle olursa olsun kendisi gibi düşünmeyen, kendisinden farklı olana karşı şiddet kullanma, onu yok etme hakkına sahip olamaz. Toplumumuzun önemli bir kişiliğini ortadan kaldırmaya yönelik bu menfur cinayet, Türkiye'ye karşı da bir suçtur. Türkiye, bütün etnik yapı, kültür ve inanç zenginliklere ile oyuna gelmeyecek, bir kardeş kavgası tuzağına düşmeyecektir. Hrant Dink'in aramızdan alınması bizleri ayrıştırmamalı, birleştirmelidir. Tetikçinin ve ona yardım edenlerin Trabzonlu olması bizi daha da üzmüştür. Tarihin, sanatın, kültürün kenti Trabzon, ne yazık ki son dönemlerde bazı kötü olaylarla anılır hale gelmiştir. Kuşkusuz ki bunun nedenleri araştırılıp gereği yapılmalıdır. Zanlıların kısa sürede bulunması sevindiricidir. Tetiği çektiği belirtilen çocuğu babasının ihbar etmesi, bu olaya karşı duyulan tepki ve öfkenin en çarpıcı göstergesidir. Tetikçilerin arkasında kimlerin olduğu da açığa çıkartılmalıdır. Trabzon kamuoyu Hrant Dink'e yapılan saldırıyı şiddetle kınamaktadır. Bu amaçla, aralarında Vilayet, Belediye, milletvekilleri, siyasi parti ve kitle örgütü temsilcilerinin de bulunduğu bir heyet yarın İstanbul'a giderek, Dink ailesine taziyede bulunacak ve cenaze törenine katılacaktır. Türkiye'nin başı sağolsun."

22 OCAK 2007 – Başbakan, çarşamba günü Ermeni Patriği'ni ziyaret edecek.
Başbakan Tayyip Erdoğan, çarşamba günü Ermeni Patriği Mesrob Mutafyan'a taziye ziyaretinde bulunacak.
Hürr

22 OCAK 2007 – Yasin Abi 'vur' dedi, gittim vurdum.
Önceki akşam Samsun Otogarı'nda cinayet silahıyla yakalanan Hrant Dink'in katil zanlısı Ogün Samast jandarma karakolundaki ilk ifadesinde olayı anlattı. Cinayeti tek başına işlediğini öne süren Ogün Samast, "Yaylada atış talimi yapanların arasında iyi silah kulllandığım ve iyi koştuğum için seçildim. Silahı Yasin Hayal verdi, 'Gazan mübarek olsun' diyerek uğurladı"dedi.
AGOS Gazetesi'nin Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in katil zanlısı Trabzonlu 17 yaşındaki Ogün Samast, yakalandıktan sonra verdiği ifadede "Yazıları ve televizyondaki konuşmaları kanıma dokunuyordu. Direkman vurdum. Pişman değilim" dedi.
İstanbul'dan cumartesi günü saat 13.30'da Hopa'ya hareket eden 'Metro Turizm'e ait 34 JAZ 53 plakalı otobüsün 21 numaralı koltuğuna memleketi Trabzon'a gitmek için oturan Ogün Samast, Samsun'da nefes kesen operasyonla ele geçti. Katil zanlısının kamera görüntülerinin yayınlanmasından sonra baba Ahmet Samast'ın, 'O kişi benim oğlum Ogün' diyerek polise başvurmasıyla zanlının kimliği saptandı. Samast'ın, memleketine gitmek üzere bindiği otobüs belirlendi ve 10 dakika sonra Samsun'da olacağı bilgisine ulaşıldı. Otobüse Çevre Yolu'nda operasyon yapılmasının yolcular için riskli olacağı düşünülerek, telefonla şoföre Samsun Otogarı'na girmesi istendi. Otobüse sivil kıyafetli polisler ön kapıdan, jandarma ise orta kapıdan girdi. Jandarma timi tam karşıdaki 21 numaralı koltukta oturan Ogün Samast'a kimliğini sorup kıpırdayamadan yakaladı. Samast'ın üstünden 1 YTL para çıkarken, raftaki spor çantada, 7.65 milimetre çapında tabanca 7'si şarjöründe 15 kurşun ve beyaz beresi bulundu.
GİTTİM, VURDUM
Otogarda jandarma karakolunda sorgulanan Ogün Samast, peşpeşe sorulardan bunalınca, iki eliyle yüzünü kapatarak derin bir nefes aldıktan sonra "Hiç şey yapmaya gerek yok abi. Gittim, direkman vurdum" dedi. Montunun sol cebindeki küçük boy Türk bayrağını çıkarıp güvenlik güçlerinin kamerasına poz veren Ogün Samast, bayrağı öptükten sonra yeniden katlayıp cebine koydu. Samast, cinayet sırasında bu bayrağın üzerinde olduğunu söyledi.
PİŞMAN DEĞİLİM
Amatör kümede futbol oynadığını ve 4 yıldır Kick Boks yaptığını anlatan Samast, ifade verirken iki kez izin isteyerek sigara içti. Ogün Samast şunları söyledi: "Cinayeti tek başıma işledim. İnternette Dink'in Türkler için söylediklerini okudum. Yazıları ve konuşmaları kanıma dokunuyordu. Zoruma gidiyordu. Öldürmeye karar verdim. İstanbul'a 2 gün önceden gittim. Bugün olsa yine yaparım. Pişman değilim."
Samast, cinayeti de şöyle anlattı: "17 Ocak Çarşamba günü Trabzon'dan İstanbul'a hareket ettim. Perşembe günü öğleden sonra Esenler Otogarı'na vardım. Geceyi terminalde geçirdim, Cuma sabahı otobüsle Şişli'ye gittim. Agos Gazetesi'ne gidip Hrant Dink'le görüşmek istedim, ancak görüşemedim. Cuma namazı yaklaşmıştı. Şişli Camii'ne gidip cuma namazını kıldıktan sonra yeniden gazetenin önüne gittim. Hrant Dink, binadan çıkıp bir bankaya girdi. Bankadan çıkıp gazeteye giderken beni görünce irkildi. 10 dakika sonra yine gazeteden çıktı. Arkasından yanaştım ve 1 metre mesafeden peş peşe ateş ettim. Pişman değilim, bugün yine yaparım"
ORMANDA ATIŞ TALİMİ
Samast, İstanbul'da ilk ifadesinde şunları söyledi: "Trabzon'da Yasin Hayal'ın gözetiminde atış ve spor talimi yaptım. 15-17 yaş grubunda 10 çocuk arasında iyi silah tuttuğum ve hızlı koştuğum için bu göreve ben seçildim. İstanbul'a giderken Aslan İskender, cebime 180 YTL koydu. Cinayet silahını Yasin Hayal verdi, 'Gazan mübarek olsun' diyerek uğurladı." Katil zanlısı itirafları sırasında sık sık "Yasin Abi bunları duymasın. Anlattığımı ona söylemeyin" dedi.
En çok 16 yıl hapis
OGÜN Samast'a, TCK'nın 82. maddesindeki, "Tasarlayarak kasten adam öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle dava açılacak. 17 yaşında olduğu için ağırlaştırılmış müebbet yerine, 18-24 yılla yargılanabilecek. İnfaz kanunu hükümlerine göre 16 yıl hapis yatacak.
Hürr
İbrahim SEZEN- Şenol ÇAKIR- İsmail AKDUMANMurat SANDIKÇI- İsmail TEMİZ/ DHA

22 OCAK 2007 – Dink cinayetine Van ve Bitlis'ten kınama.
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesiyle ilgili tepkiler sürüyor. Van Bölge Barosu, cinayetin arka planının da aydınlatılmasını isterken, Bitlis'te sivil toplum örgütleri olayı kınayarak 2 dakikalık oturma eylemi yaptı.
Van Bölge Barosu Yönetim Kurulu'nca yapılan açıklamada, olayın utanç verici bir cinayet olduğu belirtildi. Baro Başkanı Ayhan Çabuk, tetikçinin kısa sürede yakalanmasının sevindirici olduğunu belirterek, ancak olayın üstünün kapatılması kaygısı taşıdıklarını söyledi. Soruşturmanın daha da derinleştirilerek arka plandaki bağlantıların ortaya çıkarılması gerektiğini belirten Çabuk, şöyle konuştu:
"Bu eylemi gerçekleştirenlerin yaşı küçük bir tetikçi ile çevresindeki Ermeni düşmanı üç beş kafadarın eylemi olarak görülüp, soruşturmanın bu düzeyde kapatılabileceği kaygısını yaşıyoruz. Türkiye, dünya kamuoyu önünde önemli bir hukuk sınavı veriyor. Umarız bu cinayetin tüm bağlantıları ortaya çıkarılır. Geçmişteki bir çok siyasi cinayetin akibetine uğramaz ve hukuk adına yeni bir sayfa açılmış olur. Dink, TCK'nın 301'nci maddesiyle yargılandığında ırkçı milliyetçi çevrelerin saldırısına uğramış ve hedef haline getirilerek bu cinayete davetiye çıkarılmıştır."
BİTLİS'TE ALKIŞLI KINAMA
Nurullah Eren Caddesi'nde toplanan sivil toplum örgütleri temsilcileri de ellerinde `Hepimiz Hrant Dink'iz' yazılı dövizlerle bir süre yürüdü. Saygı duruşunun ardından yapılan ortak basın açıklamasını okuyan Eğitim-Sen Şube Başkanı Abdulgani Cayhan, geçmişte yaşanan cinayetlere bir yenisinin eklendiğini söyledi. Cayhan, "Musa Anter, Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Çetin Emeç gibi aydın ve yazarların katilleri bulunsaydı, Susurluk, Şemdinli, Danıştay saldırısı gibi olayların failleri bulunsaydı ve aydınlatılsaydı bu cinayet işlenmezdi. Niçin Hrant Dink? Çünkü o bir Ermeni'ydi. O bir Türk'tü. O bir Kürt'tü. O bir Türkiye severdi. Dink'i bir avuç kan için değil, Türk'ün Ermeni'ye dost olmasından korktukları için vurdular" dedi. Açıklamanın ardından toplanan kalabalık 2 dakikalık oturma eylemi ve protesto alkışlarının ardından olaysız dağıldı.

22 OCAK 2007 – Annesi ağladı Yasin tepkisiz dinledi.
Ogün Samast'ı Hrant Dink'i öldürmeye azmettirdiği iddia edilen ‘McDonald's bombacısı' Yasin Hayal'in annesi Huri Hayal ise, “O insanlara kıyamazdı. Zaten bombayı da insanlar için patlattı. Bu işin içinde olduğuna inanmıyorum” diye konuştu. Oğlunun bu olaya karıştığına inanmadığını belirten baba Bahattin Hayal da, “Cinayete ben de üzüldüm. Yazık. Çoluk çocuğu var. O da aile babası. Onun için üzüldüm” diye konuştu.
24 Ekim 2004'te McDonald's Trabzon restoranına attığı bombayla 6 kişinin yaralanmasına neden olan ve 11 ay ceza alan Yasin Hayal'in inşaat işçisi olan babası Bahattin Hayal, oğlunun böyle bir olayın içinde olacağını tahmin etmediğini söyledi. Bahattin Hayal, “Çünkü ben McDonald's olayından sonra Yasin'le konuşup, ‘Oğlum bu işlerin içinde bulunma artık' dedim. O da bana söz verdi ve artık bu tür işlere karışmayacağını söyledi. O olayda avukat tuttum, cezaevinde masraflarını ödedim. ‘Eğer bir daha bu tür olaylara karışırsan benden böyle bir şey bekleme' dedim. Hiçbir şeyden şüphelenmedim ve böyle bir şey olacağını düşünmüyordum. Yine de düşünmüyorum. Yasin daha önce bu tür olaya karıştığı ve son olaydaki çocuk da Pelitli'den olduğu için gözaltına alındı diye düşünüyorum. Bunun ötesinde bir düşüncem yok” dedi.
AĞZINDAN DUYMADAN İNANMAM
Bahattin Hayal, gazetelerde yer alan, Ogün Samast'a Yasin'in silah temin ettiği ve para verdiği iddialarıyla ilgili, “Her gazetede başka iddialar var. Bütün gazeteler demiyor bunu. Bir iki gazete. Resmi olarak açıklanmış bir şey yok. Ben inanmıyorum. Cinayete onun azmettirdiği iddiaları da var. Ama kendisinin ağzından duymadım. Eğer Yasin söylemişse doğru söylemiştir. Böyle bir şey söylediğini de tahmin etmiyorum. Ama söylemişse doğrudur” dedi. Baba Bahattin Hayal, Yasin'in 10 çocuğa yaylalarda atış talimleri yaptırdığıyla ilgili soruları da, “Bilmiyorum. Bilmediğim bir şeye de doğru diyemem” yanıtını verdi.
BİR DAHA CEZAEVİNE GİRMEK İSTEMİYORDU
Bahattin Hayal, Yasin'in hapisten çıktıktan sonra bir depoda gece bekçisi olarak çalıştığını ifade ederek şöyle devam etti:
“Daha sonra bir kahvehane işletti. Son olarak da benimle çalışıyordu. İnşaat ustası olduğum için ufak tefek işler alıyor ve bu işlere gidiyordum. Benimle gelip yardım ediyordu. Son zamanlarda da halinde bir değişiklik yoktu. Ama cezaevinden çıktıktan sonra yaptığımız sohbetlerde, cezaevinde yatmanın çok ağır olduğunu ve bir daha bunu yaşamak istemediğini söylüyordu. Akli denge muayenesi için İstanbul'a gitmiş ve orada 4 ay kalmıştı. Onun bir eziyet olduğunu ve orada insanın kalamayacağını söylemişti.”

Baba Hayal, oğlu Yasin'in cezaevinden çıktıktan sonra ‘Bombacı' olarak anıldığının ve saygı gördüğü yönündeki sorulara da, “Biz öyle görmüyorduk. Kendisi de öyle görmüyordu. Mahallenin ve çevresinin değerlendirmesi” yanıtını verdi.
BEN DYP'LİYİM O BBP'Lİ
Bahattin Hayal, Ogün Samast'ın işlediği cinayeti duyduğunda ağladığını belirterek, “Oğlumun arkadaş grubunda Ogün diye birini tanmıyordum. Kendinden büyük bir arkadaşı veya ‘abi' diye nitelendirebileceğimiz kimse yoktu. Yasin'in siyasi görüşünü siz de biliyorsunuz. Bir dönem BBP ile ilişkiliydi. Herkes bir partiyle ilişkilidir. Ben demokrat bir adamım. Mahallede de DYP'nin belde teşkilatının kurulmasında bulundum. Ama Yasin'in son zamanlarda BBP ile ilişkisi yoktu” dedi.
CİNAYET HABERLERİNİ BİRLİKTE SEYRETTİK
Hrant Dink cinayeti haberlerini evde ailece seyrettiklerini de vurgulayan Baba Bahattin Hayal, “Hem cuma akşamı hem de cumartesi öğlende haberleri birlikte izledik. Annesi bu sırada özellikle Dink'in ayakkabısının yırtık olması nedeniyle ağladı, üzüldü. Ama Yasin hiçbir yorum yapmadı bu cinayetle ilgili. Ne ahı vardı ve vahı vardı. Bana bu olayla ilgili hiçbir yorum yapmadı. Söylendiği gibi, ‘Öldüğü iyi oldu' falan da demedi. Yasin evde gözaltına alınmadı. Akşam geç saatte polis geldi. ‘Evi arayacağız' dediler. ‘Türkiye'de bir olay olunca hemen Yasin'in evini niye arıyorsunuz' dedim. Evden birşey almadılar. Yasin'in bilgisayarı yoktu. Zaten cep telefonu bile yoktu. Cinayete ben de üzüldüm. Yazık. Çoluk çocuğu var. O da aile babası, aile reisi. Onun için üzüldüm. Ben de bir insanım” diye konuştu.
Baba Bahattin Hayal, bu sabah bir TV kanalına canlı telefon bağlantısı ile bağlanan Trabzon Belediye Başkanı Volkan Canalioğlu'nun, konuya ülke ve işsizlik meselesi olarak yaklaşmasını çok anlamlı bulduklarını da sözlerine ekledi.
İNSANLAR İÇİN BOMBALADI
Baba Hayal'in bu sözlerini sokak kapısının arkasından dinleyen Yasin Hayal'in annesi Huri Hayal, bu sırada kapıyı açarak, “Volkan Canalioğlu, bir baba gibi konuştu. Ben anne olarak iyi şeyler düşünüyorum. Oğlum inşallah bu işin içinde değildir. Böyle bir şey yaptığını sanmıyorum. Oğlum insanlara kıyamaz. Zaten o bombayı insanlar için patlattı. İnanamıyorum ve inanmak da istemiyorum. Belediye Başkanı gençlerin isteklerini dile getirdi. Bir baba gibi konuştu” dedi. Huri Hayal, daha sonra hiçbir soruyu cevaplamadan kapıyı kapattı.
ABD'YE PROTESTO
Yasin Hayal'in annesi Huri Hayal'in, ”Oğlum bombayı insanlar için atmıştı” sözleri, Yasin Hayal'in eylemi neden işlediği sorusunu da akıllara getirdi. 24 yaşındaki Yasin Hayal, 24 Ekim 2004'te gerçekleştirdiği ve 6 kişinin yaralanmasına neden olan eylemle ilgili Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki yargılama sürecinde, ilginç ifadeler vermişti. İlk duruşmasında ABD askerlerinin Irak halkına işkence yaparken çekilen fotoğraflarından etkilenerek böyle bir eylem yapmaya karar verdiğini belirten Yasin Hayal, “ABD'yi protesto etmek için bir Amerikan kuruluşu olan Mc Donald's önünde bombalı eylem yaptım. Amacım kimseyi öldürmek veya yaralamak değil, sadece ses getirmekti” demişti.
Yasin Hayal, ayrıca mahkemedeki konuşmasında, “Afganistan, Çeçenistan ve Irak'ta zulme karşı mücadele edenlerin ayaklarını öpüyorum. ABD'nin Afganistan ve Irak'ı işgal etmesinden etkilendim. Bir ABD askerinin, Iraklı bir çocuğun eline verdiği, ‘Çavuş, babamı öldürdü. Şimdi ablamla yaşıyor' yazılı pankartla çekilmiş fotoğraflarını gazetelerde görünce mutlaka bir eylem yapmam gerektiğine karar verdim. Kimyasal gübre, barut ve çivi yardımıyla parça tesirli bir bomba yaptım. Bomba yapımını daha önce kısa süre kaldığım Azerbaycan'daki Çeçen arkadaşlardan öğrenmiştim. Sonra bu bombayı bir ABD şirketi olan Mc Donald's şubesi önünde patlatarak, hem sesimi duyurmak, hem de ABD mallarının boykot edilmesini sağlamayı amaçladım. Kimseyi yaralama veya öldürme niyetim yoktu. Öyle olsa, bombayı kapı önünde değil içeride patlatırdım” ifadelerini kullanmıştı.
DHA
Bahadır ÖKTEM hürr

22 OCAK 2007 - Dink'i andılar.
Diyarbakırlı çocuklardan Türkçe ve Ermenice şarkı.
DİYARBAKIR Sur Belediyesi Çocuk Meclisi ve Çocuk Korosu, gazeteci Hrank Dink'in silahlı saldırı sonucu öldürülmesini kınadı. Belediye Çocuk Korusu Dink anısına `Barış istiyoruz' adlı şarkıyı Türkçe ve Ermenice okudu.
Sur Belediyesi Çocuk Meclisi ve Korosu Çocuk Hakları Anıtı önünde gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesini protesto etti. Yaklaşık 20 çocuğun katıldığı protesto gösterisinde çocuk korosu adına konuşan korodaki çocuklardan Songül Metin, dünyada ve Türkiye'de yaşanan her ölümün çocuklara vurulmuş bir darbe olduğunu söyledi.
Metin, "Bu darbeler hayallerimizin yarım kalmasına, umutlarımızın eksilmesine, geleceğimizin karartılmasına neden oluyor. Gazeteci Hrant Dink'in katledilmesi, ölümün soğuk yüzünü biz çocuklara bir kez daha göstermiştir. Artık ölümler görmek istemiyoruz. Ölümün acılarını bu yaşımızda yeterince gördük, artık buna `dur' demek istiyoruz" dedi.
Çocuk olduklarını ve çocukça yaşamak istediklerini dile getiren Metin, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Dünyanın bütün çocukları gelin el ele verelim ve gözlerimizi kapatarak bir barış şarkısı söyleyelim. Öylesine içten söyleyelim ki gözlerimizi açtığımızda gerçekten barış olsun, ölümler son bulsun. Gelin dünyayı güzelleştirelim. Eğer bütün bunları yaparsak o zaman kimse üzülmez. Ölümler olmaz, acılar gözlerimize sinmez. Eğer istersek ve gerçekten yaparsak herkes mutlu olur. En iyisi gelin biz bu şarkıyı söyleyelim."
Çocuklar daha sonra, Dink anısına Türkçe ve Ermenice `Barış istiyoruz' adlı şarkıyı seslendirdi.

22 OCAK 2007 - Ermenilerden çok ses getirecek ‘soykırım’ filmi.
Türkiye’nin başını ağrıtacak “Screamers” (Çığlık Atanlar) belgesel filmi 25 Ocak’ta Amerika’da gösterime girecek. BBC’nin desteğiyle çekilen filmde sözde soykırımdan kurtulduğu iddia edilen kişilerle röportajlar yer alıyor.
Hrank Dink cinayetinin ardından ABD Meclisi’nde kabul edilme şansı oldukça artan soykırım iddiaları şimdi de dünyaca ünlü İngiliz televizyonu BBC’nin desteğiyle Türkiye’nin başını oldukça ağrıtacak bir şekilde gündeme gelecek.
25 Ocak’ta ABD’de gösterime girecek olan “Screamers” (Çığlık Atanlar) isimli belgesel film, dünyada milyonlarca hayranı bulunan Ermeni asılı Ameirkan rock grubu System of a Down ve BBC’nin ödüllü gazetecisi Carla Garapedyan tarafından çekildi. Ailesi Van ve Sivas’ta yaşayan ve sözde soykırımdan kurtulduğu iddia edilen Garapedyan’ın yönetmenliğini yaptığı filmde sözde soykırımdan kurtulduğu öne sürülen kişilerle yapılan görüşmeler, soykırım iddialarını destekleyen Türk tarihçi Taner Akçam, öldürülen gazeteci Hrant Dink gibi isimlerle yapılmış röportajlar yer alıyor.
Müzik grubunun vokalisti Serj Tankian, “Dedemin ve Ermeni soykırımından kurtulan herkesin doğru bir şekilde hatırlanması benim için çok önemli.
Ermenilerin uğradığı zulmün artık jeopolitik çıkarlara kurban gitmesini istemiyorum” dedi. Filmdeki sahnelerden birinde Tankian ve davulcu John Dolmayan, Senato binası önünde eski Beyaz Saray sözcüsü Denis Hastert ile “Neden Ermeni tasarısını kabul etmediniz” diye tartışıyor. Tankian, “Dennis doğru şeyi yapmadı ama umarız Nancy Pelosi ve diğer kongre üyeleri Ermeni tasarısını kabul eder” diyor.
İşte filmdeki İDDİALAR
İşte afişinde Talat Paşa’nın resminin bulunduğu ve sonunun da sözde soykırımın gerçekleştiği bir Türk kasabasında çekildiği belirtilen filmde yer alan iddialar:
*Talat Paşa’nın emriyle 1.5 milyon Ermeni bilinçli bir şekilde katledildi.
* Bu soykırım, 90 yıldır hem Türkiye tarafından hem de Amerikan yönetimleri tarafından inkâr ediliyor. Saddam’ın Kürtlere uyguladığı soykırım, Sudan’ın Darfur kentinde yaşanan soykırım Ermeni soykırımının kabul edilmemesi nedeniyle gerçekleşti.
*Dick Cheney, Tankian’ın 100 yaşındaki büyükbabasına gönderdiği mektupta, “Ermeni soykırımından skurtulup 100 yaşınıza ulaştığınız için sizi tebrik ederim” ifadesini kullandı. Bu mektupla Amerikan yönetimi ilk kez yaşananların soykırım olduğunu kabul etmiş oldu.
Türkiye geçmişiyle yüzleşmeli.
*The Observer (İngiltere): ’Türkiye, geçmişi ile yüzleşmeli’ başlığıyla şöyle yazdı: “Türk Devleti, elbette ki Sayın Dink’in ölümünden sorumlu değil, ancak ülkenin geçmişinin utanç verici bölümlerinin açık bir biçimde tartışılmasına izin verme isteksizliği gazetecilerin kolayca hain olarak nitelendirildiği bir iklim yaratıyor” yorumunu yaptı.
*The Sunday Times (İngiltere): “Türk sağının nefret ettiği editör vuruldu” başlıklı haberinde “Dink cinayeti zamanlanması, Türkiye’nin AB hedefi açısından daha kötü olamazdı“ yorumunu yaptı.
*Le Figaro (Fransa): Ankara’nın ” Ermeni soykırımı “ iddialarının araştırılması için bir komisyon kurmasını önerdiğini anımsatan gazete, ” Kemalist devletin temsilcilerine göre daha esnek olan Erdoğan hükümeti, ihtiyatlı bir açılım kartını oynuyor “ görüşünü dile getirdi.
*New York Times (ABD): Dink cinayetinin Türkiye’yi şok ettiğini belirterek çeşitli çevrelerden analistlerin cinayetin Türkiye’ye doğrudan hedef alan bir saldırı olduğu konusunda birleştiklerini yazdı.
*ABC (İspanya): Hrant Dink’in öldürülmesinin zanlısı olarak 16-17 yaşında bir kişinin gözaltına alındığını belirterek bunun cinayetin sadece tam 32 saat sonra meydana geldiğine dikkat çekti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Gönder